Andrey Tarkovski: Belki de böyle olmazsa yaşamak mümkün olmayacak!..

0
320

1 Eylül

Vonnegut’un Mezbaha No: 5’ini okudum. Evet, pasifist ve iyi bir adam. Canlı bir yazım tarzı var. Fakat nerede bizim o mantıksız, yararsız, o muhteşem Rus tekniği. Ne üzücü. Filmin (Karşılaştırmalar) kitabında amcam Lyova’nın fotoğraflarını da kullanarak illüstrasyonlar yapmak iyi olacak.

Eski kağıtları karıştırırken üniversitede Rublev üzerine yapılan bir tartışmanın kopyası geçti elime. Tanrım, bu ne düzeysizlik. Bir uçurum, çok acıklı. Yalnızca Lenin ödülü sahibi Manin adlı otuz yaşlarında bir matematik profesörü biraz fikir yürütmüş, hepsi o kadar. Onun görüşlerine katılıyorum. Bu birisinin kendi hakkında bir şey söylemek zorunda olması değil. Ama Andrey’i çekerken tam an lamıyla öyle hissettim. Ve bu yüzden Manin’e minnettarım.

“Hemen hemen tüm konuşmacılar üç saatlik film boyunca neden durmadan acıya boğulmak zorunda bırakıldıklarını sordular. Bu soruyu yanıtlamaya çalışacağım.

Öyle çünkü yirminci yüzyıl duygusal enflasyonun yükselişine tanık oldu. Endonezya’ da iki milyon insanın doğrandığını gazetelerden okuduğumuzda hissettiklerimiz, buz hokeyi takımımızın bir maç kazanması halinde hissettiklerimizden farksız. Etkilenme derecemiz aynı! Bu iki olay arasındaki korkunç ayrılığı fark edecek durumda değiliz. Algı kanallarımız hiçbir şeyin farkında olmadığımız bir yere çöreklenmiş. Her neyse, bu konuda vaaz vermek istemiyorum. Belki de böyle olmazsa yaşamak mümkün olmayacak. Sadece önemli olan nokta şu ki, bazı sanatçılar var, yaşamın gerçek değerlerini hissetmemizi sağlarlar. Bu, onların ömürleri boyunca sırtlarında taşıdıkları bir yüktür ve biz bu yüzden teşekkür borçluyuz.”

Bu son cümle iki saat boyunca bu işe yaramaz kağıtların Önünde oturmaya değdi. Şu an koridorlarda korkakça fısıldayarak şikayet edip kızmanın zamanı değil… Bunun zamanı değil şimdi.  Şikayetler anlamsız ve değersiz. Şimdi zaman, düşünüp taşınıp yaşamaya nasıl devam edeceğimize karar vermek. Herhangi acele verilmiş bir karar felaketle sonuçlanabilir.

Burada söz konusu olan, birtakım özel avantajların sağlanması değil, Halkımızın, sanatımızın varlığını sürdürme meselesi. Sanatın çöküşü gözle görünen bir gerçekse eğer -ki öyle- ve eğer sanat bir halkın ruhunu temsil ediyorsa, öyleyse bizim milletimiz, bizim ülkemiz can çekişiyor demektir.

Rublev’i Soljenitsin’e göstermeyi çok isterdim. Bundan Şostakoviç’ e söz ettim.

Andrey Tarkovski
Zaman Zaman İçinde – Günlükler

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz