“Sorun Şudur: her şeyin mübah olduğu bu dünya nedir?” Dostoyevski ve Tarkovski – Ulus Baker

dostoyevskiTarkovski’nin Dostoyevski’yi bir “yakını” gibi gördüğü biliniyor –hayatı boyunca onun bir romanını çekmek istemiş ve anlaşılan buna ya fırsat bulamamış, ya da –bu daha doğru ve haklı bir neden herhalde– cesaret edememiş… Ama benim gördüğüm her imajının içine Dostoyevski tamtamına işlemiştir. Gerçekten de, nasıl Dostoyevski okuyana her şeyi yazabilecek gibi görünüyorsa, bir Tarkovski görüntüsü de her şeyi gösterebilecek gibi gelir… Onun filmleriyle “barışamazsanız” ilk yirmi dakikanın sonunda terk etmenizin daha iyi olacağı gerçeği (bu çoğu kişinin deneyimidir)iyi bilinir… Ama Tarkovski de her şeyi “çekebilecek” gibi gelen bir filmcidir. Ve bunun nedeni belki de Dostoyevski anlatımla göbekbağından çok, her ikisini birbirine bağlayan bağın oluşabildiği o dirençli zemindir.

Devamı…“Sorun Şudur: her şeyin mübah olduğu bu dünya nedir?” Dostoyevski ve Tarkovski – Ulus Baker

Sinemanın en önemli isimlerinden A. Tarkovski’yle söyleşi: “Aşk, insanın en büyük hazinesidir”

tarkovskiAşk ya olur ya olmaz.
Olmazsa hiçbir şey olmaz ve insan yavaş yavaş ölür. Bu benim fikrim. Doğal olarak tarafların kendilerinin sorumlu olduğu, birbirlerinden daha da bağımsızlaştığı, bunun da birbirlerinden daha bir soğumaları, daha bir bencil olmaları anlamına geldiği ilişkiler de var.
Belki böylesi daha kolaydır. Bu tür ilişkiler elbette o kadar tehlikeli değil, daha rahat. Ve feminizm düzeyinde bir yerde hareket ediyorlar. Bana göre feminizmin anlamı yalnızca kadınların sosyal haklarını garanti altına almak değil.

Devamı…Sinemanın en önemli isimlerinden A. Tarkovski’yle söyleşi: “Aşk, insanın en büyük hazinesidir”