“O KADAR HIZLI KOŞMAYIN, GÖREN DE KAÇIYORUZ ZANNEDECEK!” – EDUARDO GALEANO

Dünyayı dinlemen için
1756’da bugün Wolfgang Amadeus Mozart doğdu.
Asırlar sonra bugün, bebekler bile onun bize bıraktığı müziği seviyor.
Birçok kez ve birçok yerde kamdandı ki, yeni doğan bebek Mozart’ın müziğini dinleyince daha az ağlıyor ve daha iyi uyuyor.
Bu ona en güzel biçimde dünyaya hoş geldin demenin ve şunu en iyi şekilde söylemenin biçimi:
-Bu senin yeni evin. Ve o böyle bir ses çıkarır.

Varmanın aciliyeti
2007 yılının o sabahında, bir kemana Washington şehrinin metrosunda bir konser verdi.
Daha ziyade bir mahalle delikanlısını andıran müzisyen bir çöp kutusunun hemen yanında, duvara dayanmış bir halde, üç çeyrek saat boyunca Schubert ve diğer klasik bestecilerin eserlerini çaldı.
Bin yüz kişi hiç durmadan koşar adım geçti. Yedi kişi bir andan biraz daha uzun bir süre durdu. Kimse alkışlamadı. Durup bakmak isteyen çocuklar oldu, ama anneleri tarafından sürüklenerek götürüldüler.
Onun Joshua Bell, dünyanın en çok aranan ve beğenilen virtüözlerinden biri olduğunu kimse bilmiyordu.
Bu konseri Washington Post gazetesi organize etmişti ve konser onların şu soruyu sorma biçimleriydi:
-Güzellik için vaktiniz var mı?

Torun
Rafael Barrett’in torunu Soledad sık sık dedesinin bir sözünü hatırlıyordu:
-Eğer dünya üzerinde “İyi” yoksa onu icat etmek gerekir.
Kendi seçimiyle Paraguaylı, doğuştan devrimci Rafael Barrett evde geçirdiğinden daha fazla zamanı hapiste geçirdi ve sürgünde öldü.
Torunu 1973 yılında bugün Brezilya’da kurşuna dizildi. Onu teslim eden asi denizci, devrimci lider Onbaşı Anselmo oldu.
Bir kaybeden olmaktan bıkan, inandığı ve sevdiği her şeyden pişman bu adam, Brezilya’daki askeri diktatörlüğe karşı birlikte mücadele ettiği yoldaşlarını birer birer ihbar etti ve onları işkenceye ya da ölüme yolladı.
Aynı zamanda karısı olan Soledad’ı en sona bıraktı.
Onbaşı Anselmo onun saklandığı yeri gösterdi ve uzaklaştı.
İlk kurşunlar duyulduğunda o çoktan havaalanına varmıştı.

Ayakkabı
1919’da, devrimci Rosa Luxemburg Berlin’de katledildi.
Katiller onu dipçik darbeleriyle öldürüp bir kanalın sularına attılar.
O esnada ayakkabısının teki yere düşmüştü.
Bir el ayakkabıyı çamurun içinden aldı.
Rosa ne özgürlük adına adaletin, ne de adalet adına özgürlüğün feda edildiği bir dünya istiyordu.
Bir el her gün, tıpkı o ayakkabı tekine yaptığı gibi, bu bayrağı da çamurun içinden çıkarıyor.

Medenileştiren ana
1901’de, Kraliçe Victoria’nın son nefesini verdiğinin ertesi günü, Londra’da görkemli cenaze merasimleri başladı.
Organizasyon kolay olmadı. Bütün bir döneme adını veren ve ölen kocasının anısına kırk yıl boyunca yas kıyafeti giyerek kadınsal özverinin bir örneğini sergileyen bu kraliçe büyük bir ölümü hak ediyordu.
Britanya İmparatorluğu’nun simgesi Victoria; on dokuzuncu yüzyılın sahibi ve hanımefendisi Victoria Çin’e afyonu, Çinlilere de sanal hayatı dayatmıştı.
İmparatorluğunun merkezinde, görgü kurallarını öğreten kitapların okunması mecburiydi. Lady Gough’un 1863’te yayınlanan Etiket Kitabı dönemin toplumsal emirlerinden bazılarını açıklıyordu: örneğin, kitaplık raflarında erkek yazarların kitaplarının kadın yazarların kitaplarına çok yakın durmasından kaçınmak gerekiyordu.
Kitaplar ancak erkek yazarla kadın yazarın evlilik bağıyla birbirlerine bağlı olmaları durumunda -Robert ve Elizabeth Barrett Browning örneğinde olduğu gibi- yan yana gelebiliyorlardı.

Dünyayı okuman için
Daha henüz matbaa yokken, İmparator Şarlman, Aachen şehrinde Avrupa’nın en iyi kütüphanesini yaratan çok sayıda metin kopyalayan ekipler oluşturdu.
Okumaya bu kadar katkı sağlayan Şarlman okumayı bilmiyordu. Ve 814 yılının başlarında bir okuma yazma bilmez olarak öldü.

Kutsal su
Kutsal Engizisyon zamanında, banyo yapan İspanyollara Müslümanlık günahı işlemiş gözüyle bakılırdı.
Suya hayranlık Muhammed zamanından geliyordu.
Muhammed yaklaşık olarak 570 yılında çölde doğmuş ve suyun takipçilerinin dinini çölde, o susuzluk krallığında, kurmuştu.
O, kurtuluş yolunda, günde beş kez bedeni çene yere değene kadar bükerek ibadet etmek gerekiyordu ve her ibadet öncesinde suyla arınmak şarttı.
-Temizlik imanın yarısıdır, diyordu.

Bir krallık taşınıyor
İki ay önce Lizbon’dan yola çıkmış olan iki köhne gemi,1808 yılı Ocak ayında bugün, aç susuz bir halde Brezilya kıyılarına ulaştı.
Napolyon Avrupa haritasını ayaklarının altında çiğniyordu ve daha Portekiz sınırını geçer geçmez panik başladı: ikamet değiştirmek zorunda kalan Portekiz saray eşrafı tropiğe doğru yola çıktı.
Taşınmaya Kraliçe Maria öncülük etti. Onun hemen arkasındaysa, daha sonra Rio de Janeiro Karnavalı’na esin kaynağı olan perukları ve gösterişli kıyafetleriyle prens, dükler, kontlar, vikontlar, markiler ve baronlar gidiyordu. Onların ardındaysa, çaresizlik içinde öbeklenmiş bir halde, rahipler, askeri komutanlar, saray fahişeleri, terziler, hekimler, yargıçlar, noterler, berberler, kâtipler, ayakkabıcılar, bahçıvanlar yürüyordu…
Belki delirmemişti ama Kraliçe Maria’nın kafasının pek de sağlıklı olmadığı bir gerçekti ve o kargaşanın ortasında sürekli olarak aynı cümleyi tekrarlayıp duruyordu:
-O kadar hızlı koşmayın, gören de kaçıyoruz zannedecek!

Medenileştiren baba
1965’te Winston Churchill öldü.
1919’da British Air Council’e başkanlık ederken her zamanki savaş sanatı derslerinden birini vermişti:
Gaz kullanımı hakkında koparılan onca fırtınayı anlamakta zorlanıyorum. Ben medenileşmemiş kabilelere karşı zehirli gaz kullanılmasına tamamen taraftarım. Bunun iyi bir ahlaki etkisi olacak ve kalıcı bir korku yayacaktır.
1937’de, Palestine Royal Commission karşısında konuşurken ise her zamanki insanlık derslerinden birini vermişti:
Ben ne Amerika’daki Kızılderililere ne de Avustralya’daki siyahlara kötü bir şey yapıldığını kabul ediyorum. Daha güçlü, daha üstün biri gelince kendine yer açar ve orada olan da bu.

Ocak 29
Susarak söylüyorum
Anton Çehov 1860’da bugün doğdu.
Hiçbir şey söylemiyormuş gibi yazdı.
Ve her şeyi söyledi.

Ocak 30
Mancınık
1933’te Adolf Hitler Almanya şansölyesi oldu. Kısa bir süre sonra ulusun yeni sahibine ve efendisine yaraşır şekilde, çok büyük bir tören düzenlendi.
Orada alçakgönüllülükle haykırdı:
-Ben Gerçek Çağı’nı kurmaktayım! Uyan Almanya uyan!
Ve roketler havai fişekler, kilise çanları, ilahiler, tezahüratlar yankıyı daha da arttırdı.
Beş yıl önce Nazi Partisi oyların yüzde üçünden daha azını toplamıştı.
Topyekûn çöküşle çılgına dönen Almanya suçlulara -Yahudilere, kızıllara, homoseksüellere, çingenelere, zihinsel özürlülere ve çok fazla düşünme saplantısına kapılmış olanlara- karşı sürek avını başlattı.
Hitler’in zirveye doğru olimpik sıçrayışı, maaşların, iş imkânlarının, para ve diğer her şeyin dibe doğru aynı anda düşüşü kadar olağanüstü oldu.

Eduardo Galeano
Ve Günler Yürümeye Başladı

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz