Üç Şiirle Cumhuriyet’ten Sonra Kadın ve Erotizm – Meryem Meşe

“Erotizm bedenin şiiridir, şiir de dilin erotizmidir.” *
Cumhuriyet’ten önce yazılmış şiirlerde adeta yaşamdan soyutlanmış olan kadın, Cumhuriyet’ten sonra bilhassa Nazım Hikmet şiirleriyle nefes almaya başlamıştır. Nazım Hikmet ile birlikte Cemal Süreya ve Orhan Veli Kanık’ın şiirlerine de bakıldığında farklı temalarla da olsa bir kadın figürünün işlendiği göze çarpar.

Nazım Hikmet’in Gövdemdeki Kurt, Cemal Süreya’nın Önceleyin ve Orhan Veli Kanık’ın Söz şiirlerinde ortak figür olan kadının yanında bir de erotizm görülür ki erotizmin olduğu şiirler toplum baskısı da işlenmeden yazılmaz; bu şiirlerde göze çarpan da budur.
Yeni Türk şiirinin kurucularından olan Nazım Hikmet, insana ve dünyaya yeni bakış açısı kazandırdığı gibi kadın- erkek ilişkilerine de yeni bir açıdan bakmıştır. Onun şiirlerinde kadın, alışık olunmadığı şekilde sosyal kimliğe sahip, toplumsal konumu belli olan, özleyen, özlenen, bekleyen, beklenen sade aşık olunan değil aynı zamanda aşık olan “birey”dir. “Dava adamı” olan Hikmet, şiirlerinde ana, bacı, kardeş, arkadaş, dava arkadaşı, eş, dost, sevgili olan kadını Divan şiirinin aksine halka indirmiş ama -sonradan gelecek olan- Garip şiirindeki gibi deyim yerindeyse sokağa atmamıştır. Nazım Hikmet’in Gövdemdeki Kurt şiirini kendisini terk eden ilk eşi Nüzhet Hanım’a 1925’te yazdığı biliniyor.
Cumhuriyet sonrası şiirlerdeki kadın figürü, erkeğe her haliyle /sere serpe uzanmış, aynada, yatakta, sokakta/ görünmeye 1940’lardan sonra Orhan Veli şiirleriyle başlamıştır.** Orhan Veli’nin şiirlerinde hafifmeşreplik, eğlendirme yönü yüksek, düşmüş, fahişe tipinde işlenen kadın, Söz şiirinde de şuh ve hoppa*** sevgilidir.
Üçüncü şair Cemal Süreya, 1955 yılında yazdığı Önceleyin şiirinde kadın ve erotizmi Orhan Veli’ye nazaran daha estetik biçimde ele alır. Şiir kişisinin “Önce” sade elleriyle yetintiği, açılan “kapı”dan geçerek erotojen bölge* diye sayabileceğimiz yüzü, gözleri ve dudaklarıyla gelen kadın, hoppa, şuh ve hafifmeşrep değil; toplumsal baskıdan aynı derece muzdarip hatta belki de “dava arkadaşı” olan “utangaç” bir kadındır.
Söz şiirinde “Dostum değil misin?” şeklinde sokak dilini kullanan Orhan Veli, diğer iki şiirle ( Önceleyin, Gövdemdeki Kurt) ortak olan erotizmi “Aynada başka güzelsin,
Yatakta başka” diyerek doğrudan, şairanelikten uzak bir şekilde anlatırken Cemal Süreya; “Sen çıkardın utancını duvara astın” dizesiyle okuyucuya “soyunmayı” çağrıştırarak anlatmayı yeğlemiştir. Hapishane şairi, kendi deyimiyle “kadınsız” Nazım Hikmet ise söz konusu şiirinde erotizmi “yanmak”, “kıvranmak”, “kıvrılmak” metaforlarını kullanarak daha cüretkar ama şairane bir dille anlatmıştır:
“yine en basit hünerin senin
buzun üstünde bir paten gibi kıvranmak!”
“Yumuşak beyaz kıvrılışlarınla beynime giriyorsun”
Bahsi edilen üç şiirin ortak noktası olan erotizm ve onsuz anılmayan toplum baskısı ile birlikte karşı koyma, direnme, meydan okuma havasının da sezildiğini belirtmek gerekir. Ancak meydan okunan Söz ve Önceleyin şiirlerinde toplum baskısıyken Gövdemdeki Kurt şiirinde ise; “oraya giremezsin!”
“beynime giren kurdu
Çürük diş çeker gibi söktüm!”
“bir daha olmayacak!” dizelerinden ve kadının/ arzunun “kurt” diye tabir edilmesinden de anlaşılacağı üzere karşı konan yine kadının, arzunun kendisidir.
Toplum baskısına meydan okunduğu Söz şiirinde; “Aldırma söz olur diye”
“İnadına gel” dizelerinden anlaşıldığı gibi, Önceleyin şiirinde de; “Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde”
“Ben masanın üstüne kodum kuralları” dizelerinden anlaşılacaktır.
Eril bir dil kullanılsın veya kullanılmasın, heteroseksüel zihniyetle şekillenmiş olsun veya olmasın, hangi milletten çıkmış olursa olsun, kadının ve bedeninin işlendiği yazılı ve sözlü her türlü eser, güzellik, estetik, cinsellik, arzu, erotizm, pornografi, toplum, toplum baskısı, yazılı ve sözlü kurallar, namus, ahlak ve tabi din gibi konulardan /sorunlardan en az birini daha dahil etmek mecburiyetindedir.


Yararlanılan kaynaklar:
*Ergül Selim, Cemal Süreya Şiirinde Bedenin Yazınsallaşması
** Toprak Seçil, Türk Şiirinde Kadın
*** Özcan Tarık İ.Ü Sanat ve Tasarım Dergisi, 2011
Görsel:Picasso

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Fikret Başkaya ile söyleşi: “Sanayi kapitalizmi çökerken!”

Çöküş durumu, artık verili sistemin sorun çözme yeteneğini kaybettiği demeye geliyor. Sistem bir dizi kriz yaratmadan ve sorunları azdırmadan yol...

Kapat