Sosyal Bir Kavram Olarak Kişi – Itir Erhart

Kişi kavramı, toplumsal hayatta son derece kritik bir rol oynar. Hukuk sistemlerimiz, en önemli meselelerde, kişinin ne olduğu sorusuna verilen cevaba başvurur. Bir suçlunun hapse atılıp atılmayacağına karar verileceği zaman, suçluyla ilgili olarak ilk sorulan soru, onun rasyonel seçimler yapabilecek durumda olup olmadığıdır ki, bu, birçoğumuz için kişi olmanın esas bileşenlerinden biridir.

Aynı şekilde, bir bireyin evini satma ehliyetinin olup olmadığına, sürücü belgesine sahip olmaya devam edip edemeyeceğine veya yargıç olarak görevde kalıp kalamayacağına karar verilirken, mahkemeler, psikiyatrlara başvururlar; söz konusu varlığın, sorumluluk duygusuna sahip, rasyonel davranan bir fail olarak hareket etmesine mani olacak zihinsel bir durumunun olup olmadığını sorarlar.

Biyomedikal etikte, ceninin, embriyonun ve bitkisel hayatta olanların hakları bahis konusu olduğu zaman ‘kişi’ kavramı kullanılır. Kürtaj taraftarı ve kürtaj karşıtı iddialar kişi kavramının farklılığına dayanır. İnsan cenininin ‘kişi’ olduğuna inanan kürtaj karşıtları, hamileliğin müdahaleyle sona erdirilmesine karşı çıkar ve kürtajın cinayet olduğunu savunurlar. Bizim nasıl yaşamaya hakkımız varsa, aynı şekilde ceninin de yaşama hakkı vardır, derler. Diğer yandan, kürtaj taraftarları da, ceninin henüz kişi olmadığı ama gelişerek kişiye dönüşme potansiyelini taşıdığına dair nörolojik ve biyolojik kanıtlarla iddialarını desteklemeye çalışırlar.

Bireyin bu hakka sahip olmaya tam olarak ne zaman başladığı konusunda çok fazla çalışma vardır. İnsan embriyonlarıyla kök hücre araştırmalarını destekleyenlerle bu araştırmalara karşı olanlar arasında da benzer temeller üzerinde tartışmalar yaşanmaktadır. Eğer embriyonun kişi olduğu kabul edilirse, örneğin Alzheimer, Parkinson ve diyabet gibi hastalıklara tedavi bulmak için embriyo üzerinde araştırma yapılması, aynı amaçla bebeklerin kullanılmasından farklı olmayacaktır.

Ceninin hakları konusunda başka benzer bir tartışma da, cenine bakacak durumda olmayan, yani zihinsel hastalığı olan veya uyuşturucu bağımlısı olan bir annenin cenininin sağlığının korunmasıyla ilgilidir. Kürtaj karşıtları, bir süre önce, “ceninin kişi olması” fikri lehine yasal bir dayanak kazanmayı başardılar. Şu anda ABD’de 30 eyalette geçerli olan Cenin Cinayeti Kanunu (Foetal Homicide Law), ceninin ölümünden sorumlu olduğuna hükmedilen anne aleyhine ceza talep edilmesine olanak veriyor. Eğer bebek ölü doğmamışsa ama annenin hamilelik sırasında aşırı alkol alması veya uyuşturucu kullanması yüzünden sağlık sorunları varsa, o zaman anne, çocuğun hayatını tehlikeye atmak suçlamasıyla yargılanabilmektedir. Bu kanun, aynı zamanda, bir saldırı sonucunda hamile bir kadının ve karnındaki ceninin ölümü durumunda, iki kişinin birden ölümüne sebebiyet verme suçundan dava açılmasına olanak vermektedir.

Bitkisel hayatta olanların ve komadaki hastaların haklarının savunmasında da benzer dayanaklar öne sürülmektedir. Organ bağışı veya ötanazinin aleyhinde olanlar, hastanın hâlâ bir kişi olduğunu, bir gün uzun uykusundan uyanıp normal işlevlerine dönmesi ihtimalinin bulunduğunu öne sürerler.

Yapay zekâ hakkında tartışmalarda da kişi kavramı kullanılmaktadır. Bilim insanları ve filozoflar, bizi kişi yapanın tam olarak ne olduğunu (özgür irade, birinci şahıs perspektifi, rasyonellik, maksatlı faillik, sorular sorma yeteneği) ve bu özelliklere sahip olacak kadar mükemmel bir robotun olup olamayacağını anlamaya çalışmaktadırlar. Eğer gün gelir bilim kurgu senaryolarındaki gibi robotlar toplumumuzun, iş gücümüzün parçası olursa, onların biz kişilerin yararlandığı hak ve ayrıcalıklardan yararlanıp yararlanmayacağına, robotlara kişi muamelesi yapıp onlara karşı davranışımızı ona göre belirleyip belirlemeyeceğimize karar verirken kişi kavramını kullanacağız. Philip K. Dick’in Do Androids Dream of Electric Sheep? adlı yapıtındaki gibi bir toplum hayatı sürmeye başlarsak –Ridley Scott “Blade Runner” filminde bu kitaptan esinlenmiştir– bazı toplumsal meseleler hakkında, yani robotların kişilerle evlenip evlenemeyeceği, robotların başbakan seçilip seçilemeyeceği gibi konularda karar verilirken bu kavram kritik öneme sahip olacaktır.

Tarih, sosyoloji, ilahiyat, psikoloji ve antropoloji gibi sosyal bilimler de ‘kişi’ kavramını kullanır. Özellikle insanoğlunun kendini her şeyin üzerinde bir kişi, tabiattan esas itibariyle farklı olan akıllı, rasyonel bir fail olarak görmeye başladığı Aydınlanma’dan sonra, bu kavram daha büyük önem kazandı. İnsanoğlu bu ayrıcalıklı statüyü kazandıktan sonra, çok sayıda filozof, Locke’u izleyerek, bir kişi tanımı bulmaya ve kişi için, insan ve hayvanın özdeşlik şartlarından farklı özdeşlik şartları bulmaya çalıştılar.

Yani ‘kişi’ kavramı ihtiyaçtan doğmuştur. Bu kavram toplum ve ahlak felsefesinde ve günlük hayatlarımızda son derece önemli bir yere sahiptir. Birçok ahlaki ve yasal ihtilafın çözümünde ‘kişi’ kavramına ihtiyacımız olmaktadır. Hastanede yatan, hastalığın son safhasına gelmiş bir Alzheimer hastası ile milyonlarca dolara sahip iş adamının aynı kişi olup olmadığını bilmeliyiz ki söz konusu kişinin vasiyetinin geçerli olup olmadığı konusunda bir karara varabilelim. Bizim için çok değerli olan birinin hemisferektomi ameliyatı geçirmesi söz konusu olduğunda, ameliyat lehinde veya aleyhinde karar verebilmek için, sevdiğimiz kişi ameliyattan sonra aynı kişi mi olacak yoksa artık kişi bile mi olmayacak bilmemiz gerekir. Bir sanığı kasten ölüme sebebiyet vermek suçundan yargılamadan önce, onun rasyonel seçimler yapma yeteneğine sahip olup olmadığını bilmemiz gerekir. Bütün bu durumlarda, onların insan olduklarını, aynı insanlar olduklarını bilmek, sorunlarımızı çözmeyecektir.

Ben, kişinin son derece önemli bir kavram olduğunu, hatta bizim için insan veya organizma kavramlarından da daha önemli bir kavram olduğunu kabul ediyorum. Bu konuda bir itirazım yok. Benim yapmak istediğim, kişinin statüsü konusuna biraz şüpheci yaklaşmak. Kişi olma tanımlarını bu bölümde tartıştığım ilk üç filozofun tersine, ben, kişinin bir öz kavramı olmadığını savunuyorum. Kişi, hiçbir varlığın özdeşlik şartlarını tanımlamaz. Ben, daha ziyade, kişinin, tıpkı koca, öğrenci, başbakan gibi sosyal olarak kurulmuş bir kavram olduğuna, bir evre kavramı olduğuna, toplumumuzun ihtiyacını karşılamak için geliştirilmiş olduğuna inanıyorum. III. ve IV. bölümlerde bunu kanıtlama yönünde dayanaklarımı sunacağım.

Şimdilik, altını çizmek istediğim nokta şu: herhangi bir filozofun kişi tanımını kabul edip (Locke’unkini, Rudder Baker’ınkini, Frankfurt’unkini veya başka birisininkini) kişinin bir evre kavramı olduğunu savunabiliriz. Tercih ettiğimiz kişi tanımı, benimseyeceğimiz kişinin özdeşliği teorisi konusunda bir şey söylemez. Kavram konusunda vardığımız sonuç, kişinin özdeşliği konusunda başka sorulara verdiğimiz cevaplardan bağımsız olarak değerlendirilebilir. Bir animalist ile bir Psikolojik Yaklaşım savunucusunun her ikisi de Locke’un klasik kişi olma tanımını benimseyebilir. Diğer yandan, bu kavrama atfettiğimiz statü (onun bir doğal tür terimi mi, bir öz kavramı mı, bir evre kavramı mı sosyal bir kavram mı olduğuna inanmamız), savunacağımız kişi özdeşliği görüşüyle son derece yakından bağlantılıdır. Psikolojik Yaklaşımın savunucularının hepsi, kişinin bir öz kavramı olduğunu, kişi olmaktan çıktığımızda varlığımızın sona erdiğini savunmak zorundadır. Diğer yandan, animalistler, kişinin bir evre kavramı olduğunu, bir sosyal kavram olduğunu, hayatta kalmamızın birtakım psikolojik özellikleri kazanmamız veya kaybetmemizle bir ilgisi olmadığını göstermeye çalışacaklardır.

Ben bir animalizm savunucusuyum. Kişinin bir doğal tür olmadığına, kişi olmaktan çıksak bile hayatta kalabileceğimize inanıyorum. Bunu bir kez kabul ettikten sonra, benim benimseyip kullanabileceğim çok sayıda kişi tanımı vardır. Bu çalışmanın, çeşitli yerlerinde bunların bazılarından söz edeceğim –Frankfurt’un tanımı, Unger’in tanımı, Parfit’in tanımı. Kendimi hiçbir tanımla bağlamayacağım. Bununla birlikte, yüzyıllar boyunca çok sayıda filozof tarafından kullanılmış olduğundan ve tahminimce okurlarımın çoğu için aşina olduğundan, “kişi” dediğimde Locke’un tanımladığı anlamda bir kişiye gönderme yapıyor olacağım.

Ben Neyim – Itir Erhart

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
“Yalnızım ben, sonsuza kadar yapayalnız” Din bilgisi – Eduardo Galeano:

Kapat