Her Şey Seninle Başlar: Özgüven nasıl geri kazanılır? – Mümin Sekman

Yiğit düştüğü yerden kalkar! Bu atasözü özgüvenimizi kaybettiğimiz yerde bulacağımızı gösterir. Sizi öğrenilmiş güçsüzlük psikolojisine sokan olayları, bu kitaptan öğrendiklerinizi kullanarak bir daha düşünün. Zihinsel arşiv kayıtlarınızı ve kişisel tarihinizi yeniden düzenleyin.

Öğrenilmiş çaresizlik araştırmacılarına göre, başarısızlık içsel yerine dışsal faktörlere bağlandığında daha az özgüven kaybı yaşanıyor. Bu bakış açısı kişinin başına gelenin katkısını görmesini zorlaştırıyor ama kendine güveninin azalmasını da önlüyor. Başarısızlığın kalıcı değil geçici olduğunu düşünmek de özgüven kaybını azaltıyor. Buna karşın başarısızlık durumunda sadece o işte başarısız olduğunu düşünmeyip, başarısızlığı genellemek özgüveni eritiyor. Bu kriterlere göre kişisel tarihinizdeki özgüven çökerten başarısızlık örneklerini yeniden yorumlamaya ne dersiniz?

Özgüvenin en önemli kaynağı elde edilmiş başarılı sonuçlardır. İnsan başarılı olmak için kendine güvenmeye ihtiyaç duyar, başardı oldukça da kendine güveni artar. Sonuçlar ile özgüven insanın sağ ve sol bacağı gibidir. Birbirinden destek alarak insanı ileriye götürürler. Yürürken, sağ ayağımızı ileri atmak için sol bacağımızın üstüne sıkıca basarız. Başarabilirim inancı ile sonuçlar arasındaki ilişki de böyledir. Sonuçlardan özgüven gelir, özgüvenden de başarılı sonuçlar. Yüksek not alan öğrenci okul birincisi olabileceğine inanır, okul birincisi olabileceğine inanabilen öğrenci daha yüksek notlar almaya başlar.

Özgüvenimiz başkalarının bizi nasıl gördüğünden çok, bizim kendimizi nasıl gördüğümüze bağlıdır. Kendi gözünüzdeki imajınız, kendinize ne kadar güveneceğinizi ve değer vereceğinizi tayin eder. Kendi gözünüzdeki ‘karizmanızı kaybetmeyin!
Hayata başladığınız yer ile şu an bulunduğunuz yer arasındaki fark da özgüven kaynaklarından biridir. Dün yapabildiğinden daha iyisini bugün yapabilmek ‘yaptığım yapabileceğimin teminatıdır’ duygusu yaratır.
Özgüven ya da güvensizlik bulaşıcıdır. Özgüveni yüksek insanlarla birlikte yaşadıkça hayatı onlar gibi algılamayı öğrenirsiniz. ‘Kaygı yayar’ insanlarla yaşarsanız, size korku merkezli yaşamayı öğretirler. Arkadaş seçiminizi bir de bu kriterle değerlendirmeye ne dersiniz?

Ben ‘gençliğimde’ öğrenebilme kapasiteme dayanan bir özgüvene sahiptim. Deneyip de beceremediğim bir durum olursa: “Şu andaki bilgi ve beceri seviyemle bunu yapamıyor olabilirim ama bir insan yapabilmişse, ben de insansam, ben de yapabilirim. Nasıl yapıldığını öğrenir, ben de yapabilirim. Gerekli zamanı, çabayı ve enerjiyi harcarsam ben de yapabilirim,” diye düşünürdüm. Neden bu sizin için de geçerli olmasın? Engeller karşısında söylenmek yerine öğrenmeyi seçin!
Öğrenilmiş çaresizliğin yok ettiği en önemli şey çocukluk hayalleridir. Bir insanın başına gelecek en güzel şey, çocukken hayal ettiklerini büyüdüğünde hayatında görmektir. Kendinize verebileceğiniz en iyi armağan budur. Hayatta çocukluğunuza dönüp her şeyi yeni baştan yaşamaktan daha güzel olan bir tek şey vardır, çocukluk hayallerinizi bugün yaşamak.
Hepimiz çocukken ileride büyük işler başaracağımızı hayal ederiz. Çevremizdekiler kartal yavrusuna yaptıkları gibi neyin yapılamayacağını tekrar tekrar anlatarak hayalimizi kursağımızda bırakırlar. Hayallerimizi ve özgüvenimizi çalarlar. Toplumun bireye yaptığı bu kötülüğü Şair Özdemir Asaf özetler: “Gelecek güzel günlere gebeydi, kürtaj ettiler.”

Mümin Sekman
Her Şey Seninle Başlar
Kişisel kurtuluş savaşınızı başlatın

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Marquez, yazmaya nasıl başladığını anlatıyor: Kafka neredeyse beni yataktan fırlatı

Kapat