“Şiirini hayatıyla tam doğrulamış bir şair”: Bildiğimiz Nazım Hikmet – Meryem Meşe

Asıl adının Mehmet Raşit Öğütçü olduğunu bildiğimiz Orhan Kemal, Bursa Cezaevi’nde tanıştığı Nazım Hikmet ile anılarını “Nazım Hikmet İle Üç Buçuk Yıl” kitabında kendi deyimiyle “kafasını bir limon gibi sıkıp akıtarak” anlatmaya “çalışmış”tır.

Cihangir’deki Orhan Kemal Müzesi’nde sergilenen bir mektubunda Kemal, imzasının editörlerce “başına bir iş açılmaması için” Orhan Kemal olarak değiştirildiğini; daha sonra da beğendiği için imzayı değiştirmediğini yazmıştır. Orhan Kemal, edebiyattaki yerini bulmasında Nazım Hikmet’in büyük emeklerinin olduğunu anlattığı bu kitapta –hakkında küçük bir araştırma yapılırsa görülecektir- çok da farklı bir Nazım Hikmet portresi çizmemiştir.

“Nazım Hikmet’le Üç Buçuk Yıl” kitabında Nazım Hikmet, tanınan, bilinen Nazım hikmet portresinden farklı olmadığı kadar Orhan Kemal’in de kabul ettiği gibi eksik anlatılmıştır, denebilir. Fakat bu eksiklik Orhan Kemal’in kastettiği hacim olarak kitabın küçük olması, hatırlanan anıların az olması değildir. Biket İlhan’ın yönettiği “Mavi Gözlü Dev” filminde karşımıza çıkan, o bize daha çok tanıdık gelen Komünist, hayatı ve şiiri iç içe olan hayatı pahasına düşüncelerinden ve isteklerindengeri adım atmayan Nazım Hikmet, Orhan Kemal anlatımında ise daha çok edebi yönü ön planda olan, son derece Hümanist ve durmaksızın üreten bir Nazım Hikmet’tir. Şairin bu özelliklere de sahip olduğu su götürmez bir gerçek ki eksik olduğu da aşikardır. Nazım Hikmet’in şiiriyle hayatının iç içe oluşundan Cemal Süreya Papipüs’te şöyle bahsetmiştir: Nazım Hikmet, şiirini hayatıyla tam doğrulamış bir şairdir. Ama daha önemlisi, hayatını şiirle eksiksiz bir planda doğrulamayı da bilmiştir. Siyasal tutumdaki birçok şairin aksine, devrim düşüncesiyle şiirsel yük müthiş bir bütünleme içindedir onda. (Papirüs, Eylül 1967)

Orhan Kemal’in Nazım Hikmet’le anılarını anlattığı kitaptaki bilgiler ile şair hakkında yapılmış belgesel/filmler, araştırma ve derleme çalışmaları, yapboz parçaları gibi birbirini tamamlar niteliktedir: Orhan Kemal’in kitapta “Vak’a-i Tavşan” diye söz ettiği Nazım Hikmet’e hediye ettiği tavşan, Mavi Gözlü Dev filminde de geçer. Nazım Hikmet filmde “Raşit” diye hitap ettiği Orhan Kemal’e Fransızca dersleri verir ve onu şiirdense hikaye ve roman yazmaya yönlendirir. Bu tür yönlendirme ve yerinde dokunuşlardan birini Can Dündar’ın “Nazım Usta’dan Genç Şairlere Şiir Dersleri” (KafaDergisi Haziran 2015) adlı yazısından anladığımız üzere oğlu Memet Fuat’a da yapmıştır. Aynı zamanda resim de çizen şairin, sihirli dokunuşlarından birini daha sonraları ressam olan İbrahim Balaban’a da yaptığını yine söz konusu kitaptan ve filmden öğrenmiş oluyoruz. Film ve kitapta ortak olan konulardan bir diğeri de Nazım Hikmet’in ressam annesinin ziyaretleri ve Nazım Hikmet’in de resimler çizdiğidir. Orhan Kemal’in babası Abdulkadir Kemali Öğütçü’nün Nazım Hikmet tarafından çizilen portresi Orhan Kemal Müzesi’nde sergilenmektedir.

Nazım Hikmet’in söz konusu kitapta ön plana çıktığı gibi hemen her yerde karşımıza çıkan özellikleri, maddiyata önem vermediği, yardım sever oluşu, kalp kırmamaya özen göstermesi ve düşünceli, ince bir adam oluşudur. Orhan Kemal, kitabında Piraye Yenge’sinin maddi açıdan çok zor durumda olduğu bir zamanda Nazım Hikmet’in hapishanede yapacak işler aradığını sonunda dokuma işine girdiğini anlatır. Hikmet’in Hapishanedeki diğer arkadaşlarının da yardımına koştuğunu, onlar için izinler aldığını, gerekirse borç bulup arkadaşlarının borcunu kapattığını anlatır.

Şairin son eşi VeraTulyakova Hikmet, “Bahtiyar Ol Nazım” kitabında bir anısını anlatır: “Koşarak seninle buluşmaya geldiğimi anımsadım. Rüzgar gibi uçuyordum neredeyse. Bana kapıyı açmak için arabadan inmiştin. Neşeli, sinema oyuncusu kadar hoş bir halin vardı. Ansızın şoka girdin, yüzünde korkunç bir ifade belirdi. Bakışların ayakkabılarıma takılmıştı. ‘Fakirlik ayıp değil ama aşağılatır seni.’ Diyen atalarımız yanılmamış. Utançtan delicesine gülmeye başladığımı anımsıyorum.”

M. Melih Güneş’in “ Suyun Şavkı” kitabında Anjel Açıkgöz, kocası Hayk AçıkgözNazım Hikmet’e “Neden Münevver’e yardım etmiyorsun?” diye sorduğunda şairin bu soruya ağladığını, durumun böyle yanlış bilinmesine üzüldüğünü anlatır. Açıkgöz, Hikmet’in kendilerine maddi manevi çok yardımcı olduğunu ve bunu da asla parti parasıyla yapmadığını anlatır.
Tarih aralığı olarak denk düşmediği için Orhan Kemal Nazım Hikmet’in bildiğimiz şekilde çapkın bir adam olduğundan söz etmemiştir ama “Suyun Şavkı” kitabında M. Güneş’in bu sorusuna Anjel Açıkgöz ısrarla “Hayır, Nazım ağabey çapkın değildi, kadınlar ona aşık olurdu.” Der ve ekler: “Yanına hemşireler, hasta bakıcı kadınlar gelince Nazım ağabeyin hiçbir şeyi kalmazdı.”
Açıkgöz, bir gece geç saatlerde Vera’nın ona bol gelen kıyafetlerini elle diktiğini Nazım Hikmet’in de teşekkür etmek için kendisine bir dikiş makinesi hediye ettiğini (onun da şuan müzede sergilendiğini) anlatır. Her kitap ve belgede anlatılan onca anıdan sadece biri olan bu bile “Şair Baba”nın düşünceli biri olduğunu anlatmaya yeter.
Nazım Hikmet’in fikri ne olursa olsun insanlara değer verdiği, saygı duyduğunu “Nazım Hikmet’le Üç Buçuk Yıl” kitabında “Balkanlı Dede” ile ilgili hikayede anlatır Orhan Kemal.

Refik Durbaş’ın “Şiirin Gizli Tarihi” kitabında anlattığı üzere Nazım Hikmet, oğluna mektuplardan birinde Orhan Veli’nin “şekil yobazlığı yaptığını” yazar. Bunun üzerine Veli, Garip şiirinin Nazım Hikmet şiirlerinden daha üstün ve ileri olduğunu söyler. Ama daha sonra Veli, Nazım Hikmet için bir şiir yazar ve çıkarılması için üç günlük açlık grevine girer. Hikmet de karşılığını güzel bir şiirle verir.

Nazım Hikmet sadece bu birkaç kaynakla bile olsa anlatmakla bitmez. Şairin insanlığı, güzelliği, hayattan beklentileri, ortaya koydukları, hayatta durduğu yer, çevresine ve tüm insanlara kattıkları, kıskanılacak, örnek alınacak şeylerdir. Bursa Cezaevi’nde zapt edilemeyen hükümlüler bile “vuracaksan böylesini vuracaksın ki gazeteler senin adını yazsın, senden bahsetsin.” Demiş. (Şair buna bile gülüp geçmiş ya, ayrı konu)

Ne yazarsak yazalım, Orhan Kemal’in de dediği gibi ona layık şekilde yazamayacağız. Kaç anı toplarsak toplayalım onu hiçbir zaman tam olarak anlatmış olamayacağız. İyisi mi hayatta duracağımız yere konuşlanırken onu örnek alalım. O neyin karşısında durduysa onun karşısında; neyin yanında durduysa onun yanında duralım. Nazım en çok Vera’yı mı sevdi bilemeyeceğiz ama en güzelini Vera söylemiş olmalı; Bahtiyar ol Nazım!

Meryem Meşe

Kaynaklar
-Durbaş Refik. Şiirin Gizli Tarihi. Doğan Kitap. Kasım 2016
-Dündar Can. Nazım Usta’dan Genç Şairlere Şiir Dersleri. KAFA dergisi sf. 29. Haziran 2015
-Güneş M.Melih. Suyun Şavkı/ Leipzig’de Bir Aile ve Nazım Hikmet. Yapıkredi yay. 2017
-Hikmet Vera. Bahtiyar Ol Nazım. Yapıkredi yay. Şubat 2008
-Süreya Cemal. Papirüs’ten Baş Yazılar. Cem yayınevi

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Murray Bookchin: Eskimiş reçetelerle işe girişmek geleceğin geçmiş tarafından yıkılımıdır

Kapat