Osmanlı İmparatorluğunda Özerk Eyaletler – Halil İnalcık

Özerk Eyâletler
Osmanlı İmparatorluğu çeşitli dönemlerde sınırları içine alınan bölgeler dolayısıyla, ayrı idarî sistemleri uygulamaya gitmiştir. İmparatorluğun Fâtih zamanında merkeziyetçi kuruluş döneminde Tuna ile Fırat nehirleri arasındaki bölge, ilk çekirdek bölge olarak kabul edilebilir.

Bu bölgede, imparatorluğun ilk kanûnları, bu arada timar sistemi hâkim bir rejim olarak yerleşti. Bu çekirdek bölge dışında devletin yüksek egemenliğini haracgüzârolarak tanıyan voyvodalıklar, dârü’l-’ahd 1 bölgesinde ikinci halkayı teşkil etmekteydi. Bunlar Eflak, Bogdan, Dubrovnik haracgüzâr eyâletleridir. Bununla beraber yine Fâtih zamanında Kırım Hanlığı, Giraylar hânedânının egemenliği altında kalmak şartıyla, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştır. Bir Müslüman devlet olarak Kırım, Giraylar hânedânı idaresinde özerk bir statüye sahipti. Osmanlı pâdişahı çoğu zaman, Kırım kabile aristokrasisi ile anlaşarak Kırım hanını tayin ederdi.2

Ahidnâme koşulları altında haracgüzâr eyâletlere sonradan Erdel ve Gürcistan katılacaktır. Yavuz Sultan Selim’in Arap eyâletlerini fethettikten sonra Mısır, tamamıyla özerk bir idare altında imparatorluğa bağlanmıştır. Lübnan, keza özerk bir statü altındaydı. Kanunî Sultan Süleyman döneminde Osmanlı deniz gazîlerinin kurmuş oldukları Cezayir, Tunus, Trablusgarb ocakları, fiilen özerk bir idareye sahip olmuşlar; XVII. yüzyıl kargaşa döneminde deniz seferlerinde işbirliği yapmakla beraber, iç idarelerinde yeniçerilerin ve deniz kaptanlarının (dayıların) idaresi altında özerk durumlarını güçlendirmişlerdir. XVII. yüzyılda yerli idarelerin, merkezden gönderilen paşalara direndiklerini tespit etmekteyiz.

Özerk statüde bulunan sâlyâneli eyâletler şunlardır: Mısır, Garp Ocakları, Bagdad, Bosna, Mekke ve Medine Şerîfliği, Yemen. Bosna Avusturya’ya karşı bir uc bölgesi olduğu için, burada zeâmetler yerli ailelere ve babadan oğula ırsî olarak verilmekteydi. Zamanla bu bey aileleri, bir bakıma özerk bir idare kurmuşlardır.3

Bütün bu özerk veya yarı-özerk eyâletler, XVII. yüzyılda, İstanbul’da merkezî hükümet kargaşa içine düştüğü zaman, özerklik durumlarını güçlendirmişlerdir.

Halil İnalcık
Devlet-i Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar -II

1 Bkz. “Dar al-’ahd”, EI (H. İnalcık).
2 Bkz. H. İnalcık, Kırım Hanlığı Tarihi, bu seride yakında çıkacaktır.
3 N. Moačanin, “Some Observations on the ‘kapudans’ in the Ottoman Northwestern Frontier 16-18th c.”, Acta Viennesia Ottomanica/Akten des 13. CIEPO Symposiums, Viyana, 1999. Genelde sâlyâneli eyâletler (Mekke şerifliği dışında) eyâlet bütçesi ve idaresinde özerktir; pâdişah hazinesine yılda bir kez toptan yıllık sâlyâne gönderirler –başlıca örnek Mısır’dır.

 

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Türk Tipi Üstüne Soruşturmamız – Cemal Süreya

Papirüs daha önceki sayılarda belirttiğimiz soruşturmayı açıyor: Türk tipi nedir? Daha geniş bir deyimle Anadolu insanını tanımlayan baskın özellikler nelerdir?...

Kapat