Ece Temelkuran: “Bak nasıl öldürmüşsünüz Ali’yi anlatayım, nasıl öldürdüğünüzü öğrenin”

Ali İsmail KorkmazBak nasıl öldürmüşsünüz Ali’yi anlatayım. İyi okuyun da 19 yaşındaki bir çocuğu nasıl öldürdüğünüzü öğrenin: Altı tane herif göndermişsiniz. Bunlar bir çocuğu öldürmek için pusuya yatmışlar basbayağı. Karar vermişler yani. 

Devamı…Ece Temelkuran: “Bak nasıl öldürmüşsünüz Ali’yi anlatayım, nasıl öldürdüğünüzü öğrenin”

Ece Temelkuran: İnsanların ezilince değil, adam yerine konmayınca isyan ettiklerini öğrendim

Ece TemelkuranEğer yoksulların hikayesini yeterince iyi anlatabilirsek onları hiç görmek istemeyenleri baktırabiliriz. Eğer Eğer siyasi tutukluları insan olarak tek tek anlatabilirsek onlar artık bir sayı değil bir insan olur ve insanlar onları o kadar kolay yok sayamazlar. Eğer Kürt çocuklarının neden bu kadar öfkeli olduğunu akıllıca anlatabilirsek herkes Diyarbakırlı gibi olur. Eğer İsmail’den söz ederken kusursuz bir haber yazabilirsek herkes İsmail’in yanında oturmak ister. Yirmi yıl böyle geçti. Ve bu meslek beni çok ağlattı. 20 yaşındayken de şimdi 40 yaşıma geldiğimde de. Demek bir ilerleme kaydedemedik!

Devamı…Ece Temelkuran: İnsanların ezilince değil, adam yerine konmayınca isyan ettiklerini öğrendim

Ece Temelkuran: “Bir çiçeğin yanından geçer gibi yaşamalıyız aslında…”

Kadınların Kafası Karışık

“Bütün çocuklar, bir kez olsun, anne ve babalarını cezalandırmak için ölmeyi düşünmüştür mutlaka. Ve nedense hep ağlamışlardır düşün sonunda. Belki bu öykü de bir cezalandırma… ağlama. Bunları oku. Denize karşı bir sigara yak. Tek şekerli, demli bir çay koy masaya, çok neşeli bir müzik çalsın mutlaka, kapat gözlerini, gülümse, çünkü… bütün kadınların kafası karışıktır. Çünkü… bir gün bir anda, bazı kızgınlıklarını unuttuğunun farkına varacaksın, artık pek düşünmediğini, çünkü artık bildiğini anlayıp, ellerini bir klarnet taksimi gibi uzatacaksın, hâlâ kafan karışık olacak, ama artık bunu seveceksin, sevmelisin de. Kadınsın… bir çiçeğin yanından geçer gibi yaşamalıyız aslında…”

Devamı…Ece Temelkuran: “Bir çiçeğin yanından geçer gibi yaşamalıyız aslında…”

Ece Temelkuran: “Siz bu memleketin en güzel çocuklarınızı öldürüyorsunuz”

Ece TemelkuranBiz sizin çocuklarınızı hiç öldürüyor muyuz? Sizin çocuklarınıza bir şey olsa, hangi çocuğa bir şey olsa bizim içimiz yanıyor. Peki o zaman siz bizim çocukları niye öldürüyorsunuz?

Şunda anlaşalım evvela: Bu işi siz başlattınız. Bu “siz-biz” işi sizin icadınız. İlla sizin gibi olacağımızı söylediniz. Sizin gibi olmayan çocukların büyüyemeyeceğini, onlara bu memlekette ekmek olmadığını, seslerinin duyulmayacağını siz “açıklıkla ifade ettiniz”. Siz bizim çocuklar öldüğünde -yani duvara “Ne oldu lan… Büyük adam olamadıysak hayallerimizi satmadık ya!” yazan çocuklar bunlar- “Bakıyoruz o işe” dediniz. Siz bizim çocuklar öldüğünde biz ağlarken üzerimize gaz bile sıktınız. Biz öfkeden ve kahırdan delirdik, siz “Aman canım, ne var bunda protesto edecek!” dediniz. Siz bizim çocuklar ölünce yeterince sessiz olmadıklarını mı düşünüyorsunuz? Anlamak isteriz.

Devamı…Ece Temelkuran: “Siz bu memleketin en güzel çocuklarınızı öldürüyorsunuz”

“Senin durumun fena Komutan!” Anlaşıldı komutan! – Ece Temelkuran

Ece TemelkuranBize ne kadar çok tahammül etmişsin meğer Komutan! Meğer ne tiksinmişsin bizden de içine atmışsın. Gazlayıp böcekler gibi kaçışımızı izlemek istemişsin demek bunca yıl. Demek bunca yıl dermansız dertlere düşelim de bir hekim bile bulamayalım istemişsin. Bir avukat bile gelmesin yardımımıza. Polis alıp bizi götürsün bir daha bizden haber alınamasın istemişsin. Sığındığımız yerlerde bile nefes alamayıp boğulalım istemişsin. Yoksa önceki gece niye jandarmanı, polisin yığıp üzerimize, doktorları gözaltına alıp avukatlara bile nerede olduğumuzu söylemeyesin ki! Sen bizden hep tiksinmişsin komutan. Haydi şimdi açıkça söyle. Söyle de bitsin bu yalan oyunu.

Devamı…“Senin durumun fena Komutan!” Anlaşıldı komutan! – Ece Temelkuran

“Korku öldü! Yaşasın özgürlük!” Gezi Direnişi: Ne oldu? Neden oldu? Ne olacak? – Ece Temelkuran

Ece TemelkuranBüyük televizyonlar göstermedi, büyük gazeteler yazmadı. Ama gördüğünüz genç insanlara sorun ne olduğunu. Gezi Parkı’nda çevreci bir direniş için oturan 200 kişiye sabah ezanıyla polis saldırdı bundan altı gün önce. Sadece oturuyorlardı. Çadırlarını yaktılar, eşyalarını imha ettiler. Gaz bombası kapsüllerini çocukların gözlerine, kafalarına sıktılar. Derken insanlar toplanmaya başladı. “Yeter be!” diyen herkes. Hayır, insan unutmuyor. Biz, bu memleketin hafızasız olduğunu sanıyoruz, ama kimse hiçbir şeyi unutmuyor. İnsanlar içlerinde biriken binbir çeşit öfkeyle Gezi Parkı’na geldiler ve oturmaya başladılar. Derken bir daha, yine sabah ezanıyla polise saldırı emri verdiler. Bu kez daha sertti. Böyle olunca insanlar arkadaşlarını, sevdiklerini aramaya gittiler ve Taksim’de kaldılar. Yaşanan gerçek bir vahşeti ve sizin televizyonlarınız bunları göstermedi. Kimse deli değil, gaz bağımlısı değil, kimse bu yaşadıklarından memnun değil. Ama İstanbul’da evlerine gitmek isteyen protestocuların bile etrafını sarıp gazladılar, dövdüler. Ne oldu söyleyeyim:

Devamı…“Korku öldü! Yaşasın özgürlük!” Gezi Direnişi: Ne oldu? Neden oldu? Ne olacak? – Ece Temelkuran

Ece Temelkuran: “Ama en fenası herkes kendinden farklı olanın ölmesini istiyor artık”

Ece Temelkuran
Sinirleniyorum. Haftada on dakika televizyon izliyorum ve bence zaten bu süre bile normal bir insanın ruh sağlığı için yeterince tehlikeli. Tek becerisi zalim sofrasında çatal bıçak kullanabilmek olanların bana demokrasi ve insanlık dersleri vermelerine deli oluyorum. Irkçı şapşalların başkalarının çocuklarını savaşa gönderirkenki konforlarına gözüm dönüyor.

Devamı…Ece Temelkuran: “Ama en fenası herkes kendinden farklı olanın ölmesini istiyor artık”

Ece Temelkuran söyleşisi: “Vay anasına, ben bu tımarhanede miydim!”

Uzaktayken, yanında durduğum, hakkında yazı yazdığım insanları öksüz bırakmışım gibi hissettim bazen. Ben seçmedim bu durumu ama yine de vicdan azabı bana düştü. Tüm kalbimle söylüyorum, çok umurumda değil “sahnede” olmamak, ama yerimize yazar diye gelen ibişlerin iktidarı sahiplenirken söyledikleri yalanları görünce, resmen halk düşmanlığı yaptıklarına tanık olunca, tıpkı yazı yazmayan insanlar gibi küfür etmiyor değilim

Ece Temelkuran, yaklaşık 11 ay önce, kendisini Milliyet’ten transfer eden Habertürk’teki köşesinden yazıları sakıncalı bulunmasıyla oldu. T24’ten Işıl Öz’ün yazar ile medyadan yeni Avrupa’da Türkiye’nin konumuna, Suriye krizinden devam eden açlık grevlerine uzanan bir dizi konuyu konuştuğu söyleşi:

Devamı…Ece Temelkuran söyleşisi: “Vay anasına, ben bu tımarhanede miydim!”

Ece Temelkuran: “Bana bak! Söz ver bana. Konuşacaksın. Susmayacaksın” dedi Meral Okay

O günler iyi günlermiş. Şimdi bakınca… Sonra Türkiye’ye ağır ağır bir şey olmaya başladı. Sinsi bir tür nefret başını çıkardı bütün duyguların arasından. Alaycılık bütün üslupların arasında belirginleşmeye başladı. “Başka şeyler söylemek lazım” diyenleri askerler değil, hayaletler kovalamaya başladı. Bizans entelejansiyası bir kalyon gibi gıcırdayarak yön değiştiriyordu. Meral, Yaman’ı anlattığı mektubunda söylemiş: “Herkes kendi bacağından asılan koyunlar tarifinde”! Sanki o gün yağan yağmurlar -bugünden bakınca bir kez daha- bu çamurları getirdi. Bu dönemi sonra anlayacağız. Şimdi anlamaya çalışanların başına iş geliyor, malum.

Devamı…Ece Temelkuran: “Bana bak! Söz ver bana. Konuşacaksın. Susmayacaksın” dedi Meral Okay

Türkiye’den: İslamcı söylemin cinine dikkat – Ece Temelkuran

Başbakan, kendisine ne zaman politik tutuklular hakkında bir soru sorulsa, zamanında kendisini desteklememiş olanların şimdi konuşmaya hakları olmadığını ima ederek kendi tutukluluğunu gündeme getirdi. Muhalefet ne zaman bireysel özgürlüklerin gerilemesinden söz etse, Erdoğan ve akıl hocaları, muhafazakar dindar insanların ibadet özgürlüğünün kısıtlandığı günlerden bahsettiler. Nihayet, ne zaman sosyal hakların dindar hayırseverliğin konusu haline gelmesine yönelik bir eleştiri yapılsa, başbakan adaletin dinden doğduğunu söyleyen banal söylemi kullandı. Görev süresi boyunca, ne zaman kendi menfaatlerine uymayan bir toplumsal itilaf söz konusu olsa bunların hepsinde çok güçlü kapanış vurguları yapmakla nam saldı. 

Devamı…Türkiye’den: İslamcı söylemin cinine dikkat – Ece Temelkuran

Ece Temelkuran’ın En Sevdiği 5 Film Sahnesi ve Bu Sahnelerden Kesitler

Gazeteci-yazar Ece Temelkuran’ın Altyazı’nın 100. Özel Sayısı’na yazdığı “Sinemadaki Naylon Torba Büyüsü…” başlıklı filmlerden bahsettiği kısa yazısında anlattığı ‘Amerikan Güzeli’ndeki malum sahneyi seçmesi ntvmsnbc N5 harekete geçirdi. Diğer dört sahnenin peşine düşen N5 ekibi, Ece Temelkuran ile görüşerek bugüne kadar izlediği filmlerden en sevdiği 5 sahneyi sordu.
İlk sırayı Nikita Mikhalkov’un Sicilya Berberi’ndeki bir sahneye veren yazar, Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Bir Zamanlar Anadolu’dan düşen elma sahnesine üçüncü sırada yer veriyor.

Devamı…Ece Temelkuran’ın En Sevdiği 5 Film Sahnesi ve Bu Sahnelerden Kesitler

“Bugün insan haklarına aykırı ne varsa, hepsinin altında mahkemelerin imzası var”

Şikâyet etmeden önce yapılması gereken şey
Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, İstanbul yargı çevresindeki “tutuklu öğrencilerin” sayısının 89 olduğunu açıkladı. Raporda Türkiye ölçeğinde bu sayının daha da büyük olduğu vurgulanmakla birlikte kesin bir sayı verilmiyor.
Öğrencilerin büyük çoğunluğunun neden tutuklandıklarını biliyoruz: Parasız eğitim için gösteri yapmak, üniversiteyi ziyaret eden devlet yetkililerini protesto etmeye kalkışmak, pankart açmak, basın açıklaması yapmak gibi “suçlar”.
Bunların hiçbiri tutuklu yargılanmayı gerektirmiyor. Zaten demokratik bir ülkede “suç” sayılmaları bile kendi başına tuhaf bir durum!
Öğrenciler tutuklu yargılanıyorlar ve bu nedenle okullarından bile atılıyorlar çünkü yargı düzenimiz onları “terörle mücadele yasası” kapsamında ele alıyor.
Silahlı bir örgüte üye olmamış, silahlı bir eyleme katılmamış, sadece pankart açıp slogan atmışlar ve bu nedenle terör örgütü üyesi olarak yargılanıyorlar.

Devamı…“Bugün insan haklarına aykırı ne varsa, hepsinin altında mahkemelerin imzası var”

Medya ve Mizah Dergilerine Göre Öğrenciler Neden Haklı?

Selda Taşyürek (Bianet): Taş attığı için cezaevinde olan çocuklarla o çocukların 23 Nisan’da kolunu kıranları yan yana getirin. Eylemde şiddet gördüğü için bebeğini kaybeden kadınla yumurta yağmuruna tutulan Burhan Kuzu’yu yan yana getirin. Sizce kim haklı?
Taş ile panzeri karşılaştırın. Yumurta ile biber gazını yan yana getirin? Yanında koruma ordusuyla içeri giren herhangi bir siyasi ile onun yaptıklarını doğru bulmadığı için protesto eden öğrencileri yan yana getirin?
Dolmabahçe’de iki kere toplantı yapıp ikisine de öğrencileri çağırmayan bir başbakan ile o toplantının öğrencilerden bağımsız yapılmasını istemeyen öğrencileri yan yana getirin? Nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Devamı…Medya ve Mizah Dergilerine Göre Öğrenciler Neden Haklı?