Tezer Özlü: Benim en büyük mutluluğun herşeyden kaçmak. Herşeyden…

0
111

Her dünyadan, her öteki dünyadan, her yaşamdan. Ben her gece ölüyorum. Her sabah yeniden canlanıyorum. Her yirmidört saatlik zaman dilimi hem ölüm hem yaşam aynı zamanda. En sonunda benim Ben’im ve benim Ben’im “Ben” olacaklar.

Mezarlıktaydı. Kabrini ziyaret etti.
Mezarlığın kilometrelerce uzayan duvarları…
Katolik mezarları, çok renkli, duvarların dibinde…
Kamera mezarlık duvarlarını trenin gidişindeki gibi gösterir…
Dış ses: Kadın: Benim en büyük mutluluğum herşeyden kaçmak. Herşeyden. Tüm çocuklardan. Tüm acılardan. Tüm sevgilerden. Tüm orgazmlardan. Tüm gecelerden. Tüm günlerden. Her hilal aydan, her ülkeden. Her sınırdan.
Kamera mezarlığın duvarlarını tarar.
Dış ses: Kadın: Her dünyadan, her öteki dünyadan, her yaşamdan. Ben her gece ölüyorum. Her sabah yeniden canlanıyorum. Her yirmidört saatlik zaman dilimi hem ölüm hem yaşam aynı zamanda. En sonunda benim Ben’im ve benim Ben’im “Ben” olacaklar.
Tren gider…
S. Stefano Belbo istasyonu
Bir köşede ufak bir oğlan güneş şemsiyesi ile duruyor. Yanında iki koyun var. Trenden birkaç kişi daha iniyor. Ufak bir otobüs gardan Belbo’ya gidiyor.
S. Stefano Belbo. Alan.
Locanda dell’Angelo
Kadın kahvenin önündeki bir sallanan sandalyede sallanıyor. Kahvede birçok genç ve yaşlı erkek oturuyor. Çocuklar…. Hızlı, canlı bir İtalyan müziği çalıyor… Çok canlı bir atmosfer. Kadın da canlı… Bardaki adamlar ona bira yolluyor… Hiç çekinmeden bara gidiyor, herkesle sohbet ediyor. Burada duvarda asılı olan Pavese’nin resmine bakıyor… Burada herkes Pavese’yi tanıyor. Herkes onunla akraba olduğunu söylüyor…
Biri: Nuto hayatta hâlâ…!
Kadın: Onu nerede bulabilirim?
Aynı adam: Ben seni motosikletimle götüreyim ona…
Motosiklet Canelli’ye gider…
Kamera motorsikleti yalnız arkadan izler…
Nuto’nun atölyesine…
Ertesi sabah…
Nuto’nun atölyesi. Nuto ağacın gölgesinde oturmuş gazete okumaktadır. Beyaz köpeği ayak ucunda yatar. Sessizlik. Ama kara yolundan birçok araba ve motorsiklet geçer. Yol atölyenin ön kısmındadır. Kamera Nuto’dan ağaca yükselir… Yeşilliğe… Beton çatıda kadın yatmaktadır… yazıyor.
Kamera Belbo’nun tepelerini ve bağlarını çepeçevre tarar…
Flash back
Kamera kadının 6 yaşındayken yaşadığı çevrenin tepelerini gösterir (Şimdi hiçbir şey duyulmaz. Yolun gürültüsü kesilmiştir…) Bir avlu görüyoruz… tıpkı S. Stefano Belbo’daki mandra avlularına benzeyen bir avlu. Avluda büyük, tersine döndürülmüş bir üzüm sepeti var, hareket ediyor… Ağabey sepete yaklaşıyor. İki çocuğun oynadığı görülüyor. Ağabey sepeti kaldırıyor… İki çocuk utanıyor…
Ağabey: Gene doktorculuk mu oynuyorsunuz?
Çoçuk (6 yaşındaki kadın) koşarak kaçıyor…
Mutfağa. Mutfağın kapısı doğrudan doğruya bahçeye açılıyor. Mutfağa girdiği anda gördüğü şey karşısında dehşete kapılıyor. Büyükanne mutfak tezgahının önünde durmuş. Karnını açmış. Büyük bir bıçağı karnına, tam midesine tutmuş kıpırdamadan duruyor.
Çocuk: Ne yapıyorsun?
Büyükanne: Kendimi öldürmek istiyorum.
Çocuk: İnsan kendisini hiç kıpırdamadan öldürebilir mi?
Nuto’nun atölyesinin önünden geçen arabaların sesini duyuyoruz gene.
S. Stefano Belbo. Gece. Geç vakit.
Kadın kaldığı Casa di Rosa’ya doğru gider. Yolda yürürken gece yola vuran gölgesini izler.
Odada. Kepenkler yarı kapalı.

Tezer Özlü
Zaman Dışı Yaşam – Senaryo [YKY]

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz