Ama Mutsuzum ve Daha Mutsuz Oluyorum… – Erdal Atabek

Anlıyor musunuz?
Bırakın da Mutlu Olalım…
Bırakın mutlu olalım. Bizi bize bırakın.

Beynimizi süslü masallarınızla doldurmayın. O masallarınızın altında hep çıkar dünyasının hesapları var. Bizi aldatmayın. Yüzyıllardır insanları masallar anlatarak kandırdınız. Onlara küp küp altınları anlattınız. Paha biçilmez mücevherlerden söz ettiniz. Zenginliği övdünüz. Zengin erkeklere güzel kızları verdiniz. Servetlerle, paralarla gözlerimizi kamaştırdınız. Bize zenginler karşısında eziklik duymayı öğrettiniz. Fakirleri küçümsemeyi öğrettiniz: İnsanı parasına göre değerlendirmeyi öğütlediniz. İçimizdeki değer yargılarını değiştirdiniz. Bizi de kendinize benzettiniz. Bizi mutsuz ettiniz. Bırakın da kendimize gelelim. Bizi bize bırakın. Belki mutlu olabiliriz. Belki…

Düşüncelerimizi şartlandırmaktan vazgeçin. Düşünmeye yeniden başlayalım. Düşünmeyi öğrenelim. Üzerimizdeki baskıları kaldırın. Kaldırın ki, düşünmek ne demekmiş, öğrenelim. Düşünelim ki, insanlık nerden nereye gelmiş, anlayalım. Düşünelim ki, zenginler nasıl zengin olmuş, fakirler nasıl fakir olmuş, anlayalım. Düşünelim ki, bizim cebimizdeki emek nasıl oluyor da sizin cebinize akıyor, anlayalım. Düşünelim ki, kendimizi aptal sanmayalım. Düşünelim ki, sizin becerikli, bizim beceriksiz olduğumuz masalına aldanmayalım. Düşünelim ki, sizi çalışkan, kendimizi tembel bulmayalım.

Duygularımızı aşağılamaktan vazgeçin. Duygularımızı aşağılamayı sizden öğrendik. Duygularımıza kulak asmamayı sizden öğrendik. Duygularımızı küçümsemeyi sizden öğrendik. Acıma duygumuzu körlettiniz. Bize kendimizden başka kimseye acımamayı siz öğrettiniz. Sevgi duygumuza güldünüz. Sevginin olmadığını, sadece çıkarımız olanı sevebileceğimizi söylediniz. Saygımızı değiştirdiniz. Sadece çıkarlarımız olana saygı göstermeyi öğrettiniz. Vazgeçin bütün bunlardan. Vazgeçin ki, duygularımızı bulabilelim. Vazgeçin ki, sevgimiz sevgi olsun, saygımız saygı olsun. Vazgeçin ki, sevgiyi sevdiklerimize, saygıyı saydıklarımıza gösterebilelim. Duygularımızı yeniden bulalım.

Umutlarımızı yoketmeyin. Umutlarımız yaşama gücümüzdür, değiştirme gücümüzdür, yaratma gücümüzdür. Umutlarımızı yokettiniz ki, halimize razı olalım. Başımıza gelenlere kadermiş diyelim. Belki bir gün değişir diye boş yere bekleyelim. Kaderimizi değiştirin diye size yalvaralım. Umutlarımızı yokettiniz. Biliyordunuz ki, umutsuz insan hiçbir şey yapamaz. Umutsuz insanın kolu kanadı kırıktır. Umutsuz insan çaresizdir. Bunu biliyordunuz, umutlarımızı bunun için yokettiniz. Gelin bunu yapmayın. Bunu yapmayın ki, yaşama gücümüzü yeniden bulalım. Yapmayın ki, değiştirme gücümüzü yeniden görelim. Yapmayın ki, yaratma gücümüzün farkına varalım.

ize mutluluğun sahip olmak olduğunu öğrettiniz. Hepimiz de sahip olmaya şartlandık. Sahip olduğumuz şeylerle mutlu olmaya çalıştık. Ama biz de size benzedik, mutsuz olduk. Bizi de kendiniz gibi mutsuz etmeyi başardınız. Gelin bunu bırakın. Kendiniz de mutlu olamadınız, bizi de mutsuz ettiniz. Bunu bırakın da, nasıl mutlu olacağımızı düşünelim. Önyargısız, şartlanmadan, baskı altında kalmadan, korkmadan, suçlanmadan özgürce düşünelim Nasıl mutlu olacağımızı yeniden düşünelim. İçinde bulunduğumuz zehirli hayattan, mutsuz yaşamaktan kurtulalım…

Nasıl mı?

Bırakın da, dünyanın bütün değerlerini üretelim. Hepimiz kendi isteğimize göre, kendi yetilerimize göre yaratma gücümüzü üretime geçirelim. İnsanlar için gerekli değerleri üretelim. Birbirimizi öldürmek için silah üretmek yerine besin maddeleri üretelim, güzel konutlar üretelim, sağlıklı çocuklar büyütelim, teknolojiyi rahat yaşamak için kullanalım. Bu güzelim dünyayı yakmak için değil, yıkmak için değil, satmak için değil, yaşamak için üretelim. Dünyayı yoketmeyelim, yeniden üretelim. Doğayı kirletmeden üretelim. Doğayı küstürmeden üretelim. Kar etmek için değil, yaşamak için üretelim.

Üretirken mutlu olmayı öğrenelim. İstemediğimiz işlerde, istemediğimiz mesleklerde, istemediğimiz kişilere hizmet ederek mutsuz olmayalım. İstediğimiz işleri yapalım, istediğimiz mesleklerde çalışalım, yaptığımız işlerin insanlara yararlı olduğunu bilerek mutlu olalım. Çalışırken birilerinin karları için değil, hepimize yararlı işler yaptığımızı bilerek mutlu olalım. Yaptığımız işlerin güzel ürünler olduğunu bilerek çalışalım. Yaptığımız işlerin insanları açlıktan kurtaracağını, soğuktan koruyacağını, hastalıktan kurtaracağını bilerek mutlu olalım. Yaptığımız işlerin doğanın dostu olduğunu bilerek mutlu olalım. Çalışırken dünyanın daha güzel olacağını bilerek mutlu olalım.

Paylaşarak mutlu olmayı öğrenelim. Sahip olma hırsının yerine paylaşmanın tadını koyalım. Hepimiz birlikte mutlu olmayı öğrenelim. Bu dünyanın hepimizin olduğunu yeniden öğrenelim. Ürettiklerimizi paylaşarak mutlu olmayı öğrenelim. Düşüncelerimizi paylaşarak mutlu olduğumuzu görelim. Duygularımızı paylaşarak mutlu olduğumuzu görelim. Hayatı paylaşarak mutlu olduğumuzu görelim. Ürettiğimiz bütün değerleri, bilimi, sanatı, kültürü paylaşarak mutlu olduğumuzu görelim. Birbirimizden sorumlu olduğumuzu bilerek mutlu olduğumuzu görelim.

Severek mutlu olmayı öğrenelim. Bize öğretilen sevgisizlik yerine sevgiyi koymayı öğrenelim. Sevginin gücümüz olduğunu öğrenelim. Ürettiğimiz değerlerin bize sevgiyi nasıl öğrettiğini, bu değerleri paylaşmanın bize sevgiyi nasıl öğrettiğini görelim. Sahip olma bencilliğinin yarattığı nefretin yerine sevginin, düşmanlığın yerine dostluğun nasıl geldiğini görelim. Doğru üretimin, hakça paylaşımın sevgiyi, dostluğu nasıl yarattığını görelim.

Doğru bir üretim -Paylaşım-Sevgi…

İşte mutluluğun üç kaynağı. İşte mutluluğun üç ayağı…

Bırakın da mutlu olalım.

Ama siz bunu yapmayacaksınız, biliyoruz. Bunları yaparsanız bizleri sömürmemeniz gerekir, bundan yapmayacaksınız. Bunları yaparsanız, bizim emeklerimiz sizin servetleriniz olmayacak, bundan yapmayacaksınız. Bunları yaparsanız insanları baskı altına alamayacaksınız, savaş açamayacaksınız, bundan yapamayacaksınız. Bunları biliyoruz.

Onun için de söylediklerimizi biz yapacağız. Size bunları söylememiz, bunları sizden beklemek için değildir, size bir kez daha seslenmek içindir. Yanlışlarınızı size bir kez daha göstermek içindir. Yoksa, bütün bunları biz yapacağız, bilesiniz. Biz, YENİ DÜNYANIN YENİ İNSANLARIYIZ…

Biz, bu dünyanın geleceğini düşünen yeni insanlarız. Bu dünyanın geleceğini kuran yeni insanlarız. Biz, gençleriz, kadınlarız, erkekleriz, emeğiyle üretenleriz, bilgisiyle üretenleriz, bilimiyle, sanatıyla üretenleriz.

Biz, üretmeyi bilenleriz, paylaşmayı bilenleriz, sevgiyi bilenleriz.

Biz, mutlu olmayı bilenleriz.

Gelin bize katılın, hepimiz mutlu olalım…

Erdal Atabek
Kırmızı Işıkta Yürümek

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Kadınlar Neden Evlenmek İster, Erkekler Neden Evlilikten Korkar? – Theodor Reik
‘Altın Ayı’ ödülünü alan en iyi 10 film
Kapat