İnsanın Kendisi Olamayışı: Günlük İnsan ve “Onlar” Alanı – Martin Heidegger

Martin HeideggerSıradan olma, herkes alanını oluşturan özelliklerinden biridir. Herkes alanı, varlığını ancak sıradan olma ile korur. Neyin yapılıp yapılmaması gerektiği, neyin geçerli neyin geçersiz olduğu, sonuç ve başarının nasıl elde edileceğinin ölçülerini veren sıradan olma, bu ölçülerle herkes alanını ayakta tutar. Neyin göze alınabileceğinin sınırlarının önceden çizilmişliğinde, sıradan olma, önce çıkmak isteyen her türlü kural dışı’lığı gözetim altına alır. Her türlü üstünlük sessizce bastırılır. Özgün olan her şey hemen alışılagelmiş’in, çoktan bilinen’in düzeyine indirilir. 

Devamı…İnsanın Kendisi Olamayışı: Günlük İnsan ve “Onlar” Alanı – Martin Heidegger

Bireysel akılsızlığın hükümranlığı | Lidere sadakat ve kişilik – Prof. Dr. Yasin Ceylan

Kültürümüzde hakikate bağlılıktan ziyade, önder makamında olan kimseye bağlılık egemen. Böyle bir yaşam biçimi, dini tarikatlarda ve cemaatlerde ezelden beri mevcuttu. Günümüzde aynı geleneğin siyasete de bulaştığını görüyoruz. Bir devlet adamının veya siyasi parti liderinin, doğru yanlış her türlü tasarrufunu savunan, ne yapmışsa, ne söylemişse, bunu bir hikmet ve fazilete mebni kılan koca adamlar görüyoruz. Televizyon kanallarına çıkıp, cansiperane, liderlerinin en fahiş sözlerindeki gizli kalmış doğruları, en müstekreh tavırlarındaki estetik noktaları dile getirirler. Milyonları aydınlatırlar! Bu methüsena kervanına akademik unvanlı kimselerin de katıldığını görünce, artık dayanamadım. Tüm necip ruhları ve temiz vicdanları tedirgin eden bu çirkin tavrın ihtiva ettiği unsurları, gücüm yettiği kadar, açığa vurmak niyetiyle, bu yazıyı yazmayı gerekli buldum.

Devamı…Bireysel akılsızlığın hükümranlığı | Lidere sadakat ve kişilik – Prof. Dr. Yasin Ceylan

Özgürlükten Kaçış, Bireyin Ortaya Çıkışı ve Özgürlük Kavramı – Erich Fromm

insanoğlu, hayvanların sahip olduğu uygun edimde bulunma donanımıyla doğmamıştır; ana-babasına her hayvandan daha uzun süre bağımlı kalır, çevresine olan tepkileri, otomatik olarak düzenlenen içgüdüsel etkinliklerden daha yavaş ve daha az etkilidir. Bu içgüdüsel donanım yokluğunun getireceği her tehlike ve korkuyu yaşar. Öte yanda insanoğlunun bu çaresizliği, insan gelişmesinin kaynaklandığı temeli oluşturur; insanın biyolojik zayıflığı, insan kültürünün koşuludur. İnsanoğlu, varoluşunun başlangıcından başlayarak, farklı etkinlik yollan arasında seçme yapma durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Hayvanda, örneğin açlık gibi bir uyaranla başlayıp az çok kesin olarak belirlenmiş etkinlik yoluyla son bulan kesintisiz bir tepkiler zinciri vardır, insanda, bu zincir kesintiye uğrar.

Devamı…Özgürlükten Kaçış, Bireyin Ortaya Çıkışı ve Özgürlük Kavramı – Erich Fromm

Gündelik Dilde İnşa Edilen Birey, Türkçede Birey Üzerine Bazı Düşünceler – Sibel A. Arkonaç

Bireyin kişisel tekilliği, kendisinin ünikliği; kendisi için kendisinin ne olduğunu nasıl hissettiği ile ilgili bir duygudur. Bu duygu uzayda bir mekâna, diğer kişilerle ilişkisinde moral bir pozisyona, yine diğer kişilerle ilişkisinde sosyal bir duruşa ve zaman içinde bir hayat yörüngesine sahip olma duygusudur. Bu duyguya sahip olabilmesi, onun kullandığı dilin işaretleyici zamir ifadelerini kullanabiliyor ve anlayabiliyor olma gerekliliğinden geçer. Kişinin konuşurken kullandığı dilin işaretleyici zamir ifadelerini kullanabiliyor ve anlayabiliyor olması gerekli bir şarttır.

Devamı…Gündelik Dilde İnşa Edilen Birey, Türkçede Birey Üzerine Bazı Düşünceler – Sibel A. Arkonaç

Aşağılık Duygusu, Mazoşist , Sadist Eğilimler ve Faşizmin Bir Erk Argümanı Olarak Yetkecilik*

Erich FrommHobbes’dan, egemenlik kurma arzusunu, en elverişli olanın yaşamını sürdürmesi yolunda verilen biyolojik olarak koşullandırılmış savaşımın mantıksal sonucu diye açıklayan Hitler’e dek birçok kişi, güç ya da erk sahibi olma hırsını, insan doğasının, görünenin dışında bir açıklama gerektirmeyen bir parçası olarak değerlendirdi. Ancak mazoşist istekler, kişinin kendisine yöneltilmiş eğilimler, bir bilmece olarak kaldı, insanların kendilerini incitmek ve zayıflatıp küçük görmek istemekle kalmadığı, üstüne üstlük bunları yapmaktan hoşlandığı olgusu nasıl anlaşılabilirdi? Hepimizin köşe bucak kaçtığı, önlemek için çaba gösterdiği acı çekme ve üzüntü duyma olgularını bazı insanların çekici bulduğu ve bunları gerçekleştirmeye istekli olduğu nasıl açıklanabilir?

Devamı…Aşağılık Duygusu, Mazoşist , Sadist Eğilimler ve Faşizmin Bir Erk Argümanı Olarak Yetkecilik*