Amin Maalouf: İyi olsunlar, kötü olsunlar, sözler birer ok gibidirler

Hasan Sabbah, Büyük Vezir’in vazgeçemediği yararcılarından biri oluverdi. Sahte tüccardan, sahte dervişten, sahte acılardan oluşan ve Selçuklu İmparatorluğunu baştan aşağı dolaşan bir muhbirler şebekesini kısa zamanda kurmuştu ve her saray da, her çarşıda, her evde kulağı vardı.

Devamı…Amin Maalouf: İyi olsunlar, kötü olsunlar, sözler birer ok gibidirler

Alamut’un Efendisi Hasan Sabbah’ın Vasiyeti ve Ölümü – Pol Amir

Pol AmirHasan Sabbah, öleceğini biliyor ve korkusuzca ölümü bekliyordu. Ölümünün yaklaştığmı anlaymca yerine geçecek olan Bozorg Ümit ve diğer büyük daileri huzuruna çağırıp onlara şu sözleri söyledi:- Ben vasiyetimi yaptım. Gerekli şeyleri de söyledim. O sözlerime şimdi ekleyecek bir sözüm yoktur. Eğer söylemeye kalkarsam aynı şeyleri tekrar etmiş olurum. Şu anda söyleyeceğim sözler yalnız iki kişi hakkında olacaktır. Onlar büyüklerin en büyükleri olmalarına rağmen ben onların adlarını sizlere hiç söylemedim. Ölüm saatim yaklaştığı için onlar hakkında sizlere biraz bilgi vermek istiyorum. Onlardan birisi Nasır Husrev Ulvu Kobadiyani’dir.

Devamı…Alamut’un Efendisi Hasan Sabbah’ın Vasiyeti ve Ölümü – Pol Amir

Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah – Bernard Lewis

Alamut KalesiOrtaçağ Haşhaşilerinin seçtikleri kurbanlar istisnasız, mevcut düzenin yöneticileri ve önderleri olmuştur: Hükümdarlar, generaller, vaizler ve önde gelen din adamları. Modern emsallerinin aksine, yalnızca önemli ve güçlü kimselere saldırılar düzenlemiş ve hiçbir zaman kendi halinde yaşayan sıradan insanlara zarar vermemişlerdir. Silahları neredeyse her zaman, tayin edilmiş suikastçının bizzat sahip olduğu hançer olmuştur. O zamanlar kullanılmakta olan yay, arbalet, ve zehir gibi daha güvenilir silahlardan neredeyse hiç faydalanmamış olmalarıysa kayda değer. Demek ki en sıkı korunan ve zor hedeflerle, en tehlikeli saldırı biçimlerini tercih etmişlerdi.

Devamı…Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah – Bernard Lewis

Suçlamalar ve Çirkin Adlandırmalar, Hasan Sabbah’ın Alamut Yıllarından Bazı Ayrıntılar

Hasan SabbahSuriye İsmailileri için Haşişiyya sözcüğünü kulaktan öğrendikten sonra, Haçlılar daha fazla yalanlar ileri sürdüler. Dava’larını ölüm-kalım mücadelesi olarak her an omuzlarında taşıyan İsmaili fedailerinin korkusuz davranışları, dünyalık ödüllerden başka birşey için yaşamlarını tehlikeye nadiren atan Haçlıları fazlasıyla etkilemişti. Haçlılar İsmaili fedailerinin cesaret ve yiğitlikleriyle yarışmakta başarısız oldular. Bunun üzerine onların savaşa girmeden önce haşiş kullandıkları propagandasını yaydılar. Ancak onlar, haşişin neden olduğu sarhoşluğun, tehlikeli ve yiğitlik isteyen misyonlarını yerine getirmek ve sorumluluk yüklenmek için cesareti ateşleme eğiliminden doğan bir şiddetten ziyade, sadece bir çeşit tam vecd (çoşku) hali içerdiğini öğrenmeyi unuttular.

Devamı…Suçlamalar ve Çirkin Adlandırmalar, Hasan Sabbah’ın Alamut Yıllarından Bazı Ayrıntılar

Efsaneler ve gerçekler Hasan Sabbah ve Nizariler – Baha Okar

Cennet bahçeleri ve afyonkeş fedailer gerçek mi?/ Haçlıların ve Marco Polo’nun kaleminden Hasan Sabbah ve Nizariler / Batı’nın zihnindeki Doğu ve Hasan Sabbah / İsmaililer ve İslam’da muhalefetin toplumsal temelleri / Eşitlikçi İsmaili Cumhuriyeti: Karmatiler / Hasan Sabbah’ın Yeni Davet’i ve Nizariler / Daî örgütlenmesi ve Nizarilerin devlet yapısı
İsmaililerin ve bu devrimci geleneğin son halkası olarak Hasan Sabbah ve Nizarilerin nihai hedefleri zulmün olmadığı adil bir dünya kurmaktı. Bu balamdan başarısız oldukları, tarihin bildiğimiz akışım değiştiremedikleri kesindir. Ancak, ezilenlerin pek çok isyan deneyimini aşarak örgütlenmeleri, mücadele yöntemleri ve kısa salmayacak süreler boyunca iktidarı ele geçirebilmiş olmalarıyla tarihin yaprakları arasında unutulup gitmemeyi de başardılar. Tarihin egemenlerin gözünden yazımı her ne kadar çarpıtıp karalasa da, balçıkla sıvanmayacak nitelikleriyle ezilenlerin tarihinde özgün ve dikkate değer bir yer edindiler.

Devamı…Efsaneler ve gerçekler Hasan Sabbah ve Nizariler – Baha Okar

Hasan Sabbah, Sufiler ve Haşiş Kullanımı Konusunda Tarihsel Gerçekler – İsmail Kaygusuz

Hashish (Haşiş) ya da Hashisha, cannabis sata olarak latinceleşen kenevir otu için kullanılan Arapça sözcük. Onun çok iyi bilinen bir çeşidi Hindistan keneviri ya da Cannabis Indica, uyuşturucu etkisinden dolayı eski zamanlardan beri Uzak Doğu?da kullanılmaktaydı. Hashish sözcüğünü açıklayan en erken söylem, Abu İshak Şirazi’nin (ö.1083) ?At-Tadhkirah fi?l Khilaf?ında bulunur. Hasiş kullanımı Suriye, Mısır ve diğer Müslüman ülkelerde 12 ve 13.yüzyıllar boyunca toplumun aşağı kesimlerinde artmıştı. Müslüman yazarlar tarafından, haşiş kullanımının ve kullanıcıların ahlak ve dinleri üzerinde etkili olduğunu betimleyen çok sayıda risaleler yazılmıştır.

Devamı…Hasan Sabbah, Sufiler ve Haşiş Kullanımı Konusunda Tarihsel Gerçekler – İsmail Kaygusuz

Alamut Bahçeleri, Hasan Sabbah ve İsmaili Fidaileri Üzerine Birkaç Söz – İsmail Kaygusuz

Alamut İsmaililerin tarihi çirkin bir biçimde sunulduğundan hep yanlış anlaşıldı. Yazık ki, Alamut çağı hakkında, hemen hemen hiç gerçek İsmaili kaynağına sahip olmayışımız çok üzücü bir durumdur. Günümüze kalan kaynakların çoğu, aldatıcı ve bölük pörçük söylenti bilgileri temel alan saldırgan kamplardan bize ulaşmıştır. Onların, içsel gerçekliği kanıtlamayı denemeksizin sadece görünüşteki yüzeysel değerler üzerinden alınmış bilgiler olduğu gözüküyor. Oysaki tarihin, bir masaldan ve bir hikayeden farklı olarak, ayrıca ispatlanması gerekir. Örneğin İsmailileri anlatan en eski kaynaklardan biri, fakat çok acımasız bir İsmaili karşıtı olan Cuveyni‟nin tarihidir. Gerçek İsmaili inanç ve geleneklerini çarpıtmaktan sorumlu olan odur.

Devamı…Alamut Bahçeleri, Hasan Sabbah ve İsmaili Fidaileri Üzerine Birkaç Söz – İsmail Kaygusuz

Hasan Sabbah’ın Selçuklu Saldırılarına Karşı Alamut Savunması – İsmail Kaygusuz

Selçukluların zorba yaklaşımı ve tehdidi Hasan bin Sabbah’ı, fedailerinden birine Sultan’ın yatağı üzerine, kabzasına kağıt sarılı bir hançer koydurdu. Kağıtta şunlar yazılıydı: “Senden çok uzakta Alamut kayalığı üzerinde yattığım seni aldatmasın, çünkü kendine hizmet için seçmiş olduğun kimseler de benim buyruğumdadır ve bana itaat ederler. Yatağına bu hançeri koyabilen biri, onu yumuşak kalbine de saplayabilirdi. Bu sana bir ihtar olsun!”
 Büyük bir dehşete düşen Sultan çok korktu. Kuşatmanın kaldırılmasını emretti e düşmanca planlarından azgeçti. 1123 yılı içinde Hasan bin Sabbah ile, Nizari İsmailileri Bağımsız Deleti’ni tanıyan bir barış andlaşması yaptı.

Devamı…Hasan Sabbah’ın Selçuklu Saldırılarına Karşı Alamut Savunması – İsmail Kaygusuz

Dünyanın İlk Suikastçileri: Hasan Sabbah, Haşhaşiler ve Alamut Kalesi

İsmaililerin Seyyidina Hasan bin Sabbah diye çağırdıkları Hasan Sabbah Kum kentinde doğdu. Ataları kendisinden altı kuşak önce Yemen’den gelip Küfe yakınlarında Himyari’de yerleşmiş. İran’a geçerek bir süre Kum’da kalan Sabbah ailesi, daha sonra Rey’de yaşamaya başlamışlar. Kısacası Hasan Sabbah İran’da doğup yetişmiş ,Yemen kökenli Küfeli bir Araptır. Hasan Sabbah 17 yaşına kadar Oniki İmamcı Şii eğitimi almış. Ancak on yedisinde dai Amir Darrin’den el alıp, İsmaili davasına katılmıştı. İsmaili davası üzerinde, propagandistler tarafından birçok kitaplar okutulup, eğitim derecelerinden geçirildikten sonra İmam Cafer oğlu İsmail’in İmamlığının ve onun ardıllarının yasallığına inandırılmış. Böylelikle Fatimi İsmaili davasınına kazanılmıştı. Mustansır üzerine ahd (ikrar, yemin) töreninden’ geçerek, onun zamanın imamı olduğunu kabul edip İsmailizmi kucaklamıştı.

Devamı…Dünyanın İlk Suikastçileri: Hasan Sabbah, Haşhaşiler ve Alamut Kalesi

İsmaililer ve Hasan Sabbah: Köken ve Miras | İslam’da muhalefetin toplumsal temelleri

Nizari İsmaililerin efsanelere konu olan tarihi, Hasan Sabbah’m 1090 yılında Alamut Kalesini ele geçirmesiyle başlar. Bu dönemde İsmaililerin merkezi Mısır’daki Fatımi Halifeliğiydi. Hem İran hem de Suriye’deki İsmaililer Kahire’nin dinsel ve örgütsel otoritesine bağlıydı. 1072 yılında mezhebe katılmış olan Hasan Sabbah da, bu merkezin yönetiminde propaganda ve örgütlenme çalışması yürüten İsmaili daîlerinden (davetçi) biriydi. Eğitim için Mısır’a gönderildiğinde oradaki çürüme ve yozlaşmaya şahit olmuş, muhalif tavrı nedeniyle Mısır’dan uzaklaştırılmıştı. (25)

Devamı…İsmaililer ve Hasan Sabbah: Köken ve Miras | İslam’da muhalefetin toplumsal temelleri

Tasavvuf Düşüncesi, Alevilik, Batinik ve Vahdet-i Vücut – Orhan Hançerlioğlu

İslamsal disiplin içinde oluşmuş bulunan tasavvuf deyimi, genel olarak, iki öğeyle açıklanmaktadır. Bunlardan biri varlık birliği (Ar. Vahdet-i vücut) felsefesi, ikincisi dinin yüzeyiyle yetinmeyerek derinliklerine inme eğilimidir. Ne var ki bu öğelerin ikisi de İslamsal tasavvufun başlangıcında geçerli değildirler, akıma zamanla katışmışlardır. İslamsal tasavvuf, ilkin, Batı’da da görüldüğü gibi, dinsel yaşamın aşırı, ama zorunlu bir sonucu olan gizemcilik (Fr. Mysticisme)’le başlamıştır. İlk mutasavvıflar dinsel yaşamı, içlerine kapanarak, bireysel olarak ve ruhsal [sayfa 144] yanlarıyla yaşamak isteyen aşırı sofulardı. Bu sofular, varlık birliği felsefesinden habersiz oldukları gibi kutsal kitabın açık anlamlarının altındaki gerçek anlamlarını bulup çıkarmak isteğini de duymamışlardı. Amaçları, sadece, aşırı bir Müslüman olarak, dünya işlerinden el etek çekip bütün gün ve gecelerini dinsel bir yaşama vermekti.

Devamı…Tasavvuf Düşüncesi, Alevilik, Batinik ve Vahdet-i Vücut – Orhan Hançerlioğlu

Batı’nın zihnindeki Doğu ve Hasan Sabbah, Modern İsmaili araştırmaları – Baha Okar


Uzunca bir süre boyunca Batı’nın Nizariler hakkındaki bilgi ve düşüncesini özetlersek, acımasız ve yiğit bir şeyh, ölümüne bağlı müritler, gözü kara fedailerin en güçlü kralları bile korkutan suikastları, sadakati pekiştirmek için kullanılan afyon ve cennet bahçeleri, bu anlatanın akılda kalan öğeleridir. Dünya güzeli huriler ve altın hançerler de eklendiğinde, Avrupa’da dilden dile dolaşacak “Haşîşî efsanesi” tamamlanmaktadır.

Devamı…Batı’nın zihnindeki Doğu ve Hasan Sabbah, Modern İsmaili araştırmaları – Baha Okar

Hasan Sabbah Üzerine | Eşitlikçi İsmaili Cumhuriyeti: Karmatiler – Baha Okar

Tüm bu toplumsal dalgalanmalar İsmaililiğin yapısına ve gelişimine de etkide bulundu. Mevalinin İslam toplumuyla bütünleşip ayrı bir sınıf olarak ayırt edici niteliklerini yitirmesiyle birlikte, İsmaililik ile mevalinin toplumsal özlemleri arasında oluşmuş özdeşlik ortadan kalktı. Bunun yerine İsmaililik ekonomik ve toplumsal olarak ezilen her kökenden kitlelerin daha geniş ve köklü muhalefeti için uygun bir siyasal çerçeve haline geldi. İsmaililiğin, Mehdinin dünyaya adalet getirmek üzere kısa zamanda geleceğini ilan eden mesajı, bu kitleler için oldukça etkili bir çağrıydı. Uzun süren gizlilik döneminin ardından İsmaililik, elverişli toplumsal-siyasal koşullardan da beslenerek, dinamik bir devrimci hareket olarak ortaya çıktı.

Devamı…Hasan Sabbah Üzerine | Eşitlikçi İsmaili Cumhuriyeti: Karmatiler – Baha Okar

Yaşamı çarpıtılmış önemli bir sahsiyet Hasan Sabbah ve Alamut İsmailileri – İsmail Kaygusuz

1. Alamut Öncesi Hasan Sabbah ve Kısa Yaşam Öyküsü
İsmaililerin Seyyidina Hasan bin Sabbah diye çağırdıkları Hasan Sabbah (Ali oğlu Muhammed oğlu Cafer oğlu el-Huseyin oğlu Muhammed oğlu el-Sabbah, el-Himyari) Kum kentinde doğdu. Ataları kendisinden altı kuşak önce Yemen’den gelip Küfe yakınlarında Himyari’de yerleşmiş. İran’a geçerek bir süre Kum’da kalan Sabbah ailesi, daha sonra Rey’de yaşamaya başlamışlar. Kısacası Hasan Sabbah İran’da doğup yetişmiş, Yemen kökenli Küfeli bir Araptır. Hasan Sabbah 17 yaşına kadar Oniki İmamcı Şii eğitimi almış. Ancak onyedisinde dai Amir Darrin’den el alıp, İsmaili dava’sına katılmıştı. İsmaili dava’sı üzerinde, propagandistler tarafından birçok kitaplar okutulup, eğitim derecelerinden geçirildikten sonra İmam Cafer oğlu İsmail’in İmamlığının ve onun ardıllarının yasallığına inandırılmış. Böylelikle Fatimi İsmaili dava’sınına kazanılmıştı. Mustansır üzerine ‘ahd (ikrar, yemin) töreninden’ geçerek, onun zamanın İmamı olduğunu kabul edip İsmailizmi kucaklamıştı. 1072’de İran’da görevli Rey’de oturan baş dai Abdul Malik el-Attaş’ın huzuruna çıkarılmış. Dava’ya yeni girmiş biri olarak kendisine görev verildi. Onu Mısır’a gönderen de baş dai el-Attaş olmuştur. Böylelikle 30 yıl önce Nasır Husrev’in yaptığı gibi Fatimi dava’sının merkezi karargâhını ziyaret etmiş olacaktı.

Devamı…Yaşamı çarpıtılmış önemli bir sahsiyet Hasan Sabbah ve Alamut İsmailileri – İsmail Kaygusuz