Metin Altıok: Susup oturmaktansa, yakınıp sızlanmak hiç yoktan iyidir

Paylaşmak

Sevgili okurlar; neden yazıyorum bu yazıları! Bu hafta size bunu açıklamak istiyorum. Önce şunu belirteyim ki, bu yazıları yazınsal bir ürün ortaya koymak ya da bir yazarlık ustalığı sergilemek için yazmıyorum. Üstelik kullandığım iğneleyici dilden de hoşnut değilim. Bu yazılar benim içimdeki yangının sonucu olan bir çeşit yakınmalardır. Ama ben bu yakınmaları şair Metin Altıok için olmasa bile, yurttaş Metin Altıok için bir görev kabul ediyorum. Çünkü toplum yaşamı bakımından her şeyin kötüye gittiğini açıklıkla görmeme karşın, bu gidişe dur diyecek bir toplumsal kıpırdanmayı ne yazık ki göremiyorum. Olup biten karşısında sanki üstlerine ölü toprağı serpilmiş gibi sessiz ve tepkisiz insanlarımız. Bu tepkisizlik karşısında ben de ister istemez öfkeyle karışık bir çaresizlikle yakınıyorum bu köşede.

Yakmıyorum çünkü bu yakınmaların sizlerin de katılımıyla yaygınlaşmasını ve giderek bir güce dönüşmesini istiyorum. Zaman zaman öfke kusmam da, belki birileri üstüne alır da bir kımıltı yaratılmış olur umuduyladır. Öyle ya, susup oturmaktansa, yakınıp sızlanmak hiç yoktan iyidir, bir adımdır diye düşünüyorum. Yani sizleri de benimle birlikte yakınıp sızlanmaya çağırıyorum. Ne çıkar bundan demeyin; çok şey çıkar! Hiçbir şey çıkmasa, bir hoşnutsuzluğu paylaşmak çıkar.

Benim inancım odur ki, her şey paylaşmakla başlar. Paylaşıldığında, bu, hoşnutsuzluk bile olsa kendine bir tomurcuk edinir ve o tomurcuğun ne açacağı pek belli olmaz! Kişiler arasındaki toplumsal bağın iyice zayıflayıp kopmaya yüz tuttuğu günümüz Türkiyesi’nde paylaşmak az şey değildir.

Beni karamsarlıkla suçlayabilirsiniz; evet, karamsarım. Ama bu karamsarlıkta haklı nedenlerim olduğuna inanıyorum.

(…)

Bundan bir sonuç çıkarmamız gerekirse umursamaz, uyuşuk bir toplum olduğumuzu söyleyebiliriz. Yazık ki, görünen budur. Ama şurası da unutulmamalıdır. Atı alan Üsküdar’ı geçiyor ve kabak umursamazların başında patladı patlayacak. Eh; bu yazımın sonuna da doğrusu böyle bir tümce yakışır. Hem siz bu köşenin genel başlığının neden “Kara Kutu” olduğunu sanıyorsunuz? Bilindiği gibi düşen uçağın dağılmış enkazı arasında ısrarla aranan bir nesnedir kara kutu. Çünkü bu kutu bulunmadan uçağın düşüş nedeni tam olarak anlaşılamaz. Ben size başka ne diyeyim! Hadi kalın sağlıcakla. İşiniz gücünüz rasgele.

14 Haziran 1993
Şiirin İlk Atlası

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Amsterdam Klezmer Band ve Galata Gypsy Band “Katakofti” Adlı Albümü

Kapat