Ahmet Hamdi Tanpınar: Yani toprak kısır, insan görgüsüz ve ufuksuzdur…

Tanpınar’ın 1950 yılında aşağıdaki 4 soruya verdiği cevaplar: 
1 — Köyün kültürümüz, iktisadiyatımız ve iç siyasetimiz bakımından ehemmiyeti nedir?
2 — Köy sizce eğitim yoluyla mı, yoksa başka bir yolla mı kalkındırılabilir?
3 — Köy Enstitüleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
4 — Aydınlar ve üniversiteliler köye ne şekilde yararlı olabilirler?

Devamı…Ahmet Hamdi Tanpınar: Yani toprak kısır, insan görgüsüz ve ufuksuzdur…

Korkaklar: Bizim aydınlarımız içinde, düşünce onuru olan çok az kişi vardır – Yaşar Kemal

Hiçbir duyguyu hor görmem. Duygusal aşırılıklar varsa, ne yüzden olduğunu sorup soruşturmayı daha iyi bulurum. Sevinç hor görülür mü? Bir iyi olay, işlem karşısında sevinen insanın sevincine öteki insanlar da katılırlar, bu olağan bir duygudur. Katılmayanları, sevinci yerenleri ben olağan saymıyorum.

Devamı…Korkaklar: Bizim aydınlarımız içinde, düşünce onuru olan çok az kişi vardır – Yaşar Kemal

Yaşar Kemal: İnanmış kişi, öbür inançlara saygı duyan kişidir…

Korkaklar
Hiçbir duyguyu hor görmem. Duygusal aşırılıklar varsa, ne yüzden olduğunu sorup soruşturmayı daha iyi bulurum. Sevinç hor görülür mü? Bir iyi olay, işlem karşısında sevinen insanın sevincine öteki insanlar da katılırlar, bu olağan bir duygudur. Katılmayanları, sevinci yerenleri ben olağan saymıyorum.

Devamı…Yaşar Kemal: İnanmış kişi, öbür inançlara saygı duyan kişidir…

Siyasi ve sıradan bir açmaz | Kemalizm ve Türk Aydını – Kutsiye Bozoklar

Kutsiye BozoklarAydın, Osmanlıca münevver sözcüğünün Türkçe karşılığıdır. Entelektüel sözcüğü Türkçe’ye aydın olarak çevriliyor. Çoğu kez olduğu gibi kullanılıyor. Fransızca kökenli “entelekften geliyor. Bir kimsenin anlama, idrak yeteneği ve vargısını ifade ediyor. Akılla ölçme ve muhakeme gücü de denilebilir. Böylece entelektüel yoğun düşünsel etkinlik yapan kimse anlamına geliyor. Pek çok kişi aydın sözcüğünün bu anlamı karşılamadığı kanaatinde. Bu nedenle entelektüel demeyi tercih ediyor. Aydının daha yerel, entelektüelin daha evrensel bir içeriği olduğu düşünülüyor.

Devamı…Siyasi ve sıradan bir açmaz | Kemalizm ve Türk Aydını – Kutsiye Bozoklar

Cemil Meriç: Gerçek aydın, yalanların peçesini yırtan, dünyadaki bütün haksızlıklara dur diye haykırandır

cemil mericAydın ele avuca sığmayan bir mefhum. Tarifi ülkeden ülkeye, çağdan çağa değişmiş. Sonunda tek kelimeye hapsedilmis mef­hum: entellektüel. Bugünki hüviyetiyle geçen asrın sonlarında beliren entellektüelin seçeresine bir göz atalım. Hristiyanlığın zaferinden sonra düşünce manastıra sığınmış ve Avrupa’nın şuuruolmuş clerc. Avrupanın, daha doğrusu toprak aristokrasisinin. Feodaliteyle beraber itibarını kaybetmiş kelime. İktidara geçen üçüncü sınıf, aydınlarına filozof demiş. Sonra filozoflar kozalarına çekilmişler, batı insanının şuurunu temsil edenlere entellektüel (yahud intelijansiya) adı verilmis. Etimoloji uzmanları (mesela Bloch) entellektüelin XVIII. yüzyıldan itibaren bugünki manada kullanmadığını söyler ama belli başlı kamuslarda böyle bir iddeyı doğrulayacak kayıtlara rastlamadık. Littrede de, Larousse’da da aynı güdük karşılıklar… Entellektüel: zihni, fikri, manevi.

Devamı…Cemil Meriç: Gerçek aydın, yalanların peçesini yırtan, dünyadaki bütün haksızlıklara dur diye haykırandır

Sartre: Aydını aydın yapan nitelik, yaşadığı zamanın gerçeklerine ve çelişkilerine karşı belirlediği tavırdır

sartreAydın yalnızdır; çünkü onu hiç kimse görevlendirmemiştir. Oysa o çelişkilerinden biri de budur başkaları da özgürleşmedikçe özgürleşemeyecektir. Çünkü her insanın, sistemin kendisinden çalıp durduğu özel amaçlan vardır ve yabancılaşma, egemen sınıfa kadar yayıldığından bu sınıfın üyeleri bile, kendilerine ait olmayan insanlık dışı amaçlar için, yani temelinde kâr için çalışır. O halde aydın, kendi çelişkisini nesnel çelişkilerin tekil ifadesi gibi algılayarak, kendisi ve başkaları için bu çelişkilere karşı savaşan herkesin yanındadır. Bununla birlikte, aydının işini sadece beynine kazınan ideolojiyi: inceleyerek (sözgelimi, ona sıradan eleştirel yöntemler uygulayarak) yaptığı düşünülemez. Aslında bu onun ideolojisidir, hem onun yaşam biçimi (gerçek anlamca orta sınıfların bir üyesi olarak), hem de burnunun üstüne yerleştirdiği ve arkasından dünyaya baktığı bir çift filtreli cam gibi gösterir kendini.

Devamı…Sartre: Aydını aydın yapan nitelik, yaşadığı zamanın gerçeklerine ve çelişkilerine karşı belirlediği tavırdır

“Bu halk neden devamlı kendi meselelerinden kaçıyor?” Aydın ve Ertem Eğilmez – Zahit Atam

Ertem-EğilmezBizim sosyalistlerin en büyük talihsizliği, batılı sosyalistlerin ağzı ile konuşup, memlekete göre bir dil bulamamalarıdır.
Bir an 1960’tan beri yapabildiğimiz filmleri (sizler her ne kadar bunları filmden saymıyorsanız da) yapamama ihtimalini düşündüm. Sonra meclisteki mebusların üçte birinin resmen ortanın solunda olduklarını hesaba katarak Menderes sansürüne dönüşün imkânsız olduğu fikrine vardım. Birçokları seçim sonuçları üzerinde karamsarlığa kapılmaktayken, ben aksine son derece iyimserim. CHP ile TİP’in seçim propagandaları, birinin biraz daha ılımlı öbürünün biraz daha aşırı olması dışında birbirine tıpatıp benzemekte.

Devamı…“Bu halk neden devamlı kendi meselelerinden kaçıyor?” Aydın ve Ertem Eğilmez – Zahit Atam

Ürettikleri yalanla yaşamayı “aydınlanma” sanmak: Aydınlar ve Resmı İdeoloji – Fikret Başkaya

Paradigmanın iflasıÜnlü fizikçi Albert Einstein, nükleer enerjinin askerî ve başka stratejik amaçlarla kullanılmasına karşı tavır aldığında, gerçek bir entelektüel tavrı sergilemiş oluyordu. Onu, aynı tavrı göstermeyen meslektaşlarından ayıran ve entelektüel yapan, başta söylediğimiz gibi sahip olduğu “bilimsel bilgi” değil, toplumsal, insanî, evrensel sorunlar karşısında aldığı tavırdır. İşte bu yüzden Jean Paul Sartre, “atom fizikçisi nükleer de-nemelere karşı bildiriyi imzaladığında entelektüeldir” derken, bu ayrımı ifade etmek istemiştir. Nitekim Sartre, Russell, Diderot, Emile Zola ve başkaları bilgili oldukları için entelektüel sayılmıyorlardı. Sosyolojik aydın tanımına girenlerle ortak yanları “bilgili” olmaları olsa da, onları asıl entelektüel yapan insanî ve evrensel sorunlar karşısında devlete aldıkları karşı, tavır tutumlarıdır.

“Aslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar, avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir.”

Devamı…Ürettikleri yalanla yaşamayı “aydınlanma” sanmak: Aydınlar ve Resmı İdeoloji – Fikret Başkaya

“Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur” Aydının Rolü – Jean Paul Sartre

Bu tümleyici iki çelişki rahatsız edicidir ama, ortaya çıkmamasından daha az ciddidir. Gerçekten de sömürülen sınıfların bir ideolojiye değil, toplum üzerine edinilecek pratik bir doğruluğa (hakikate) gereksinimleri vardır. Yani, kendilerinin yalnızca söylensel (mitik) bir tasarımını yapmışlardır da, dünyayı değiştirmek için onu tanımak gereksinimini duymaktadırlar. Bu onların hem konumlanmak istedikleri (çünkü bir sınıfın bilgisi tüm öteki sınıfların bilgisi ile onların güç ilişkilerini içerir), hem de kendi organik ereklerini, onların bu ereklere ulaşmalarına olanak verecek olan praxis’i keşfetmek istedikleri anlamına gelmektedir. Kısacası, pratik doğruluklarına sahiplenmeleri gerekmektedir;

Devamı…“Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur” Aydının Rolü – Jean Paul Sartre

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org