Elleri Var Özgürlüğün – Tomris Uyar

oktay-rifat“Sevgiydim önce bir çeşit incelik
Şimdi işe yarıyorum kaba saba
Tuzlu bir deniz kokusu havada
Benimle başladı bu müthiş tazelik
Benimle yaklaştı güzel günler
O günlerin eşiğinde beni hatırlayın
Hatırlayın onların vahşetini…”


Her fiskede çın çın ötecek denizin sırçası Oktay Rifat şiirimizin diri ve beklenir kalmayı bilen pek az şairinden biri. Ne yapıp yapıp kendini yeniliyor, şiirin yeni olanaklarını gözden geçiriyor. Diyebiliriz ki yalnız onun şiirlerini izleyerek yeni şiirimizin geçirdiği aşamaları görmek mümkün.

Bundan, Oktay Rifat’ın Türk şiirindeki bütün akımlara öncülük ettiğini ileri sürdüğüm sanılmasın. Ben şunu diyorum: Son yirmi beş yılda şiirimizden genişlemesine bir kesit alınca Oktay Rifat’ın keskin, oynak ve tutarlı şiir beğenisi hep ya dorukta ya da doruğa yakın bir yerlerde kalıyor.
Şiirlerinde kendi kendini kuran, işleyen bir şiir dili ve yapısı göze çarpıyor:

Her ayrılık döneminde, bir ırmak Bulur
pencerede, yüzer usulca Yüzer bana
doğru; gelir ve gider.

Mısralarında ara sıra kendini yeniden bularak, yeniden kollayarak genişleyen bir şiir yapısı var.

Eski bir zamana doğru gerisin geri,
Uçtuklarını devşiren kuş

mısralarında bu yapının özü doğrulayışını görüyoruz.
Demek ki Oktay Rifat’ın en belirgin özelliklerinden biri, şiirindeki zekâ öğesini “başka türlü olamaz” hale getirişidir.

Uyur ölümle açarız aramızı.

** *

Bir gelincik kanaması ovada içten içe.

** *

Umutsuz öpüşlerle sarar sarmalar
Gergefinde işlediği yaramızı.

Elleri Var Özgürlüğün’de yer yer doyurucu, değiştirici mısralar var ama kitabın genel havasına aykırı düşüyor bu incelikler. Oktay Rifat en güleç şairlerimizden biriyken bakıyoruz somurtmuş bu kitabında, belki de somurtma gereğini duymuş. Çocukluğundan utanır bir hali var. “Tuzun saat gibi işleyişi” diyeceğimiz şiirlerini açıklamaya kalkışıyor, özet çıkaran titiz bir öğrenci gibi. Üstelik bu açıklamaları toplumsal şiirin “mazmun’larıyla yapıyor: “Mutlu günlerin ışığı”, “gökyüzü kardeşçe mavi”, “donsuz bebeler”, “toplumun az gelişmiş dağları boz”, “kara somun”, “ilk cemre”, “sizinle acıkıyorum, susuyorum”, “sizden mi yeşil bu ağaç?” “Gel yurdumun insanı, görün artık.”


Kitabın bir aksayan yanı da İkinci Yeni diye adlandırılan akımın yürürlükte olduğu süreden kalan birtakım ipin ucunu kaçırmış görüntülerin kullanılması bence.

Şiirlerimiz: çalgılı fosiller,
Saçımız memesiz bir zamanın başı gibi.

“Agamemnon” şiiriyse uzun şiir üstünde bir kere daha düşünmeye itiyor insanı. Gerçi bu ayrı bir yazı konusu, ama şunu belirtmeden geçmeyelim: Uzun şiir gereçleriyle kısa şiirin soylu görüntüleri, usta mısraları arasında kesin bir ayrım yapmak gerekli. Ne var ki bu kadarı yetmiyor. Uzun şiirin rahatladığı durgun akışlı bölümlerde düz bir anlatıma ulaşayım derken yavanlaşarak şiirden uzak yerlere düşmek sakıncası çıkıyor ortaya. Bir kargaşa başlıyor. Eski alışkanlıkla kurulmuş seçkin mısraları “âvâre” kelimeler izliyor. Mısraya karşı çıkarken yine mısradan hareket ettiği için yalnızca mısra kurmamış olmakla yetiniyor şair, oysa ortaya eşit işlevi olan bir şeyler yerleştirmeli. Oktay Rifat bu konu üstünde çok düşünmüş. Yine de halkların şarkısı olmasını istediği şiir, aynı şairin aynı konuda yazdığı (şiirlerde belli bir şiir mantığı ve zamanı olduğu halde) bağımsız şiirlere benziyor. O kadar ki bir bölümden öbürüne taşınan özenli uzlaşımlar bile yeteri kadar demlenmemiş gibi geliyor insana. Bir aceledir gidiyor.
Bu arada bir gerçeğe parmak basmak gerek: Oktay Rıfat bu şiirlerinde kendi eski kişiliğine aykırı bir yola sapmamış, gerçek bir sanatçı olduğu için hiçbir tutarsızlığa düşmemiş. Gelgelelim sahnede eski oyunlarının seyircide yarattığı güven ve saygı kontenjanından harcayan bir oyuncu gibi davranıyor. Oktay Rifat’ın kontenjanı öylesine geniş ki ömrü boyunca tükenmez belki de. Ama ondan yeni atılımlar beklemek, yapacağını bile bile beklemek bizim hakkımız değil mi?

Papirüs, Sayı 1, Haziran 1966

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Grup Yansımalar’ın “Serzeniş” Adlı Albümü

Aziz Şenol Filiz ve Birol Yayla tarafından 1990 yılında kurulan Yansımalar, geleneksel müzikten yola çıkarak günümüz modern müziğine geniş bir...

Kapat