Simone de Beauvoir’dan Nelson Algren’e: “Kalbim ağrıyor, kederli bir akşam”

Simone De Beauvoir“Bugün seni özlemeye, seni beklemeye, beni yine o güçlü, sevgi dolu kollarında tutacağın kutsal günü beklemeye başladım. Bu canımı acıtıyor Nelson; ama bu kadar canımı acıttığı için mutluyum da; çünkü bu dayanılmaz acı, sevgi demek ve senin de beni sevdiğini biliyorum. (…) Çok mutluyum; çalışmak, çalışmak, çok çalışmak istiyorum. Şikago’da kalamayışımın sebebi de işte bu. İçimde sürekli çalışma ihtiyacı, çalışarak hayatıma bir anlam katma ihtiyacı var. Sen de aynı şeyi hissediyorsun. İşte bu yüzden birbirimizi bu kadar iyi anlıyoruz.

Sen kitaplar yazmak, iyi kitaplar yazıp dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getirmek istiyorsun. Ben de bunu istiyorum. İnsanlara benim düşünme biçimimi aktarmak istiyorum. Bütün seyahat planlarımdan, eğlenceden vazgeçmeliyim. Sonsuza dek dek seninle olabilmek için arkadaşlarımdan, Paris’in güzelliğinden vazgeçmeliyim; ama sadece mutluluk için, aşk için yaşayamam. (…) Her şeyin yolunda olduğunu bilsem de bu akşam elimde değil deliler gibi ağlıyorum; çünkü seninle çok mutluydum, seni çok sevmiştim; oysa sen çok uzaklardasın.”

“İlk günden beri sana karşı hep bir suçluluk duygusu içersindeydim. Seni bu kadar çok seviyor, ama o kadar az şey verebiliyorum ki. Bana güvendiğini biliyorum. Buraya gelip Fransa’da yaşamayı asla kabul etmezdin. Aslında sen beni Paris’e bağlayan şeylerle bağlı değildin ABD’ye. Kendimi haklı çıkarmaya çalışmıyorum. (…) Paris’e gelmeyi kabul etseydin, hatta isteseydin, her yıl üç dört ay birlikte olurduk, her şey daha farklı olurdu o zaman.”

” … Kalbim ağrıyor, kederli bir akşam. Keşke şimdi bana gülümsediğini görebilseydim. Gülüşüne ihtiyacım var. Kendimi aptal, ama çok aptal, üşümüş bir kurbağa gibi hissediyorum. Timsah kucağının sıcaklığına kıvrılıp çabucak uykuya dalsaydım. İyi geceler aşkım.”

Aşk Mektupları, Gendaş Yayınları

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabı üstüne günlüğünden geçen notlar

27 Nisan 1970 İkinci kitabımda, herkesin saldırdığı ve saldırmakta haklı olduğu bir adamla (bir bakıma adam haklı görüyor onları) herkesin...

Kapat