AKP ve yandaş medya muhalif yazarları KCK ile korkutarak susturmaya çalışıyor

Anlaşılan; yeşil faşizm bazı yazarları Ahmet Altan yani  kocasına aşık dırdırcı kadın kıvamına, çoğunu ise Yiğit Bulut, Fatih Altaylı’nın korkak, kemiksiz ve kokuşmuş yılışıklığına ceazaevini göstererek  razı edecek.  Öte taraftan ateşteki suda yavaş yavaş ısıtılınca pişeceğini anlamayan kurbağalar gibi  liberal solcular da bu gerçeği ne yazık ki artık göremeyecek kadar ısınıp  uyuştular.

Medya patronlarıyla yaptığı toplantıda Kürt meselesine otosansür uygulamasını isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 05 Kasım 2011 tarihinde tutuklanan Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu’nun tutuklanmasını doğru bulmadıklarını belirten gazetecileri “KCK’ya sahip çıkanlar kendilerini gözden geçirmeli” sözleriyle tehdit etmişti. Bu açıklamanın hemen ardından hedef gösterilen Cengiz Çandar’dan sonra Yeni Akit Nuray Mert’i de hedef tahtasına yerleştirdi. Yazarın, Prof. Dr. Büşra Ersanlı’yla yaptığı bir görüşmenin telefon kayıtlarını zaten yazdığı ve açık açık dile getirdiği düşünceleri sanki yeni söylenen farklı bir şeymiş  gibi yayınlayarak hedef gösterdi.

Gazeteci-akademisyen Nuray Mert’in KCK tutuklusu Prof. Dr. Büşra Ersanlı’yla yaptığı bir telefon görüşmesi Kayıtlarda iki taraf da yükselen şiddetten dolayı üzüntülerini ifade ediyor, ve herhangi bir şekilde normalde söylemedikleri hiçbir şey söylemiyor. Hatta haberin içeriği o kadar boştu ki, gazetenin internet sitesi Habervaktim’deki yorumlarda gazete okuyucuları bile “Bunları zaten söylüyorlardı, yeni bir şey yok ki burada” yorumlarında bulunmaları gazetenin amacını su yüzüne çıkarıyor.
Bu kadar içeriksiz bir konuşmanın dahi haber yapılması, belli ki bir mesaj vermeye yönelikti. Mesajı “alan” Nuray Mert, dünkü köşesinde konuya değindi. Yeni Akit tarafından hakkında yapılan haberle verilmek istenen mesaja uymasını, yani susmasının mümkün olmadığını söyledi. Mert, bugüne gelinene kadar AKP’nin icraatlarına mazeret bulanların, kendisinin başına bir tatsızlık gelmesi durumunda sahte demokratlık ve insaniyet gösterilerine girişmemelerini istedi.

Nuray Mert: Benim başıma bir şey gelirse sahte demokratlık yapmasınlar 

Başıma geçen sene İstanbul-Van yolculuğunda olduğu gibi tuhaf şeyler geliyor, bu işleri bilenler ‘uyarı’ diyorlar, ‘mesaj’ diyorlar. En son olarak, KCK davasından gözaltına alınan arkadaşım Büşra Ersanlı ile temmuz ayında yaptığım bir telefon görüşmesi basına sızmış, heveslileri ‘Nuray Mert, KCK’ya takıldı’ başlığı ile âleme duyurma işine koyulmuş durumda. Mesaj alındı! Ama gereğini yapamayacağım.

Hepimizin doğruları farklı
Telefonlarımızın dinlendiğini zaten tahmin ediyoruz, ama daha önemlisi, ben zaten söyleyeceklerimi açıkça yazıp altına imza atıyorum. Açıkladıklarımın dışında gizli fikir ve emellerim olmayacağını akıl ve vicdan sahibi herkes tahmin edebilir. Ama maksat başka ise, her söylenen, her yapılan olmadık yerlere çekilebilir, o konuda yapılacak bir şey yok. Bu ülkede yaşayan herkes için en doğru olduğuna inandığım şeyleri söylüyorum. Tabii ki benim doğrularımı herkesin kabul etmesi, herkesin benim gibi düşünmesini beklemiyorum. Ama hepsi bu. Yani hepimizin doğruları farklı. Bu gerçeği kabul etmek başka, uyarılar gereği (eğer buysa), doğru bildiklerimi söylemekten imtina etmek başka şey.

İkiyüzlülüğe tanık olduk
Birçok kez yazdım, dünyanın en cesur insanı değilim, kahramanlık gibi hayallerim hiç olmadı, ama doğru bildiklerimi söylemekten vazgeçersem kendime saygım kalmaz, öylesi bir yaşam sürmek mümkün değil. Sadece bu nedenle, tüm olanlar uyarı ise, gereğini yapmak elimden gelmez. İnsanın iktidardayken veya görüşleri iktidardayken doğru bildiğini yapmasının maliyeti yok, ama güçsüz pozisyonda iken doğru bildiğini yapmasının maliyeti ağır olabiliyor. Allah beterinden saklasın, ama dua etmekten başka bir şey yapamam.
En çok gücüme giden, bugünlere gelinene de kadar, demokrasiden uzaklaşma konusunda ‘mazeret mucitliği’ yapanların, işer bu noktaya geldikten sonra, demokratik çıkış yapma, insaniyet gösterme çabaları. Büşra’nın gözaltına alınmasından sonra bu ikiyüzlülüğe bolca tanık olduk. O nedenle, şimdiden söyleyeyim, ilerde ne olur bilinmez. Tatsız şeyler olursa, bu mazeret mucitleri lütfen adımı ağızlarına almasınlar, sahte demokratlık ve insaniyet gösterilerine girişmesinler.

Zamanında duyurulamazsa…
İktidarlar her zaman demokratik yollardan uzaklaşabilirler, bir memleketin aydını, demokratı zamanında sesini duyurmazsa, bu konuda ortaklaşmak yerine birbirine çamur atma, mahkûm etme, yaftalama ve dolayısı ile iktidar ilahlarının önüne ‘kurban’ atma derdine düşerse gerisi böyle gelir. Ben büyük sorumluluğu, iktidardan önce onlarda görüyorum. Bundan sonra ikiyüzlülüğün âlemi yok, bu kez ‘iki bayram’ yaşasınlar, yollarını döşedikleri ‘Kurban’ Bayramı da hepsine kutlu olsun!

Cengiz Candar: Siz de politikanızı bir kez daha gözden geçirin

“Son KCK tutuklamaları ortamında benim ismimin çevresinde bir cadı kazanı kaynatıldığının farkındayım. Rahmetli Turgut Özal ile ortak çalışmamızdan başlayarak, tüm ömrümü savaşın durdurulması, can kayıplarının önlenmesi, ülkenin içinde kan dökülmemesi için ve soruna siyasi ve barışçıl bir çözüm bulunmasına harcadım. Harcamaya devam ediyorum ve edeceğim.
Bu arada, Başbakan’ın kendisine sorulan bir soru üzerine son Fransa’daki ziyareti sırasında kullandığı “KCK’ya sahip çıkan arkadaşların görüşlerini gözden geçirmesi lazım” şeklindeki sözlerde kastedilen yazarlar arasında benim de bulunduğum iddia ediliyor.
Öncelikle, “KCK’ya sahip çıkma” gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirteyim. KCK konusunda iki yıldır anlatmak istediğimiz başka bir şey. KCK’ya sahip çıkmakla ilgisi yok. Yine de, Başbakan’ın davetine uyacağımı ve “görüşlerimi gözden geçireceğimi” söylemeliyim.
Buradan hareketle, Başbakan’a yönelik bir samimi talebi dile getireyim: “Görüşlerimizi gözden geçirelim. Kabul. Siz de lütfen bunca zamandır bu konuda yazdıklarımızı ve yapmaya çalıştıklarımızı özenle değerlendirerek, son dönemdeki politikanızı bir kez daha gözden geçirin. Çünkü, bu sorunu, siyasi ve barışçıl yönden çözme şansına hiç kimse sizinkadar sahip olmadı.”
İnsanların yok yere kurban edilmesinin önüne geçilmesi duygusuyla, herkesin Kurban Bayramı’nı kutluyorum.”



Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
İssa Hassan, “Kurdomania/ Dilana Kurdi” adlı albümü ve canlı performans kayıtları

Kürt müzisyen, şarkıcı ve bestekar İssa Hassan ‘ın dedesinin Mardin Omerî (Ömerli)'den siyasi sebeplerle sürgüne gönderilmesi sonrasında Beyrut'a yerleşen bir...

Kapat