Eduardo Galeano: Çünkü biz aptalız, tembeliz, kalın kafalı ve korkağız…

Azgelişmişlik her şeyden önce bağımlı halkların kendi kafalarıyla düşünmelerini, kendi yürekleriyle hissetmelerini, kendi ayaklarıyla yürümelerini engellemek üzere kurulmuş bir iktidarsızlık yapısıdır.

Çorak Bir Sınıfın Sahte Partenonları

Egemen kültürler, dışarıdan yönetilen egemen sınıfların kültürleri, temsil ettikleri söylenen uluslara köken ve kanat sağlamakta acıklı bir acz içindedir. Sanki çok şey yapmışlar gibi yorgun kültürlerdir bunlar. Aldatıcı ışıklarına rağmen, hâlâ kopya etme yeteneğinde ama giderek yaratmakta daha da acizleşen yerel burjuvazilerin donukluğunu dışavururlar. Bizim topraklarımızı sahte partenonlarla, sahte Versailles saraylarıyla, sahte Loira şatolarıyla ve sahte Chartres katedralleriyle doldurduktan sonra, bugün de ulusal zenginliği Kuzey Amerikan modellerinin gösterişli ve lüks taklitleriyle sulandırıyorlar. Büyük limanlar ve devasa kentlerde duvarlarla örülmüş olarak yaşarken ulusal gerçekliği ya da bu kültürde kendileriyle çelişen şeyleri bilmiyor ve aşağılıyorlar, uygulamada yabancı iktidar odaklarının yayın kanalı işlevi görmekle yetiniyorlar. Çocuklar leyleklerin gagasında Paris’ten geliyor, gerçek de Los Angeles ya da Miami’den video kasetlerde geliyor.

Seri olarak imal edilen bu egemen kültür, defalarca kez, kendisini bir gerçeklik olarak bilmemesi ve bir olasılık olarak görmemesi için Latin Amerika belleğini boşaltmayı ve doğurganlığını kısırlaştırmayı amaçladı: Onu kendi lanetinin işaretlerini edilgen bir biçimde tüketmeye ve yeniden üretmeye özendiriyor. Mesajları en güçlünün vahşi kıyımına ahlaki meşruluk bahşediyor ve bize eğer düzüldüysek bir nedeni vardır, diye öğretiyorlar: Çünkü içinden ancak dikenli böğürtlen filizlenen komünist tohuma verimli toprak sunuyoruz ve özellikle çünkü biz aptalız, tembeliz, kalın kafalıyız ve korkağız, özünde durumumuz hak ettiğimiz yeri gösteriyor.

İktidarsızlığın güçlü, çok güçlü yapısı ekonomiyle başlıyor ama orada bitmiyor. Aslında azgelişmişlik bu demek: Yalnızca bir istatistik sorunu değil, yalnızca şiddetli çelişkilerle dolu bir toplum da değil; yoksulluk okyanusları, refah adacıkları, hayır, yalnızca bu değil: Azgelişmişlik her şeyden önce bağımlı halkların kendi kafalarıyla düşünmelerini, kendi yürekleriyle hissetmelerini, kendi ayaklarıyla yürümelerini engellemek üzere kurulmuş bir iktidarsızlık yapısıdır.

Eduardo Galeano
Biz Hayır Diyoruz

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Dostoyevski: Yakışıklı olmak bir meziyet değil; Akıllı, duygulu ve kibar olmak sevdirir insanı…

Kapat