Zaman’ın Turan Dursun ile Yapıp Yayınlamadığı Röportaj: “Bu müftü kafirdir,” dediler

Şimdi ilk sorumuz şu. Geçmişinizi ana hatlarıyla anlatır mısınız? Bu yere gelişinizin hikayesi nedir?
T. Dursun: Önce doğumumdan başlayarak özetlemeye çalışayım.1934 yılında Sivas’ın Sarkışla ilçesinin Altın köyünde doğmuşum. Şimdi, Gümüştepe adıyla anılıyor. 5 yaşındayken, babam anamları alıp, basının topraklarının bulunduğuna inandığı Ağrı’nın Tutak ilçesine götürdü. Fakat, oraya gittiğinde baktı ki, ağalar bu topraklarını almışlar, sahiplenmişler. Ortada kaldı. Biraz dini bilgisi vardı. Onunla, imam olmaya koyuldu, Tutak’ın kimi köylerinde imamlık yaptı. Sonra, Muş’un köylerine geçti ve ben daha altı, yedi yaşıma gelirken -ki, ben okula verilmedim. Babam bu okulları gavur okulu sayıyordu ve vermiyordu.- Götürüp beni Kürt hocaların içine bıraktı. Ağrı’nın Tutak ilçesine bağlı Kargalık köyünde Şeyh Ramazan diye biri vardı. Onun himayesinde öğrenciler okuyordu. Arapça okuyorlardı. Ben, Molla Nadir Efendi bir de hafız vardı, Türk, esasen başlangıcı onda okumuştum. Sonradan hafız oradan gitti, ben Kürtçe’yi öğrendim.

Devamı…Zaman’ın Turan Dursun ile Yapıp Yayınlamadığı Röportaj: “Bu müftü kafirdir,” dediler

Yıldırım Türker: “Devlet zaten tarihi boyunca Kürt illerinde insansız hava aracı olarak varolmuştur.”

“Başbakan ertesi gün yorgun bir kibirle halkın karşısındaydı. Devleti 35 sivili savaş uçaklarıyla bombalayarak katletmişti ama onun derdi hâlâ ‘Devlet kendi halkını bombaladı’ başlığıyla haberi veren gazeteyle idi. Basının kulağını çekip hizaya getirmişliğiyle yetinmeyecekti elbet. Herkes susmalı, bütün basın onun ağzına bakmalıydı.
Nitekim bu katliam basınımızın ne özgür bir mal olduğunu bir kez daha dünya âleme gösteriyordu. Türk televizyonları tam 12 saat katliam haberini seyircilerinden saklamayı başardı. Şırnak Valisi’nin açıklaması bile ekranlara yanaşamadı. Dünya basınının gördüğünden, Türk basını gözlerini kaçırıyordu. Basınımız ertesi gün de soğukkanlılığın şahikasını sergileyecekti. Birgün gazetesinden Ahmet Meriç Şenyüz, haberine ‘İnsansız Haber Aracı!’ başlığı atmış. Mükemmel, değil mi? “

Devamı…Yıldırım Türker: “Devlet zaten tarihi boyunca Kürt illerinde insansız hava aracı olarak varolmuştur.”

Yıldırım Türker: AKP’nin şu anki savaş taktiği: Karşısında duran herkesin susturulması

AKP’nin savaşı
KCK tutuklamalarında sıranın Prof. Büşra Ersanlı’ya kadar gelip dayanmış olması, AKP hükümetinin muhalif sözü kökünden kurutup siyaset alanını bombardımana tutma gayretinin zirve noktasını oluşturuyor.
Büşra Ersanlı, BDP Anayasa Komisyonu’ndaydı ve 10 Ekim’de AKP heyetiyle görüşmüştü.
Ersanlı, sivil alanda sözü kıymetli, son zamanlarda dillere pelesenk olup içi boşaltılmış ‘aklıselim sahibi’ tanımlamasına fevkalade yakışan bir sosyal bilimcidir. Onu bir savaş taktikçisi olarak yutturmaya çalışanları tarihe havale etmek yetmez.
KCK tutuklamalarına karşı can havliyle haykırmak zorundayız. Yoksa eli kulağında, ölüm kazanacak.

Devamı…Yıldırım Türker: AKP’nin şu anki savaş taktiği: Karşısında duran herkesin susturulması

Aysel Tuğluk: Ne Türkiye Sri Lanka ne de Kürt hareketi adanın kuzeyine sıkışmış yerel bir örgüt

12 Eylül 1980 darbesiyle beslenen Türk-İslam sentezi, Erbakan hükümetinin düşürülmesiyle ikinci bir adaptasyondan geçirildi. Özellikle geleneksel İslami alışkanlıkların ağırlıkta olduğu milli görüş hattının yerine daha geniş bir tabana oturabilen, “değiştik” mottosuyla devlet elitlerinin taleplerine duyarlı, neoliberal orta sınıfları kapsayan ve enformasyon çağının kimi özellikleriyle, lümpen sokak kültürünün karması olan AKP ikame edildi. Demirel’in “28 Şubat bin yıl sürer” lafıyla bugünlerde alay ediliyor. AKP’nin 28 Şubat’ın en semereli ürünü olduğu unutuluyor. AKP kurucularının ve özellikle Gülen hareketinin 28 Şubat karşısındaki tutumlarını kimse hatırlamak istemiyor. Hasdal ve Silivri’ye tıkılan generallerden söz ediliyor ancak onları engelleyenlerle AKP ilişkilerinden kimse söz etmiyor.

Devamı…Aysel Tuğluk: Ne Türkiye Sri Lanka ne de Kürt hareketi adanın kuzeyine sıkışmış yerel bir örgüt

Tatlıses suikastı üzerinden düzen medyası bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi: Yalansız olmuyor…

Siz bu oyundan sıkılmadınız mı?
Bu ülkede her nerede bir olay olursa olsun düzen medyası radyo tv ve gazetelerinde olay anında hiç bir veriye dayanmadan hemen PKK’nin yaptığını belirttiyor. O olay sonrasınsa sıcağı sıcağına  televizyonda boy gösteren devlet yetkilileri yapılan her neyse PKK’nin yaptığına dair  bir şeyler söylüyor, terörü lanetliyor. Hemen bu yargıyı (haber değil) destekleyen değeri kendinden menkul, “bir olay olsa da tv çıksak “diye bekleyen, her olayın uzmanı, gerizakalılar sürüsü devreye giriyor. Yalan büyükdükçe büyüyor…. Aşağı yukarı üç gün, üç gece medya manşetlerine taşınıyor.  Kapılmış köşelerde ince ince işleniyor. Sonuçta haber garip komplo bağlantıları, eklemeler ve çıkartmalarla öyle bir hale giriyor ki; ortalama bir seyirci “tamam diyor, ne derseniz doğrudur” kıvamına getirilince yalancının mumu sönüveriyor. Olayın aslı ortaya çıkıyor. Ama yetmiyor.   Suçlu çıkıp “Ben yaptım” dese yine de yalan habere ısrarla devam ediliyor. Bunun son örneği İbrahim Tatlıses’e düzenlenen  suikast olayında yaşandı.  Suçlu bütün delilleriyle sabah yakalandığı halde aynı devletin kurumu olan TRT  bütün gün ve akşam haberlerinde  “TAK üstlendi ” diye yalan habere devam ediyor.  Manüpülasyon amaçlı AA  (Anadolu Ajansı) patentiyle verilen  haberler insana “aa yeter artık”  dedirtinceye kadar, noktasından virgülüne aynı şekilde bütün medya yayın organlarında yer buluyor…
Tıpkı 3 Astsubayın Şemdinli’de kitabevine bomba koyanken yakalanması olayı gibi,  tıpkı, 14 yaşında katledilen Ceylan Önkol olayında olduğu gibi, tıpkı Hakkari’de minibüse kurulan mayın tuzağı olayında olduğu  gibi…

Devamı…Tatlıses suikastı üzerinden düzen medyası bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi: Yalansız olmuyor…

Başbakanın solcusu Doğan Tarkan, Zaman’a ifade verdi: “Bütün sol koyun gibidir”

Referandum sürecinde AKP’yi destekleyerek pakete “evet” oyu verme çağrısı yapan, Başbakan Erdoğan’ın da referandum sonrası teşekkür ettiği Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) Başkanı Doğan Tarkan, Zaman gazetesine röportaj verdi.
Gülen cemaatinin yayın organı olan gazeteye verdiği bu röportajda sola saldırmaya ve AKP’nin manipülasyon aracı olmaya devam edeceğini gösteren Tarkan,  bazı istihbarat  sorularına itirafçı gibi ifade  veriyor .  Türkiye solunun  Kemalizm kuyrukçuluğu ve ulusalcı  karekteri  konusunda kimi genel doğruları dile getiriyor.   Bu hızla bütün sol’u  koyun yerine koyacak kadar ileri gidiyor. “İktidar üf dese yok olacağız ” diyecek kadar acizleşiyor. iktidarsızlığı  bir meziyetmiş gibi anlatıyor.  Muhabirinin sıkılı yumruk olan “ambleminiz çok çirkin, değiştirin” talimatına “evet değiştirmemiz lazım aslında”  cevabı veriyor.  Söz sırası Stalin’e gelince söyleşiyi yapan müritle aynı duygu durumuna düşerek ağız birliği ile  küfrediyor…

Devamı…Başbakanın solcusu Doğan Tarkan, Zaman’a ifade verdi: “Bütün sol koyun gibidir”

Polis destekli Kürt öğrenci avı ve medyanın Muğla olaylarındaki faşist tutumu

Türkiye’de son dönemlerde üniversitelerde Kürt öğrencilere yönelik başlatan linç ve saldırı kampanyaları sürüyor. İstanbul ve Manisa’dan sonra geçtiğimiz günlerde Muğla’da da ülkücüler polis gözetiminde Kürt öğrencilere saldırdı. Silahların kullanıldığı saldırıda iki kurşun isabet eden Şerzan Kurt ağır yaralandı. Öğrenciler polisin ülkücü grubu yönlendirdiğini belirtirken, yoğun bakıma alınan Kurt’un hayati tehlikesi sürüyor.
Yaşanan olayları devlet yetkilileri özelikle önemsiz gösterilirken
“Müslüman din kardeşi” teraneleriyle Kürtlere yaklaşan  Zaman ve Yeni Şafak gibi gazeteler, Muğla’da yaşanan olaylar sonrasında  yaptığı haberlerle  sadece MHP’lilerin açıklamalarına yer verip  çok açık olarak kiminle kardeş  olduğunu bir  kez daha gösterdi. Kürt kızlarına sözlü tacizde bulunan ahlaksızları “karşıt görüşlü” öğrenciler olarak niteledi. Olayın mağdurlarını “türkü bardan çıkan solcu kızlar” olarak tarif ederek  saldırıyı meşru göstermeye çalıştı.  Kamu bankaları tarafindan kredi verilip Çalık Holding’e peşkeş çekilen  Sabah  gazetesi ve  AKP yetkilileri   ise aynı ağızdan yorumlarıyla eylem yapan öğrencileri   -neredeyse- terörist ilan etti.

Devamı…Polis destekli Kürt öğrenci avı ve medyanın Muğla olaylarındaki faşist tutumu

CHA ve Zaman gazetesi haberi yine işine geldiği gibi verdi; Bir genç silahıyla beraber yok oldu!

Daha önce karikatürist Emre Ulaş’ın maymununu kaybeden Zaman, bu kez  Diyarbakır’da AKP’li bir gencin işçilere silah çektiği olayı  “Tekel işçileri, AK Parti toplantısını bastı” başlığıyla haber yaptı. Silah çeken genç  silahıyla  beraber yok oldu.  Protesto baskına çevrilerek  haber “Ak”landı paklandı. Cihana duyuruldu.

13 mart 2010 Tarihinde AKP milletvekili Abdurrahman Kurt’un Diyarbakır’da katıldığı etkinliğe milletvekilini protesto etmeye gelen TEKEL işçileri damga vurmuştu. Kent Düğün Salonu’nda etkinliğin sürdüğü sırada, milletvekilinin kente geldiğini duyan TEKEL işçileri hızlı bir şekilde biraraya gelerek etkinliğin yapıldığı yere gitti. Burada toplanan 100’ünüzerinde TEKEL işçisi sloganlarla AKP milletvekilini protesto etmeye başladılar.

Devamı…CHA ve Zaman gazetesi haberi yine işine geldiği gibi verdi; Bir genç silahıyla beraber yok oldu!

Zaman’dan Sansürlü Le Monde Çevirisi ve Sansürlü Bazı Bölümler – Ragıp Duran

Paris’deki Gülen Okulu hakkında Le Monde’un Istanbul muhabiri bir yazı yazmış. Orijinal metin iyi bir gazetecilik çalışması sayılır. Zaman gazetesi ise, Le Monde’daki haberi aktarırken, orijinal metinde Gülen Cemaati hakkındaki tüm eleştirel, olumsuz ve sorgulayıcı bölüm, cümle ve deyimleri temizlemiş.  Fetullah Gülen cemaati hakkında ne kadar kuşku uyandıran cümle varsa ya olduğu gibi es geçilmiş ya da tahrifatlı bir şekilde çevrilmiş. Ne gerek var?


Mesele, teknik bir çeviri hatası ya da çeviride özensizlik değil. Le Monde’da çıkan bir yazıyı tahrif etmek…Bunu yapanlar kendilerini çok uyanık sanıyorlar. Çünkü hiç kimse, özellikle Fransa’da yaşayan Türkiyeliler ya da Fransızca bilen Türkiyeliler, hem Zaman’ı hem de Le Monde’u okumayacaklar değil mi?

Devamı…Zaman’dan Sansürlü Le Monde Çevirisi ve Sansürlü Bazı Bölümler – Ragıp Duran

Polis adına konuşan Zaman gazetesi, Otokratik Açılım ve savaş alanına dönen kentler

a.erdem Önceki yıllarda 1 Mayıs vb eylemler öncesinde sık sık “illegal örgütler kutlamaları provoke edecek”, “Bomba konacak” gibi onlarca  provokasyon haberleri yaparak katılımı düşüremeye çalışan gazete, bu kez polis ve asker nezdinde AKP hükümetini kollayarak, Kürt eylemcilere yönelebilecek her türlü saldırıyı, “açılım sürecinin karşısındaki odaklarla”, özellikle PKK ve DTP ile ilişkilendirmeye çalışıyor.  Aslında AKP’nin açılım adıyla bölgede kaybettiği oyları geri almaya çalışarak asansöründe Kürtçe konuşulmasının yasak olduğu aynı dine ve düzene hizmet eden bir tv kanalı, zaten olan  Kürtçe Kur`an-ı Kerim’in yeniden basılacak meali dışında  bir şey olmadığını kitlerler anladıkça  ortalık daha çok karışacak.

Devamı…Polis adına konuşan Zaman gazetesi, Otokratik Açılım ve savaş alanına dönen kentler

Bütün burjuva medyası çalışanlarına IMF haberleri nedeniyle emniyetten ikramiye verilmelidir!


IMF karşıtı eylemin ardından yandaş olan olmayan tüm düzen medyası polisi haklı gösterme telaşıyla yalanlara başvurmaktan çekinmedi. Sürekli birkaç yerde etrafa zarar veren kişilerin görüntülerini ekranlara yansıtarak, göstericiler için akıl almaz sıfatlar kullanıldı. Eylemin konusu olan IMF’nin gerçekte ne olduğu konusunda neredeyse hiç söz edilmezken, eylem yapan herkesi şiddet eğilimli, psikolojik sorunları olan ruh hastaları gibi gösterdi. Öte taraftan bütün medya kanalları eyleme katılan örgütlerin saldırıyla ilgili açıklamalarına neredeyse hiç yer vermezken, Muammer Güler’in eylemciler hakkındaki soyut suçlamalarına ayrıntılarıyla yer verip gerçekmiş gibi ıspatlamaya çalıştılar.

Devamı…Bütün burjuva medyası çalışanlarına IMF haberleri nedeniyle emniyetten ikramiye verilmelidir!