Bütün burjuva medyası çalışanlarına IMF haberleri nedeniyle emniyetten ikramiye verilmelidir!


IMF karşıtı eylemin ardından yandaş olan olmayan tüm düzen medyası polisi haklı gösterme telaşıyla yalanlara başvurmaktan çekinmedi. Sürekli birkaç yerde etrafa zarar veren kişilerin görüntülerini ekranlara yansıtarak, göstericiler için akıl almaz sıfatlar kullanıldı. Eylemin konusu olan IMF’nin gerçekte ne olduğu konusunda neredeyse hiç söz edilmezken, eylem yapan herkesi şiddet eğilimli, psikolojik sorunları olan ruh hastaları gibi gösterdi. Öte taraftan bütün medya kanalları eyleme katılan örgütlerin saldırıyla ilgili açıklamalarına neredeyse hiç yer vermezken, Muammer Güler’in eylemciler hakkındaki soyut suçlamalarına ayrıntılarıyla yer verip gerçekmiş gibi ıspatlamaya çalıştılar.

NTV:  polis radyosuna döndü
NTV’de ekrana gelen görüntülerden çok net anlaşıldığı halde “Göstericiler polise saldırdı, hiç masum değiller, çelik bilye atıyorlar, adam öldürecekler…” gibi taraflı ve duygusal ifadelerler kullandı. Olay yerinden aynı kanalın Muhabiri Tokcan ise, “bu derece sert bir müdahale olması beklenmiyordu, bu denli büyük bir katılım olacağı da”, derken yine mikrofonu kapan sapkın sunucu Erhan Ertürk,  henüz göstericilerin kendini savunmak dışında yapmış olduğu birşey yokken “aslında sert bir müdahale sayılmaz, göstericiler polislere çok daha sert saldırıyor, muhabirimizin söylediği kadar masum sayılmaz bu göstericiler…” diyordu.

Anadolu Ajansı: Yine uydurma haberlerinin kaynağı oldu
Anadolu Ajansı’nın birçok gazeteye servis ettiği haberde eylemcilerin 1500 kişi olduğu iddia edilirken, “sendika ve sivil toplum örgütlerinin dağılmaya başladığı sırada grubun içinde bulunan yasa dışı örgüt mensuplarından oluşan marjinal grupların kongre merkezi yönüne doğru ilerlemeye çalıştığı” iddia edildi. Eylemciler için verilen 1500 sayısının komikliği bir yana, polis saldırısı sırasında örgütlerin dağılmaya başladıkları bir yalan. Saldırı, henüz yürüyüş dahi başlamadan gerçekleşti. Meydanda hiçbir yasadışı grup da yoktu.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı Sami Evren; Eylemler öncesinde valilik bir genelge yayınladı. Bu doğrultuda bizim tarafımızdan da basın açıklaması yapılacak noktalar kamuoyuna duyruldu. 4 Örgüt olarak, Taksim Metrosu önünde basın açıklaması yapmaya gittik ve bunu emniyette biliyordu. Saat 11’e yaklaşırken, onlarla da görüştük ve açıklamayı yapıp dağılacağımız ifade ettik. Kendileri de sorun olmadığını söylediler. Ben 11.20 gibi açıklamayı okudum ve son cümleyi bitirdikten sonra bize doğru gaz atıldı. Ani şekilde atıldı. Basın açıklamasına gelen insanlara dağılma süresi bile verilmedi. İddia edildiği gibi aramızda maskeli insanlar da yoktu.

CNN Türk: Gerçek haber yoksa kurmaca darp var
Aynı habere göre, polis saldırmadan önce göstericiler polise önce gaz bombaları ve molotof kokteylleriyle, ardından da taş ve sapanlarla saldırdılar. Elbette bu iddianın da hiçbir gerçek tarafı yok. Polis, ilk günkü olaylar sırasında Taksim İlkyardım Hastanesi’nin Acil Servisi’ne gaz bombası atmış. Bunu neredeyse hiçbir gazete vermezken, CNN Türk hastane avlusunda bir polisin “darp edildiğini” ve “silahının alındığını” iddia ediyordu.

Zaman: polise muhbirlik ve avukatlık hizmeti
Yayınlarıyla polisin saldırısına ortak olan medya, işbirliğini daha da ileri götürdü. Zaman gazetesi foto muhabiri Bahar Mandan’ın, fotoğraf makinesiyle çektiği eylemcilerin görüntülerini polise göstererek muhbirlik yaptığı gözlendi. Mandan’ın, “Bu daha önce de cam kırdı” gibi eylemcilere dair ithamlarda da bulunması, medyanın her durum ve koşulda polis ve devletle nasıl işbirliği yaptığına dair çarpıcı bir örnek ortaya koydu.
Zaman gazetesi, Taksim İlkyardım Hastanesi’ne polisin gaz bombası atmasını ile ilgili olarak ise “Polis hastaneler var diye atmamaya çalıştı ama eylemciler saldırınca atmak zorunda kaldı” diyerek savundu.

“Yandaş olmayan” medyanın durumu da farklı değildi. Örneğin: Hürriyet gazetesi, polisin “kalabalık içindeki bir grubun polise molotof kokteyli atması üzerine müdahale ettiğini” birgün sonra bile yazabiliyordu.

Ölümden sonra kendilerine gelecekmiş gibi oldular ama…
Eyleme dönük polis saldırısı anından itibaren çarpıtmalara başvuran medya, İshak Kalvo adlı vatandaşın biber gazından dolayı kalp krizi geçirerek ölmesinin ardından bazı ifadeleri değiştirdi. Ancak buna rağmen medya, şiddet yanlılığında sınır tanımadı. İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Altınok biber gazının etkisiyle kalp krizi geçirerek öldüğü söylenen İshak Kalvo için  “Eceliyle öldü” derken, Anadolu Ajansı, biber gazından hiç bahsetmeden Kalvo’nun “kalp krizi sonucu” öldüğünü belirterek polisin yolu açmadığından hiç söz etmemiş ama Kalvo’nun kaldırılmak istendiği ambulansın arka kapı kolunun “arbede çıkaran göstericiler” tarafından kırıldığını iddia ederek Kalvo’nun ölümünü eylemcilere yıkmaya çalışılıyordu.
Örneğin: polisin gözaltına aldığı eylemcileri polis merkezine götürmeden ağır şekilde darp ettiği, Orhan Güneşdoğmuş isimli bir eylemci avukatına “kolum kırıldı” şeklinde mesaj attıktan sonra kendisinden haber alınamaması, hiçbir polis merkezinde bulunamaması haber yapılmazken bir yobazın eylemci gençlerle sataşması veya bir sivil polisin Yunanlı protestocuya saldırması vatandaş tepkisi olarak her tv kanalında en az on kez gösterildi.  Fakat binlerce kişinin neden eylem yaptığı konusunda ise bir iki istisna dışında  hiç söz edilmedi.

Sonuç olarak; tüm bu üstün başarılarından dolayı bütün burjuva medyası çalışanlarına -bu sürede işe gidemeyenleri de dahil- IMF haberleri nedeniyle emniyetten ikramiye verilmeli. Bu tür olandışı durumlarda ehminiyettin basın birimi gibi çalışan ve iş esnasında  gaza maruz kalan tüm  gaz-eticilere  bir aylık doğal gaz faturası devlet tarafından ödenmelidir.

www.cafrande.org
Fotoğraf: Ekin Karaca

1 YORUM

  1. Evet devrimci sosyalist yurtsever basina sansür kararnameleri uygulaninca,calisanlari öldürülüp zindana tikilinca Erol Zavar,Ziya Ulusoy,Safak Tame,gazeteler bombalninca,dogruyu ve gercegin izini sürüp halka ulastiranlara Atilim,Acilim sansürle yasaklayanklarda elbetteki bu beklenirdi.

    Birde Fettuhlaci Zaman’in da muhabirleri polisle calistiklari fograflarla belgelendi ANF haber ajansinda ki sekilde görüldügü gibi…

    Merhaba Şafak Deniz İldan,
    Fotoğraf Bianet veya soL’a ait adres > [ http://bianet.org/bianet/siyaset/117486-gazeteci-polise-eylemcilerle-ilgili-bilgi-verebilir-mi ]
    Bahar Mandan, iddiaları reddet ederek “Çektiğim fotoğraflara bakıyordum. O esnada Çevik Kuvvet polislerinden biri ‘benim fotoğrafım var mı?’ diyerek omzumdan fotoğraflarıma baktı. Haber tek taraflı yapılmış. Gazeteci arkadaş keşke bana da sorsaydı. Polis muhbiri olsam bunu sokak ortasında yapmam.” derken
    Konuyu bianet’e değerlendiren Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. İncilay Cangöz ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, “Gazetecinin ideolojik duruşundan önce gazetecilik mesleğinin normları var. Bu tür davranışlar kişisel olarak algılanmayacağı gibi tüm gazetecilere olan güveni de zedeler” diyor.
    Fotoğrafı dün yayınlayan soL haber ise :
    “Zaman’ın ısrarla “marjinal” diye nitelediği soL, Türkiye’nin tekelci ve tarikatçı basını gibi olmamaktan gurur duyar. Bir basın emekçisini hedef göstermek soL’un aklına gelmez, bu tarz haberciliği Zaman ve benzerlerine bırakırız. Ancak IMF protestoları sırasında ve sonrasında medyada olaylar inanılmaz biçimde çarpıtılmış ve büyük basın neredeyse polisin halkla ilişkiler servisi olarak çalışmıştır. Bu haberlerin çok büyük bölümü, olay yerinden muhabirlerin geçtiği bilgilerin ters yüz edilmesiyle masa başında yapılmıştır. Bununla birlikte, az sayıda basın mensubunun bu tür olaylarda polisle içli dışlı olduğu, polisten bilgi alıp, polise bilgi verdiğini herkes biliyor. soL’da çıkan haber, birden fazla kişinin tanıklığında yaşanan bir olayın fazla büyütülmeden aktarılmasından ibarettir. Fotoğraf ile Zaman’ın açıklamasının anlattıkları ne yazık ki birbirini tutmamaktadır. Dün akşam telefonla aradığımız ilgili Zaman muhabirinden konuyla ilgili herhangi bir değerlendirme alamadık. Olay sırasındaki görgü tanıklarına ve fotoğrafa karşın Zaman muhabiri “polisler fotoğraflarıma zorla baktı” açıklamasını yaparsa, kendisinden ve bütün okurlarımızdan özür dileyeceğiz” denildi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here