Aynur Doğan Neden Türkçe Okuyacak? – Ahmet Nesin


İlk olarak o konsere geliyorsanız ve Aynur Doğan’ın da çıkacağını biliyorsanız, o insanın Kürt olduğunu da biliyorsunuz demektir. Bu da demektir ki Aynur Doğan’ın Kürt olduğunu kabullenmişsiniz. Kürt olan bir insandan Türkçe şarkı yada türkü isteyebilirsiniz ama o bunu söylemek zorunda değil. Kürtler bu coğrafyada yaşamları boyunca sadece Kürtçe dinlemediler. Çok sevdikleri Türk sanatçılar var ama onlara asla Kürtçe söylemiyor diye tepki göstermediler. Çünkü onlar böyle bir hakları olmadığını biliyor.

Sen, kim olduğunu bilmiyorum, bilmem de gerekmiyor, her kimsen, neredeysen, ne amaçla bişeyler yapmaya çalışıyorsan, şunu iyice kafana sok, ben asla senin istediğin gibi olmayacağım. Sen benim eşim, arkadaşım, öğretmenim, amirim, dostum, kardeşim, ağabeyim, annem, babam, yeğenim yada kuzenim, her kim olursan ol, her şeyden önce benimle arkadaş yada dost olmak istiyorsan beni değiştirmeye kalkışma. Ben seni sevdiysem, seninle yaşamımı paylaşmak istiyorsam, seni ilk tanıdığım gibi kabullenmişim demektir. Kabullenmediysem zaten umurum olmazsın. O yüzden bir gün bile senden senin istemlerin dışında bişey istemeye hakkım yok. Senin inisiyatifini ele geçirmek gibi bir istemim asla olamaz. Seni değiştirmeye çalışırsam bir gün ve sen de buna uyarsan, kabul edersen hemen yaşantımdan çık, çünkü o zaman benim ilk tanıdığım insan yerine tanımadığım bir insan olursun. Tanımadığım insanı yeniden sevmeye çabalama zorunluluğum yok, çünkü ben eğer seni sevdiysem ilk tanıdığım halinle sevmişimdir.

Senin adın Recep Tayyip Erdoğan’sa benim sana “Madem bu kadar iyi politikacısın, o zaman biraz da CHP’nin yada BDP’nin başına geçsene!..” deme hakkım yok. Sen dünya gol kralı olmuşsan “İyi sporcusun, o zaman biraz da voleybol oynasana!..” da diyemem. Aziz Nesin’i opera yazmadı diye eleştiremem, Yıldız Kenter’i oyun oynarken piyesin yarısında bale yapmaya zorlayamam.

Kaç gündür bu tartışılıyor Türkiye’de. Sevgili Aynur sahnede Kürtçe şarkı söylerken üçüncü şarkısında yuhalanıyor, protesto ediliyor. Aynur Doğan Tunceli Çemişgezek doğumlu bir Kürt. O’nun anadili Kürtçe, doğal olarak da Kürtçe söyleyecek. Olanlar ondan sonra oluyor, demokrasiyi asla öğrenmeyecek olanlar, daha doğrusu demokrasiyi sadece kendi inandıkları gibi sananlar Aynur Doğan’a ders vermeye kalkışıyorlar: “Keşke Aynur Doğan üçüncü türküyü Türkçe söyleseydi…” Bunu önce Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya yazıyor, sonra Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök destekliyor, dün de Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak haklı buluyor.

İşin komik tarafı bu öneriyi destekleyenler Aynur Doğan’a yapılan protestoya da tepki duyuyorlar. Bu tepki Türkiye’nin yıllardır alıştığı bir tepki, “Demokrat olacaksan benim dediğim kadar ol…” tepkisi… Bu lafta demokrasiyi savunanlarla Aynur Doğan’ı protesto edenler arasında hiçbir fark yok. Çünkü bu anlayış ilkel bir anlayış.

İlk olarak o konsere geliyorsanız ve Aynur Doğan’ın da çıkacağını biliyorsanız, o insanın Kürt olduğunu da biliyorsunuz demektir. Bu da demektir ki Aynur Doğan’ın Kürt olduğunu kabullenmişsiniz. Kürt olan bir insandan Türkçe şarkı yada türkü isteyebilirsiniz ama o bunu söylemek zorunda değil. Kürtler bu coğrafyada yaşamları boyunca sadece Kürtçe dinlemediler. Çok sevdikleri Türk sanatçılar var ama onlara asla Kürtçe söylemiyor diye tepki göstermediler. Çünkü onlar böyle bir hakları olmadığını biliyor.

Birileri Hasan Cemal gibi 9 Mart darbesinin girişimcilerinden olup bugün anti-darbeci olabilir, birileri Ahmet Altan yada Cengiz Çandar gibi 12 Eylül darbesinin başbakan yardımcısı ve iki idamı onaylayan Turgut Özal’ı demokrat sanabilir, birileri Nazlı Ilıcak gibi 12 Eylül için “Asker gelsin ama ben esasında darbeye karşıyım…” palavrasına sığınabilir, birileri Murat Belge gibi hâlâ Komünist olduğunu söyleyip, seçim sabahı AKP’ye oy vermekten vazgeçtiğini açıklayıp kendisini demokrat diye yutturmaya çalışabilir ama demokrasiye gerçekten inanan insanlar onlar gibi olmazlar. Çünkü demokrasi onların anladıkları gibi o kadar palavra bişey değildir, taviz vermeye gelmez.

Bir tümce var çok sevdiğim, “Siz hiç ağaçtan düşerek yada suda boğularak intihar eden bir kuş yada balık gördünüz mü?..” diye, bu insanları da buna benzetiyorum.Daha doğrusu olaylara bakış açıları böyle. Gerekçeniz de çatışmada ölen 13 asker. Böyle bir olaya üzülmeniz en doğal hakkınız ama ölen Kürtlere de üzülmek Aynur Doğan’ın bir o kadar hakkı. O sizin için kendi üzüntüsünü bir kenara atsın istiyorsunuz, önce sizin için üzülsün, sonra tek başına kaldığında kendi üzüntüsünü kendisiyle paylaşır. Geçici olarak kimliğini, kişiliğini, benliğini, inancını bir kenara atsın, sizin gibi demokrat olsun, çünkü siz onu ilk paragrafta yazdığım gibi kendinize benzetmek istiyorsunuz.

Bu olayı yıllardır yaşanan oruç sorununa benzetiyorum, bugüne kadar oruç tutmadığı için öldürülen oldu ama oruç tuttuğu için terslenen bile olmadı, olmamalı da. Kürtçe söylemediği için suçlanan yada protesto edilen olmadı ama Türkçe söylemediği için yaşananlar hâlâ demokrasi adına tartışılıyor. Ahmet Kaya bu nedenle yaşamını yitirdi, Yıldız Tilbe’nin programı bu gerekçeyle yıllar önce yayından kaldırıldı, Nizamettin Ariç ve Şivan Perver bu gerekçelerle 12 Eylül’de yurt dışına çıkmak zorunda kaldılar. Şimdi Perver’in ayağına gidiyor Bülent Arınç sahte demokrat yüzüyle. Bırakın onlar Kürtçe söylesinler, hem kıskanmayın Kürtleri, onlar hem Türkçe hem de Türkçe şarkıları anlıyorlar ama siz onlarınkini anlamıyorsunuz.

22 Temmuz 2011
ahmetnesin.wordpress.com

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Zahit Atam ile Kitabı “Yakın Plan Yeni Türkiye Sineması” Üzerine Söyleşi

Sitemizde bir dönem sinema üzerine yazılar kaleme alan ve halen Birgün gazetesinde yazılarını sürdüren, Görüntü ve Yeni Sinema dergisinin kurucusu...

Kapat