Engellendikçe Gürleşen Olgu: Aşk ya da Tahir ile Zühre – Rasim Özdenören

Tahir’in de, Zühre’nin de hayatiyet bulmalarının kökeninde birer elma yer alıyor. Padişah ile vezirinin çocukları olmadığından, bir bilge kişi, onlara birer elma verir ve bu elmaları ikiye bölerek yarısını kendilerinin, yarısını da eşlerinin yemesini söyler. Denilen yapılır ve onların da çocukları olur: padişaha bir kız, vezirine de bir oğul…

Kızın adını Zühre, oğlanın adını da Tahir koyarlar. Çocuklar bir arada büyürler. Erişkin yaşa gelirler. Bir gün, ağaç altında, su kenarında otururlarken Tahir uyuyakalır. Zühre Tahir’in yanağına bir öpücük kondurur. Tahir bu öpücüğün etkisiyle uyanır, içindeki aşk ateşi de böylece kıvılcımlanmış olur. Zühre’ye ilânı aşkta bulunur.

Zühre, Tahir’e onların kardeş olduğunu ileri sürerek ilân edilen aşkı geri çevirmek ister. Tahir’in “bu yoldaki” ilk engeli, böylece Zühre tarafından oluşturulmuş olur. Fakat Tahir, kendisinin vezirin çocuğu olduğunu belirterek kardeşlik iddiasını çürütür. Böylece Tahir ile Zühre, birbirlerine sadık kalacaklarına ilişkin söz verirler.

Padişahın kötü kalpli kölesi, Tahir ile Zühre arasında gelişen aşkı sultan hanıma gammazlar. Durumdan padişahın da haberi olur. Padişah durumu olgunlukla karşılar ve kızını Tahir’e vermek ister. Ancak sultan hanım buna karşı çıkar, Tahir’in kızlarının dengi olmadığını, kızlarının denginin ancak bir şehzade olacağını söyler. Tahir’i zindana attırır. Zühre de bir köşkte hapis tutulur. Böylece tarafların arasındaki aşk iyice büyür, ateşlenir, alevlenir, dayanılmaz hallere girer. Tahir, bu ateşle bir “Ah!” çeker, dua eder, duası kabul olunur, yardımına bir yağız at gönderilir, Tahir bu ata binip Zühre’nin mahpus bulunduğu köşke gider, onu da kurtarır. Sevgililer buluşur. Ancak köle, padişaha haber verir. Tahir’in üstüne bin kişilik bir asker gönderilir. Tahir onlarla yiğitçe dövüşürse de, sonunda öldürülür. Ölürken son feryadı: “Zühre!” olur. Pencereden olanları seyreden Zühre, oradan Tahir’in üstüne atılır, o da: “Tahir!” diye feryat eder. İki sevgili oracıkta can verir. Mezarları yan yana yapılır. Bu mezarın üstünde kan kırmızısı bir gül açarmış, bu gül hiç solmazmış ve gül kokularının en güzeli o gülden yayılırmış.


Seslendiren: Hasan Yükselir – Tahir ile Zühre meselesi [Şiir: Nazım Hikmet]

Bu halk hikâyesinde işlenmiş olan âşıklar arasındaki denksizlik teması, daha sonraları nerdeyse bir şemaya dönüştürülmüştür. Âşıklar arasına engel olarak yerleştirilen bu “denklik” veya “denksizlik” motifi, âşıkların başa çıkmasını gerektiren, bir bakıma onların aşkına denektaşı oluşturan bir engel olarak karşımıza çıkar. Tahir ile Zühre hikâyesindeki denksizlik tarafların sosyal statüsü olarak ortaya çıkıyor. (Bu hikâyenin Türkçedeki başka varyasyonlarının birinde, hanım sultanın da Tahir’e âşık olduğu ve kızının Tahir’le evlenmesine bu yüzden mani olduğu teması işleniyormuş: Doç. Dr. Fikret Türkmen, Tahir ile Zühre, Kültür Bakanlığı y.Ank. 1983, s.42).

Biz konumuza dönersek: Hikâyenin her safhasında, âşıklar arasındaki engel izale olmaya yüz tutmuşken, yeni bir engel ortaya çıkar. Âşıklar, yılmadan bu engelin üstesinden gelmeye çabalar. Her defasında o engelin üstesinden gelinir, fakat bu defa karşılarında bir başka engel belirir. Böylece onların kavuşmaları asla mümkün olmaz. Bir şey daha belirginleşir: âşıkların karşısına çıkan her engel, onların aşkını körükler, kavileştirir, imtihandan geçirmiş olur. Âşıkların buluşmasının sürekli engellenmesiyle de, bu hikâye(ler)de, kavuşmayla aşkın yanyana gelmeyeceğine ilişkin bir olgunun altı çizilir. Kavuşma halinde, aşk ilişkisinin, sıradan bir ilişkiye dönüşeceği hissi yaşanır: Aşk ilişkisi, sıradan ilişkiye feda edilmek istenmez: Acı da olsa aşkın varlığının muhafaza edilmesinden yana çıkılır. Ve en önemlisi kavuşmayı önleyen mânialar aşk ilişkisinin kökleşmesinin ve vazgeçilemezliğinin belirgin hale gelmesini sağlar. Bu tür engeller aşk ilişkisinin bel kemiğini oluşturur.

Rasim Özdenören
Aşkın Diyalektiği

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Hayat bir yolculuktur…” Arthur Rimbaud – Mario Levi

Kapat