“Biz değişmediğimizi, yaşlanmadığımızı sanalım istediğimiz kadar…” Güz Mutluluğu – Oktay Akbal

Oktay AkbalGüz şarkısı… Caddelerde kara önlüklü, çocuklar, genç kızlar. Benim için güz şarkısı bu! Ömrümden bir yılın geçip gittiğini, yılbaşlarında değil, okulların açıldığı günlerde anlarım ben. Hüzünlü bir benimseyiş. Yılların geçip gittiğini zorla kabul ediş! Biz değişmediğimizi, yaşlanmadığımızı sanalım istediğimiz kadar. Çocuklar büyüyor, her güz başlangıcında yeni bir sayfa döndürüyoruz yaşamamızda onlarla birlikte…
Radyoda bir röportaj dinledim geçen gün. İlkokula başlayanlarla, anneleriyle, öğretmenleriyle yapılmış konuşmalar. Bir çocuk sınıfını bulamamış. Okul müdürüne «amca» diye seslendi. Sonra buldular sınıfını, soktular içeri. Giriş o giriş, kolay kolay çıkamaz o sınıftan…

Önce korku verir o koca sınıf, öğretmen, arkadaşlar, hele kara yazılarla, resimlerle dolu o kitaplar…

Çok uzun yıllar gerisine götürdü anılardan esen bir rüzgâr… Ben de böyle bir sabah sınıfımı kaybetmiştim. Ama sormadım kimseye. Bir guruba takıldım, çıktım merdivenleri. Çocuklar beni tanımıyorlardı, ama bir şey de soramıyorlardı. İki kat çıktık, bir aydınlık yere girdik. Boş bir sıraya oturdum. Ama öğretmen geldi kaldırdı yerimden. Meğer yanlış sınıfmış burası. Birinci diye üçüncü sınıfa girmişim. Herkes güldü. Merdivenden indim gerisin geri. Koridorlarda dolaştım, sonunda buldum sınıfımı…

Okullara başlarız, ya bitiririz, ya Bitiremeyiz. Ama her insanın yaşamında bir okul vardır. Öğrencilik yıllarıdır bir ömür içinde en az unutulan, en çok hatırlanan, öğrencilik, askerlik anılarıdır kırk elli yıl boyunca yaşayan. Askerlik de bir çeşit öğrencilik değil midir zaten!

Bir gün bile öğretmenlik yapmışsanız bu mesleğin tadını unutamazsınız. Öğretmenler hiç yaşlanmaz bence. Gençlikleri bir hayat boyunca sürer gider. Durmaksızın çocuklar, gençler arasında yaşadıklarından… Gençlere biçim vermek, yeni bir yön kazandırmak çabası, gözle görülen, elle tutulan bir şeyler vermektir onlara… Hiç bir meslekte insan çabalarının verimini, böylesine yakından göremez.

Oktay Akbal
Yazmak Yaşamak

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Ne demektir resmî araçtan hoparlörle küfür edilmesi?” Türkler Nerede – Ümit Kıvanç

Besmele çekeni damdan su deposu vuruyor, TC rumuzlusu ağır makineliyle cami tarıyor, kurt işareti yapanı akreple cenaze sürüklüyor. Sonra duvara...

Kapat