Korkaklar: Bizim aydınlarımız içinde, düşünce onuru olan çok az kişi vardır – Yaşar Kemal

Hiçbir duyguyu hor görmem. Duygusal aşırılıklar varsa, ne yüzden olduğunu sorup soruşturmayı daha iyi bulurum. Sevinç hor görülür mü? Bir iyi olay, işlem karşısında sevinen insanın sevincine öteki insanlar da katılırlar, bu olağan bir duygudur. Katılmayanları, sevinci yerenleri ben olağan saymıyorum.

Devamı…Korkaklar: Bizim aydınlarımız içinde, düşünce onuru olan çok az kişi vardır – Yaşar Kemal

Yaşar Kemal: İnanmış kişi, öbür inançlara saygı duyan kişidir…

Korkaklar
Hiçbir duyguyu hor görmem. Duygusal aşırılıklar varsa, ne yüzden olduğunu sorup soruşturmayı daha iyi bulurum. Sevinç hor görülür mü? Bir iyi olay, işlem karşısında sevinen insanın sevincine öteki insanlar da katılırlar, bu olağan bir duygudur. Katılmayanları, sevinci yerenleri ben olağan saymıyorum.

Devamı…Yaşar Kemal: İnanmış kişi, öbür inançlara saygı duyan kişidir…

Hokkabazın Çağrısı – Leyla Erbil

Ooool… Tanrım, tanrım, şu gördüğünüz ben. Ben ağla. Ben ağla. Olmaz tanrım. Ulusların bir bayrağı vardır. Tutarlar üfleyerek ve taze tavuk yumurtaları yedirirler yavrularına, o yavrular ki, olsun diye besili sakatsız aksın savaşlara ülkemizi yükseltsin diye bir emekle böbrekleri ve ciğerleri sağlamlasın diye…

Devamı…Hokkabazın Çağrısı – Leyla Erbil

Modern Leviathan’ın İnşası Sürecinde İdeolojik Bir Aygıt Olarak Yalan – Josef Kılçıksız

leviathanİnsanoğlunun trajedisine yön veren genetiğin kodlarında ”mülkiyet” hırsı var. İnsan hayatını ekonomik olarak hidayete erdirmek ve bu trajediyi regüle etmek için kontrolden çıkan bir canavar yarattı; bu canavarın adı ” Leviathan”dır.

Devamı…Modern Leviathan’ın İnşası Sürecinde İdeolojik Bir Aygıt Olarak Yalan – Josef Kılçıksız

Hayatın Derin Anlatısı – Josef Kılçıksız

gözMilliyetçilik, din ve kadın gibi, toplumda en çok istismar edilen ve getirisi olan üç sektörden biridir. Bu istismarın muhafazakâr sağın tekelinde olduğunu söylemeliyim.
Masum, gülücükler saçan, dünyalar tatlısı bebeklerin Kafkavari bir metamorfozla içten pazarlıklı, sabit fikirli, üçkâğıtçı, vergi kaçıran, kadın döven, küfreden, hoşgörü ve empati yoksunu, hukuk tanımaz, şoven, göbekli ve bıyıklı Mahmutlara dönüşme sürecinin feedback’ini her zaman merak etmişimdir.

Devamı…Hayatın Derin Anlatısı – Josef Kılçıksız

Anadolu’da Nefret ve Nefret İfadesi Olarak Şiddet’in Tarihine Yolculuk – Zahit Atam

Zahit AtamTürkiye garip bir ülkedir, nedenini nefret üzerinden incelemek gerekir:
Anadolu yaklaşık bin yıldır –hatta denebilir ki daha fazladır- bir halklar ve uygarlıklar merkezi olmuştur. Gerçekten tarihsel süreç Anadolu’nun halklar tarafından bir kültür mozaiği şeklinde örüldüğünü gösteriyor. Toprak, kat kat kazıldığında tarihin farklı zamanlarına yayılmış farklı uygarlıklar çıkıyor. Bu kişilerin ve ırkların dışında, toprağın özelliği ve bereketi gibi görünüyor. Ama gelin görün ki Bizans Sarayının kalıntıları üzerine otel yapınca, kendisini eleştirenlere iktidar, “yıkıntının üzerine Otel yapıyoruz, istemezük diyorlar” diye açıklama yapınca, ya da Ankara’nın tarihsel imgesini bir şarlatan değiştirince, aslında tarihle kavgalı anlayışlarımızın olduğunu görüyoruz. Oysaki bu uygarlıkları zenginlik olarak görürsek, hayat hepimiz için daha iyi olmaz mıydı?

Devamı…Anadolu’da Nefret ve Nefret İfadesi Olarak Şiddet’in Tarihine Yolculuk – Zahit Atam

“İnsanlığı da, ölülere saygı göstermeyi de öğreteceğiz…” Bir Milli Maçta Fışkıran İrin – Kıvanç Koçak

Kıvanç Koçak“Milli” takım bir süredir maçlarını Konya’da oynuyor. Nedenini hatırlıyor musunuz? Çünkü İstanbul’da takıma ve futbolculara yönelik ciddi protestolar yaşanıyor, gerilim çok yükseliyordu. Yetkililer çareyi, maçları daha önce hiç milli maçın oynanmadığı, stadı yenilenmiş Konya’ya taşımakta buldular. Aldıkları performanstan da çok mutlu oldular. Seyirci “muhteşemdi”, takıma hiç sırtını dönmüyordu, hep destekliyordu.
İşte o muhteşem seyirci, İzlanda maçı öncesi Ankara katliamında hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşunda durmadı, duramadı; ıslıklar, yuhalamalar, tekbirler… Halkımız, ağırlıkla “solcuların” öldüğü Ankara katliamından sonra ilan edilen yasta, 2-3 gün zar zor tutmuştu kendini zaten ileri geri konuşmamak için (ki konuşanlar da vardı),

Devamı…“İnsanlığı da, ölülere saygı göstermeyi de öğreteceğiz…” Bir Milli Maçta Fışkıran İrin – Kıvanç Koçak

Nazizm psikolojisi ve aşağı orta sınıfın rolü üzerindeki etkisi – Erich Fromm

O, tipik bir orta sınıf adamı, elinde hiçbir fırsat olmayan, geleceği olmayan bir hiçti. Toplum dışına itilmişlik rolünü yoğun bir şekilde hissediyordu. Kavgam adlı kitabında, sıklıkla kendisinin gençliğinde “hiçkimse”, “bilinmeyen adam” olduğundan söz eder. Bu, temelde kendi toplumsal konumundan kaynaklanıyordu gerçi ama durumunu ulusal simgelerle ussallaştırabilirdi. İmparatorluğun dışında doğmuş biri olduğundan toplumsal alanda değil de, ulusal alanda dışlanmış hissediyordu kendini, ve bütün evlatlarının dönüp geleceği büyük Alman imparatorluğu, onun için toplumsal saygınlık ve güvence simgesi haline geldi.

Devamı…Nazizm psikolojisi ve aşağı orta sınıfın rolü üzerindeki etkisi – Erich Fromm

Milliyetçilikler Üzerine Notlar: Modernliğin son görüntüsü “yabancı korkusu” – Ulus Baker

Ulus Baker1. Çağımız, kitleler karşısında duyulan bir korku içinde. Bu korku bir taraftan devletçi bir mutlakçılığın imgelerini, öte yandan kamu vicdanının elektronik bir denetimini de birleştirmekten geri kalmıyor. Bu korkunun öteki kutbundaysa “devrimci” şiddet (bunun ‘sosyalizm’ çerçevesinde kurulmuş olmasının zorunlu olmadığı da artık günümüzde, İslam ve milliyetçilikler sayesinde ortaya çıkıyor) ya da terörizm yer alıyor. Her ne hal ise, “totaliterlik” söylemlerinin belli bir süre oluşturduğu mitos, varlığını farklı düzlemlerde sürdürmeyi seçiyor. Geçmişe, özel olarak sosyalizmin geçmişine oranlıyor kendini. Ancak “totaliterlik” tezlerinin içselleştirilmiş oluşunun, “milliyetler” sorununun patlayışını yaşayan günümüzde bazı varsayımlar uyandırabilme konusunda özel bir yeteneği var.

Devamı…Milliyetçilikler Üzerine Notlar: Modernliğin son görüntüsü “yabancı korkusu” – Ulus Baker

Bir Kitle Hareketi Olarak Faşizm: Yükselişi Ve Çöküşü – Arthur Rosenberg

hitlerÖncüler ve Pogromlar
Adolf Hitler’in ve onun 6 yardakçısının, bu topu topu 7 kişi­nin, önce 1 milyona, sonra 6, 13,40 milyona, derken, bütün Al­man halkını kapsayacak bir sayıya tırmanıp çıkmasının doku­naklı hikâyesi, nasyonal sosyalist söylevlerin propaganda en­vanterlerine dahildir. Mussolini için de buna benzer hikâyeler anlatılır. Ama, nasıl ki Duçe, kendi soluk kopyesini oluşturan Ftihrer’den çok daha görkemli idiyse, tıpkı bunun gibi Duçe’nin partisi de Nazi partisinden çok daha görkemliydi. İtalyan faşist­lerinin 23 Mart 1919’da Milano ticaret okulundaki ilk toplantı­sına katılanlann sayısı sadece 145’di. Ama burada da yükseliş azametliydi. 145 rakamı, 145.000’e, daha sonra milyonlara ve nihayet, sözcülerine bakılırsa, bütün İtalyan ulusunu kapsaya­cak bir rakama çıkıverdi.

Devamı…Bir Kitle Hareketi Olarak Faşizm: Yükselişi Ve Çöküşü – Arthur Rosenberg

12 bölümden oluşan BBC Siyasi Düşünce Tarihi’ni Cafrande.org’ta sesli dinleyin

düşünce-tarihiYönetim, siyaset anlayışları tarih boyu büyük bir çeşitlilik ve değişim gösterdi. Günümüz dünyasında herkes için geçerli tek bir siyasi model bulunmuyor. Çoğunluk, ulus devlet sınırları içinde yaşıyor ancak bu sınırlar içinde hüküm süren otoriteye karşı tutumlar farklı.
“Bu otorite tanınmalı mi, tanınacaksa nasıl ve nereye kadar? Bireyin çıkarı mı yoksa toplumun çıkarı mı önce gelmeli?”
Bunlar, çağdaş siyasi yaşamın parçası olan sorular.
BBC için Charles Haviland’ın hazırladığı ve Türkçe’ye Hüsnü Kural’ın uyarladığı Siyasi Düşünce Tarihi adlı dizi tarih boyu bu tartışmalarda en etkili, en belirleyici olmuş siyasi düşünürleri ve görüşleri ele alıyor.

Devamı…12 bölümden oluşan BBC Siyasi Düşünce Tarihi’ni Cafrande.org’ta sesli dinleyin

Türkiyede Nefret Söyleminin Sosyolojik Arka Planı Nefret Söylemi: Medya Arkası* – Ragıp Duran

Bugünkü medya baronlarına ve müritlerine inanacak olursak, medya çok güçlü siyasi/toplumsal/ideolojik/kültürel bir araçtır. Hatta buradakiler de söyler: ‘Biz istediğimizi vezir, istediğimizi rezil ederiz’. Bu saptama doğru değil. Medya, sanıldığı kadar, ya da medya mülkiyetine sahip olanlar ve üst düzey medya yöneticilerinin bize kabul ettirmek istediği kadar güçlü değil. Çünkü medya, yapısı ve doğası, hatta işleyişi ve işlevi gereği, bir taşıyıcıdır, bir yansıtıcıdır. Tayin edici olan, neyi, nasıl taşıdığı/yansıttığı… Medyanın gücünü ne abartalım ama tabi ki ne de küçümseyelim. Medya, egemen medyadan söz ediyorum, egemen ideolojinin bir aygıtı olarak, egemenlerin görüş, fikir, istek, bilgi ve projelerini, topluma yaymakla görevli bir mekanizma olarak çalışıyor artık. Kendisi bizzat esas olarak bir şey üretmiyor. Ama egemenlerin ürettiği ideolojiyi, haber, yorum, köşe yazısı, karikatür, fotograf olarak yeniden üretiyor.

Devamı…Türkiyede Nefret Söyleminin Sosyolojik Arka Planı Nefret Söylemi: Medya Arkası* – Ragıp Duran

Mihri Belli’nin Kaleminden 40 Küsur Yıl Önce ‘Kürt Tabusu’nu Yıkan Yazı: Millet Gerçeği

Mihri Belli’nin 20 Mart 1969 günü Ankara Hukuk Fakültesinde vermeyi tasarladığı konferans için hazırladığı bu konuşma metni, konferans’tan bir gün önce tutuklanması ve Hukuk Fakültesinde çeşitli olayların tertip edilmesiyle engel olundu. “Millet Gerçeği” konulu bu konferansın amacı millet ve milliyetçilik kavramına devrimci bilim ışığında açıklık getirmekti.   Kürt meselesinde; “Tarihi köklere dayanan, Türk-Kürt kardeşliğinin baltalanması sadece emperyalizmin işine yarar. Kürt meselesi ancak, Kürtlerin tanınması asimilasyonun durdurulması, kendi ana dillerini kullanması, kültürlerini özgürce geliştirmesi hakkının tanınmasıyla çözüme bağlanabilir.” Temel tezini savunan metnin redaksiyonunu yapan Aydınlık dergisi, yazarın; kendisi şu anda hapishanede olduğundan metni gözden geçiremedi. Redaksiyonda bir kusurumuz olduysa Mihri Belli’den ve okurlarımızdan özür dileriz notu ile yayınladı.  Mihri Belli’nin 44 yıl önce dile getirdiği bir gerçeği bugün bile söymeye çekinen aydınımsılarla aralarında farkın anlaşılması için tekrar okumaya açıyoruz. 

Devamı…Mihri Belli’nin Kaleminden 40 Küsur Yıl Önce ‘Kürt Tabusu’nu Yıkan Yazı: Millet Gerçeği

“Yeni” Milliyetçi Zihniyet – Foti Benlisoy | Her şey olduğu gibi kalır ve gittiği gibi giderse

Rehavete kapılacak zaman değil. Kürt Sorununa dair herkesin kendi meşrebince bir “çözümü” olduğunu, barışın devletin eski-yeni sahiplerine bırakılamayacak ciddiyette bir mesele olduğunu bir an aklımızdan çıkarmamalıyız.
İki üç ayda bir Kürt meselesinde bir dönüm noktasına gelindiği, şu ya da bu gelişme nedeniyle tarihsel bir kavşakta bulunulduğu tespitlerinde bulunmak adeta adetten oldu.
Bir gün artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı belirlemesi yapılırken hemen ertesi gün mesela 1990’lara döndüğümüz/dönebileceğimiz söylenebiliyor. Hemen hemen her siyasal dönemeçte bir milat keşfetme telaşı içerisinde o gündemden bu başlığa sürükleniyoruz.

Devamı…“Yeni” Milliyetçi Zihniyet – Foti Benlisoy | Her şey olduğu gibi kalır ve gittiği gibi giderse

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org