Cemil Meriç: İnsanlık daima daha kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk

“Dünya nimetlerini ömrü boyunca hor gören Buda nefis bir domuz kızartmasını tıka basa atıştırdığı için göçüp gitmiş. Tarihçi böyle söylüyor. Güneşte leke arayan küçük adamın uydurduğu bir yalan mı bu, bilmiyorum. En yavuz ermişlerin, en çetin kahramanların zaman zaman nasıl çamurlaştıklarını görmek, küçük insanlar için hain, buruk ve zehirli bir teselli.

Devamı…Cemil Meriç: İnsanlık daima daha kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk

Franz Kafka: Uzun süre bakılamaz yüzlerine ya da görmezlikten gelinemezler

KafkaDün fabrikadaydım. Aslında katlanılmaz ölçüde pis ve bol giysileri, yataktan kalkıldığı zamanki gibi dağınık saçları, kasnakların sürekli gürültüsünün ve otomatikliğine karşın beklenmedik anda duraklayan makinelerin tutup koyvermediği yüz ifadeleriyle işçi kızların insana benzer yanı yok; kimse selamlamaz kendilerini;

Devamı…Franz Kafka: Uzun süre bakılamaz yüzlerine ya da görmezlikten gelinemezler

Oğuz Atay: Akıl tutucu, sevgi ilerici ya da devrimcidir

Oğuz AtayTutunamayanlar’da, Turgut’un muhallebicide oturduğu sırada aklından geçenler arasında bir söz vardı: akıl büyük bir diktatör aslında (ya da buna benzer bir söz). Bugün Uğur’la konuşurken, bu sözü daha başka bütünlüğe vardırdım galiba: akıl tutucu (muhafazakâr) ya da gerici, sevgi ilericidir (ya da devrimcidir).

Devamı…Oğuz Atay: Akıl tutucu, sevgi ilerici ya da devrimcidir

“İnsanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur” Günlükler – Stefan Zweig

Stefan ZweigYaşamının son yıllarını, önce İngiltere’de, sonra da Brezilya’da gönüllü sürgünde geçiren, dünyanın çöküşüne, inandığı, koruduğu kavramların yıkılışına, bozuluşuna daha fazla katlanamayacağını düşünerek karısıyla birlikte 1942 yılında intihar eden Stefan Zweig, savaşın acımasızlığının ve acılarının kusursuz bir tanığıydı.

Devamı…“İnsanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur” Günlükler – Stefan Zweig

Kadın Yazarlar Romanlarını Neden Günlüğe Dönüştürür? – Jordan Kisner

gunlukBu kitaplar ve yazarlarla ilgili bariz benzerlikler var. Hepsi otuz ve kırklı yaşların sonlarında, hepsi beyaz, evli ve (Heti’nin dışında) hepsi de anne. Her bir kadın, doğrudan ya da dolaylı olarak, zamana dair bir kaygıya karşılık yazıyor gibi görünüyor. “Başından beri günlüğün işe yaramadığını biliyordum” diyor yazar Manguso…

Devamı…Kadın Yazarlar Romanlarını Neden Günlüğe Dönüştürür? – Jordan Kisner

Sylvia Plath: Sana doğru atıyorum adımımı Unutkanlık Irmağı’nın kara vagonundan, Safım bir bebek kadar*

Sylvia PlathBazen kendimi çok ama çok aptal hissediyorum ama öyle olsaydım, tanıdığım adamlardan biriyle mutlu olmaz mıydım? Yoksa mutlu olamamam aptal olduğumdan mı; bu çok zor. Richard’ın izlerini silmesi için birinin hasretini çekiyorum; bunu hak ediyorum, öyle değil mi, birlikte yaşayabileceğim alev alev yanan bir aşkı.

Devamı…Sylvia Plath: Sana doğru atıyorum adımımı Unutkanlık Irmağı’nın kara vagonundan, Safım bir bebek kadar*

Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabı üstüne günlüğünden geçen notlar

oguz-atay27 Nisan 1970
İkinci kitabımda, herkesin saldırdığı ve saldırmakta haklı olduğu bir adamla (bir bakıma adam haklı görüyor onları) herkesin hor gördüğü bir kadının maceralarını yazacağım(1). İkisinin de tek tek yaşantıları, onların birleşmesini zorunlu hale getirecek. Kimse adama acımayacak. Adam ise her zaman kötü değil. Gene de acımaya layık görülmüyor hiçbir zaman. Her zaman, başkalarının üstün olmalarının acısını yaşamış ve başını kaldırmadıkça küçümseyici bir hor görüşle izin verilmiş nefes almasına. Biraz direnip, ben de bir şeyler yapmalıyım dediği zaman binmişler tepesine; hem de, aldırmadan, yaptıklarını fark etmeden, hemen unutarak yapmışlar bunu.

Devamı…Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabı üstüne günlüğünden geçen notlar

Cesare Pavese: Her şey insanın çocukluğundadır

Cesare PaveseZaferin tadını çıkarabilmemiz için ölülerin dirilmesi, yaşlıların gençleşmesi, uzaktaki dostlarımızın dönmesi gerekir. Biz bunun düşünü dar bir çevrede, bizim için bütün dünya sayılan bildik yüzler arasında kurmuştuk; şimdi büyüdüğümüze göre, yaptıklarımızın ve söylediklerimizin gene bu yüzlerde yansımasını isteriz. Oysa onlar yaşlanmış, ölmüş, kayıplara karışmışlardır. Bir daha dönmemecesine. Bu durumda umutsuzca çevremize bakar, bizi yalnız bırakan, ama bizi seven, yaptıklarımıza hayranlık duyacak olan bu küçük dünyayı yeniden yaratmaya çalışırız. Ama böyle bir dünya yoktur artık.

Devamı…Cesare Pavese: Her şey insanın çocukluğundadır

Tolstoy’un Günlükler’inde Mal – Mülk Üzerine Edilmiş Sözler

Lev Tolstoy1881: ‘Asıl arzum her şeyi başkalarına dağıtmak ve kendi kendime yetmek. Yani ihtiyaçlarımı mümkün olduğu kadar sınırlamak ve aldığımdan çok vermek… Bütün gücümü bu amaca yönlendirmek ve bunu yaşamımın maksadı ve neşesi olarak görme (…) Yaşama, yeme içme ve giyinme gayet sade. Yapay olan her şeyi –piyano, mobilya, arabalar, arabalar- sat ya da birilerine ver. Yalnızca herkesle paylaşılabilecek bilim ve sanat üzerinde çalış. Validen sokaktaki dilenciye kadar herkese aynı şekilde davran. Tek amaç mutluluk –kendinin ve ailenin mutluluğu… Bu mutluluğun çok az şeyle yetinmek ve başkalarına iyilik etmekten oluştuğunu bil.’(277)

Devamı…Tolstoy’un Günlükler’inde Mal – Mülk Üzerine Edilmiş Sözler