Ali Şeriati: Aydın yeni bir şekilde ve yeni bir tarzda düşünendir

İslâm Toplumu ve Doğuda Aydının Belirmesi
Doğrusu aydın, tercüme, kopya ve taklit yoluyla doğmaz; aksine tahsil etmiş, doktor, mühendis, mimar meydana gelir. Ama aydın meydana getirmez. Aydın yeni bir şekilde ve yeni bir tarzda düşünendir. Eğer okuma-yazması olmazsa, olmasın…

Felsefe bilmiyorsa, bilmesin. Fakih değilse olmayıversin; ama zaman(?) hissetsin, halkı anlasın. Şimdi nasıl düşünmenin gerektiğini bilmelidir, nasıl bir sorumluluk taşıdığını hissetmeli, bu sorumluluk gereğince fedakarlıklar göstermelidir… Ancak islam toplumu ve doğuda aydın nasıl meydana gelir? Jean Paul Sartre “Yeryüzünün Lanetlileri” kitabının önsözünde, batılıların aydın yetiştirme tarzını doğulular için saklıyor ve şöyle diyor: “Biz kabile reislerini, hem ailesi mensuplarını, para sahiplerini, Afrika’nın zorbalarını, Asya’nın büyüklerini getiriyor, Amsterdam, Londra, Norveç, Belçika ve Paris’te birkaç gün gezdiriyor, elbiselerini değiştiriyor, yeni sosyal ilişkiler öğrendi diyorduk. Böylece bunlar yeni pantalon, ceket giyiyor, yeni gidiş geliş tarzı, ağırlama şekli öğreniyor, Avrupa’lılar gibi düğün yapıyor veya Avrupa geleneklerine göre evleniyorlardı. Mobilyalı yeni hayat, yeni süsleme, yeni Avrupa’ca masraf tarzını öğreniyor ve dolayısıyla kendilerine Avrupa yemeklerini öğretiyor; ülkelerinin Avrupa’lılaşmasının arzusunu kalblerine yerleştiriyorduk. Bilahare, bu operasyondan geçirdikten sonra onları memleketlerine gönderiyorduk. Hangi ülkelere? Kapıları devamlı olarak yüzümüze kapalı olan ülkelere… O ülkelere yolumuz yoktu; biz necistik, biz cin olarak görülüyorduk, biz düşmandık; bizden korkuyorlardı; insan görmemişlerdi. Kendi ellerimizle yetiştirdiğimiz aydınları, ülkelerine geri gönderiyorduk. Bunun ardından biz Amsterdam’dan, Berlin’den, Belçika’dan, Paris’ten feryad ediyorduk: İnsanların kardeşliği zaman geçmeden, sesimizin Afrika’nın değişik kesimlerinde, bu aydınların ağzından -tıpkı suda atılan bir taşın meydana getirmiş olduğu kavisler, dalgalar misali-yankılandığını görüyorduk. İnsanların kardeşliği diye bağırıyorduk. “Beşeriyet dini, muhtelif dinlerin yerine” teorisini ortaya atıyorduk, ve onlar aynı sözü tekrarlıyorlardı. Bu, onların ağzıyla söylenen bizim sözlerimizdi. Biz durgun olduğumuzdan, havuzdaki deliklerde sessizdi. Konuşmaya başladığımız zaman, yankısı ve kendi sesimizi yetiştirmiş olduğumuz boğazlardan duymaya başlıyorduk. Bundan sonra, bu aydınların söylemek için en küçük bir sözlerinin olmadığının yanında -elbette ki bizim onların diline sunduğumuzun dışında-halklarından konuşma hakkını da aldıklarına mutmain olduk.

Bu Avrupalı aydın gibi, islam ülkeleri ve doğu toplumlarında belirli bir rol üstlenmiş olan aydındır. Emperyalistlerin tanımadıkları ülkelerdeki “yol gösterici, öncüsü” veya dilini bilmediği insanlar arasında yardımcısıdır. Doğu’da, gür, sulu ve asil ağaçların arasında Batı emperyalizminin zehirli kültür, ahlak, ekonomi, felsefe ve düşüncesi için bir kurt, zararlı böcek fonksiyonunu ifa etmektedir, bu aydın ismiyle meydana getirdiğimiz kurtlar, bizim dilimizi biliyorlardı ve onların en büyük arzuları da bizim gibi olmaktı. Bizim benzerlerimiz, bizden önceler değil. Kültürlerin, güçlü dindarların, medeniyet doğuran din hareketlerinin, maneviyat, duygu, ahlakı asilik düşüncelerinin ve insani fikirlerin içinden gelen bu adamlar, bizzat özleri olan adamları yuttular. Hangi isim altında? Hurafelerle, irtica ile, gericilikle mücadele adına ve 17 ile 18.ci asırda kilise irticasına karşı mücadele veren aydınlar adına.”

Kurucuları, kahramanları ve öncüleri Galile, Kopernik. Kant, Didra, Jan Jak Ruso, Valter, ansiklopedi yazarları, özgürlükçüler, entellektüeller, halkın kurtuluşu için canlarını, hayatlarını, yaşantılarını veren düşünce dahileri ve büyük mütefekkirler olan Avrupa aydınları.

Ali Şeriati
Kaynal: Aydın

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Tanıl Bora: Linç, En Aşikâr Medeniyet Kaybıdır

Linç, kalabalığın azlığı çiğnemesidir – bazen, tek birisini. Korunmasız, çaresiz durumdakine saldırmaktır. Köşeye kıstırılmış, kuşatılmış olana çullanmak... Yerdekine bir tekme...

Kapat