“Ah imgesel ve simgesel olanın yoksulluğu!” Deleuze ve Sanat – Anne Sauvagnargues

gilles-deleuzeAh  imgesel ve simgesel olanın yoksulluğu, daima yarına ertelenmiş olan gerçek. Sanat ne bir benzeşim, ne birimgelemdir, ama hızların ve bu dayanıklılık düzlemi üzerindeki etkilerin birleşimidir: bir düzen, bir izlence ya da bir çizelgedir… [Deleuze – Guttari]

Devamı…“Ah imgesel ve simgesel olanın yoksulluğu!” Deleuze ve Sanat – Anne Sauvagnargues

İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri: Memleketin Tuhaf Halleri Üzerine – Zahit Atam

Yeni Sinema

  1. İç ve Dış…
    “Hristiyanlık, İslam ve Yahudilik hiçbir zaman muhalifler tarafından savaşlar, mücadeleler ve kargaşalarda zayıf düşürülmüş veya tahrif edilmiş değildir. Bilakis Mesih’in dediği gibi Yahudiliği Yahudi âlimleri bozmuştur. Aynı şeklide Hristiyanlığı saptıranın Papacılık, İslam’ı saptıranın ise bizler olduğunu görüyoruz.”
    (Ali Şeriati, Sanat, s. 19, Fecr Yayınları)

Türkiye’de en çok yanılgının olduğu hakikatlerden birisi bu: bizi bozdular, düşmanlar, şunlar bunlar, esas olarak Ali Şeriati şunu söylüyor, tam aksine “düşman, düşmanı diriltir”. Mesela somut bir örnek vereyim, Küba’yı düşünün, yanı başındaki ABD’nin çok uzun on yıllara dayanan ablukası dâhil olmak üzere, Küba’yı ideolojik olarak hep diri tuttu. Kübalılar için bir harç işlevi gördü.

Devamı…İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri: Memleketin Tuhaf Halleri Üzerine – Zahit Atam

Erdal Atabek: Hiçbir belirliliğe bağlı olmaksızın yaşamak özgür yaşamak değil boşlukta yaşamaktır

Erdal Atabek«Yaşama özgürlüğü»nü insanların tek bir anlama biçimi vardır: Kimseye bir şey söylememek, kimseye hesap vermek zorunda kalmadan canının istediği gibi yaşamak.
Belki de insanın üzerinde yoğunlaşan baskılar, insana «yaşama özgürlüğü»nün ancak böyle olabileceğini düşündürmüştür, bilmiyorum.
Ama, «yaşama özgürlüğü» sanırım ki, «sorumsuz yaşama» değildir. Hiç kimseye, hiçbir şeye, hiçbir belirliliğe bağlı olmaksızın yaşamak, kanımca, özgür yaşamak değil «boşlukta yaşamaktır. «Özgür yaşamakla «boşlukta yaşamak» aynı şeyler değil.
«Özgür yaşamak, insanın kişiliğini geliştiren, kendine ilişkin değer yargılarını oluşturan, pekiştiren, içinde yaşadığı toplumla, çevreyle, grupla değer yüceltici, geliştirici bağlantılarını kuran bir yaşama biçimidir.

Devamı…Erdal Atabek: Hiçbir belirliliğe bağlı olmaksızın yaşamak özgür yaşamak değil boşlukta yaşamaktır

Hegel Estetiğinde Sanat ve Sanat Biçimleri – Taylan Özgür

Hegel’in estetik üzerine dersleri, sanatın doğası, mantıksal (ve tarihsel) gelişimi içerisinde sanatın büründüğü farklı biçimlere (sembolik, klasik ve romantik sanat) ve tek tek sanatların ayırt edici özelliklerine ilişkin felsefi bir çözümlemedir. Aynı zamanda bir “güzel teorisi” sunmakla birlikte, bu çözümleme, esas konusu olarak sanatı öne çıkarır. “Estetik” sözcüğünü kullanmayı sürdüreceğini bildirmekle birlikte, Hegel kendi felsefi estetiğini “Sanat Felsefesi” olarak adlandırmanın uygun olacağını belirtir. Bu durum, on dokuzuncu yüzyılda doğa güzelliğinin estetik teorinin gündeminden düşmesiyle ilgilidir. Adorno’nun belirttiği gibi, Schelling’le başlayarak estetik, doğada güzelin sistematik bir incelenmesini sürdürmeyi bırakıp, hemen hemen yalnızca sanat eserlerini tek ilgi konusu haline getirmiştir.1 Bu teorik dönüş, insanın özgürlüğü ve değeri kavramını her şeyin üstünde tutan dönemin tini ile ilişkilidir.

Devamı…Hegel Estetiğinde Sanat ve Sanat Biçimleri – Taylan Özgür

20. Yüzyılın Başında, Sanatçı, Sanat Eseri ve Sanat Nesnesinin Başkalaşımı – Lütfü Kaplanoğlu

Çağın hız ve devinim kavramlarını ele almasıyla ve nesneleri eş zamanlı sunuş biçimiyle kübizm, hız ve devinimi kendine hedef seçen fütürizmin öncüsüdür. Bir başkaldırı hareketi olarak ortaya çıkan fütüristlerin tüm sanatları birleştirici tavırları; sanatın ve yaşamın her türüne ilişkin manifesto yayımlamaları; gündelik hayatı bütünüyle değiştirmek, kendilerini kabul ettirmek için düzenledikleri gösteriler; sanatın yerleşik bütün kurallarını bir yana bırakmanın, yeni biçim ve anlatım yolları yaratmanın, değişime ayak uydurmak gerektiği mesajının verilmesinde aracılık etmiştir. Yeni anlatım yollarının denenmesinde, çağın enerjisinin verilmesinde kullandıkları hız ve devinim kavramları toplumuna yön veren sanatçı profilinin fonksiyonelliğini anlaşılır kılmıştır.

Devamı…20. Yüzyılın Başında, Sanatçı, Sanat Eseri ve Sanat Nesnesinin Başkalaşımı – Lütfü Kaplanoğlu

Sanatta Yanılsama: Pygamalion’un Sihirli Gücü – Ernst H. Gombrich

Yunan düşünürlerinin sanatı doğaya öykünme saymalarından bu yana, bu tanımlama Yunan filozoflarının kafasını yoragelmiştir. İster benimsensin, ister yadsısın, ister değiştirmeye çabalasın, hepsi bu görüşle hesaplaşma zorunluluğunu duymuştur. (…)Bu türden bir mutlak anlamda öykünmenin bir yandan betimleme araçlarının yapısından, öte yandan da sanatsal yaratma sürecinin ruhsal konumundan kaynaklanan sınırlarının nereden geçtiğinin sergilenmesine çalışılmıştır. Böyle bir öykünmenin sanatçının birincil amacı olmadığı, günümüzde artık herkesçe bilinmektedir.
Ama bu, ilk kez günümüzde mi böyle olmuştur?
Mimesisi sanatçılarının hedefi saymış olan Yunanlılar, kendi zamanları bakımından gerçekten haklı mıydılar?

Devamı…Sanatta Yanılsama: Pygamalion’un Sihirli Gücü – Ernst H. Gombrich

Rüya, Sanat ve Gelecek – Ayse Yüce | Kurgulanan, çarpıtılan gerçeklik bir süre sonra kabul görür

Freud rüyalar üzerine geniş çaplı çalışmalar yapmış, her rüyanın bir arzunun gerçekleşmesi olduğunu söylemiştir. Zamanla bu fikrini değiştirmiş, üretilen Edebiyat metinleriyle rüyalar arasında bir bağ kurarak, yaratıcı yazılan rüyalarla, yazarları ise gündüz rüya görenlerle eşleştirmiştir. Freud’a göre yazarları, yaratıcı yazılar yazmaya yöneten bilinç altıdır, tıpkı rüyada olduğu gibi. Freud’un rüya işlemleri olarak öne sürdüğü yoğunlaştırma ve yer değiştirme işlemleri de Edebi metinlerin özelliğidir. Yoğunlaştırma rüyada görünen pek çok simgenin gerçekler dünyasında bir tek nesneyi göstermesi anlamına gelir. Yer değiştirme ise bir nesnenin enerjisinin kendisinden ayrılıp başka bir nesneye eklenmesidir. Daha sonra Lacan bu verileri geliştirir ve bilinç dışının dil gibi yapılandığını söyleyerek Edebi metinlerin psikanalizle okunabileceğini gösterir.

Devamı…Rüya, Sanat ve Gelecek – Ayse Yüce | Kurgulanan, çarpıtılan gerçeklik bir süre sonra kabul görür

Sanat ve Delilik, Sürecin Doğası Olarak Yaratıcılık – Haldun Soygür

“Çalışmalarım iyi gidiyor. Yıllar yılı boşuna aradığım bir çok şeyi buluyorum.. Bunu farkettiğimde de, Delacroix’nın, senin de bildiğin o sözü geliyor aklıma hep.. Hani, artık soluğu da dişleri de kalmadığı zaman resmi keşfettiğini söylemiş ya..
Peki, başımda bu ruh hastalığı var, tamam.. Ruhsal bunalımlar geçiren birçok sanatçıyı düşünüyorum ve hiçbir şey yokmuş gibi, hastalığın resim yapmayı sürdürmeme engel olmadığını yineliyorum kendime.”

Vincent Van Gogh, Theo’ya Mektuplar
Deliliğin hilesi ve yeni zaferi: onu psikoloji aracılığıyla ölçtüğünü, meşrulaştırdığını sanan bu dünya onun karşısında kendini meşrulaştırmak zorundadır, çünkü harcadığı çaba ve tartışmalarının içinde, kendini Nietzche’nin, Van Gogh’un, Ardaud’nun eserleri gibi eserlerin ölçüsüzlüğüne göre ölçmektedir. Ve onda hiçbir şey, özellikle de delilik hakkında bilebilecekleri, ona bu delilik eserlerini onun meşrulaştırdığına dair güvence vermemektedir.”

Devamı…Sanat ve Delilik, Sürecin Doğası Olarak Yaratıcılık – Haldun Soygür

Sanatta Yenilik Nedir? | Sanatta Yenilik ve Sanatsal Gelişme – Aziz Çalışlar

Hiç kuşkusuz, toplumsal gelişmede olduğu gibi, sanatsal gelişmede de yalnız ilerlemeler değil, ama gerilemeler de görülür; çünkü, gelişme, çelişkili bir süreçtir. Eski ile yeni’nin çelişmesini içinde taşıdığı kadar; eski’nin yeni ya da yeni’nin eski üzerindeki baskısını da taşır. Eski ile yeni’nin çatışması eski’-nin egemenliğiyle sürdüğünde sanatsal gelişme gerilemeye yönelir; ama, yeni, eski’ye egemen olursa sanatsal gelişme İlerlemeye yönelir. Bu nedenledir ki, sanatsal gelişme, mutlak bir süreci değil, ama, göreceli bir süreci kapsar. Bunun başlıca bir nedeni de, toplumsal gelişme İle sanatsal gelişme arasında doğrudan bir uygunluğun olmayışıdır.

Devamı…Sanatta Yenilik Nedir? | Sanatta Yenilik ve Sanatsal Gelişme – Aziz Çalışlar

Denemeler | Görmeyi Öğrenmek – Sanat ve Sanatçılar

Sanatçıyı tam dengeye ulaşma çabasında izlemek çarpıcı bir şeydir. Ama ona, niçin bunu böyle yaptığını, şunu şöyle değiştirdiğini sorduğumuzda belki açıklayamayacaktır bunu bize. O önceden saptanmış kuralları izlemez.  Böyle duyar, o kadar.
Kimi dönemlerde, sanatçıların ve eleştirmenlerin sanatlarına değin yasalar saptamaya çalıştıkları doğrudur, ama gerçek şudur ki, yeteneksiz sanatçıların bu yasaları uygulamaya çalışmakla bir şey elde ettikleri görülmemiştir. Büyük ustalar ise, bu kuralları kırmışlar, buna karşın, akla gelmedik yeni uyumlara ulaşmasını becermişlerdir. Ünlü İngiliz ressamı Sir Joshua Reynolds, Royal Academy öğrencilerine, mavi rengin tabloların ön düzleminde görünmemesi, geri düzlemde ve gittikçe kaybolan tepelerde

Devamı…Denemeler | Görmeyi Öğrenmek – Sanat ve Sanatçılar

Sanat, Estetik ve Politika | Georgy Lukacs’a Karşı – Bertolt Brecht

Georgy Lukács’ın bazı denemelerinin, içerdikleri bunca değerli malzemeye rağmen neden tam anlamıyla doyurucu olmadıkları sık sık kafamı kurcalamıştır. Kendisine temel aldığı ilke çok sağlam da olsa, Lukács’ın gerçekliğe uzak düştüğünü sezmemek elde değil. Burjuva romanının, burjuvazi henüz ilerici bir sınıfken eriştiği yüksek düzeyden düşüş sürecini araştırır Lukács. Burjuva romanının klasik modellerini örnek aldıkları ve hiç değilse biçimsel olarak gerçekçi bir tarzda yazdıkları sürece, çağdaş romancılara karşı tutumu yumuşaktır ama onlarda bile bir düşme süreci görmekten kendini alamaz. Bir türlü klasik romanlardaki gerçekçiliğe eşit derinlikte, genişlikte ve ataklıkta bir gerçekçilik bulamaz. Bu bakımdan, kendi sınıflarının üstüne çıkmaları onlardan zaten beklenemez.

Devamı…Sanat, Estetik ve Politika | Georgy Lukacs’a Karşı – Bertolt Brecht