Taciz skandalına bir de bu açıdan bakın | Erzurum Çarşı Pazar Muhafazakar da İnsandır Azar

Muhafazakar, sahip olduğu değerleri muhafaza eden kişiye işaret ediyor. Erzurum görünüşe göre bu kişilerin çok olduğu şehirlerimizden biri, muhafazakâr partilerin kalesi, modernizme, solculuğa geçit vermez bir bölge.

Bu tanımın bir varsayımı var yalnız, bir değere sahip olmanız gerekiyor ki muhafaza edesiniz. Koruyacak bir değeriniz yoksa dışı muhafazakâr, içi pırpır bir tuhaf kişi çıkıyor ortaya ki, buna kısaca “tuhafazakar” diyoruz. Tuhaf, çünkü muhafazakâr görünümüne karşın meşrebi oldukça geniş bir görünüm sergiliyor muhafazakârlarımızın çoğu.

ERZURUM’DA TUHAF OLAYLAR

Geçtiğimiz yıldan bakiye Erzurum merkezli birkaç tuhaf olayı hatırlatalım. Erzurum’da mukim Palandöken gazetesinin haberlerine göre önce şehrin muhafazakâr valisi, ardından AKP’li il yöneticileri birbiri ardına ahlak-adap sarsıntılarına yol açmıştı şehirde.

Habere göre, şehrin güzide siyasetçilerinden İl Genel Meclisi Başkanı Selcan Karagöl (Valiyle ormanda pinpon oynarken yakalanmıştı) ile Hınıs İl Genel Meclis Üyesi Senih Yürekseven’in (yolsuzlukla suçlanıyordu) partiden ihraç edilmek istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmişti. Fuhşa aracılık etmek ve yapmak suçlarından yargılanan AKP İl Genel Meclisi Grup Başkanvekili Mustafa Macit ise partiden kendiliğinden istifa etmişti.

Yani geçtiğimiz yıl Erzurum’un muhafazakâr-dini bütün siyasileri öyle pozisyonlarda yakalanmışlardı ki, başlarından 40 tas su dökseler nafileydi.

Palandöken gazetesi yazarı Mehmet Şener, Mustafa Macit’in tuhaf işleri hakkında aynen şunları yazmıştı:

“Adamın, ‘Evliyim ama sevgilim var; hatta cinsel ilişkimiz oldu’ türü mide bulandırıcı ifadeleri var. Üstelik de mahkeme tutanaklarında… Ama aymazlığa bakın ki aynı kişi kalkıp, ‘Ben o davada sanık değil, tanığım’ diyebilmişti” diye yazıyordu. Şener’in olayla ilgili özet cümleleri bile oldukça sertti; “Bazıları karı temin etmiş, bazıları da yer bulmuş! Bakar mısınız rezaletin boyutuna” biçiminde ifade ediyordu ruh halini. “Sonra da kalkıp, ‘Erzurum muhafazakâr, milliyetçi bir şehirdir’ diyorlar” demesine bakılırsa artık pek muhafazakâr bulmuyordu ilini.

Aynı gazetenin yazarlarından Derya Doğan ise “Bu nasıl bir meclis?” başlığını uygun gördüğü yazısında şunları yazıyordu: “Bir meclis düşünün. Üyelerinden biri organize suç çetesi lideri olmakla itham ediliyor. Gurup başkanvekili, ‘kadınları fuhşa teşvik etmek’ suçu ile yargılanıyor. Ve o meclisin başkanı da çamlıkta gece yarısı arka koltukta valiyle basılıyor! Ve burası Erzurum… Yani, muhafazakârlığın ve milliyetçiliğin tavan yaptığı bir şehir! Yani tarikatların, cemaatlerin lojistik merkezi!” Derya Doğan, “Hepsi de suyu üfleyerek içiyorlardı, Güzelyurt’un önünden geçmeye imtina ediyorlardı” diyor. Güzelyurt’un özelliği Erzurum’un içki satılan tek bölgesi olmasıymış.

ORMANDA GÜREŞİYORLARMIŞ

“Pinpon oynadıktan sonra ormanda güreşmeye giden” ve tam güreşe tutuşacakken polis baskınına uğrayan şehrin en yüksek bürokratı  [ Ormanda bir bayanla uygunsuz yakalanan Erzurum Valisi Sami Bulut İmam Hatip mezunu çıktı.] hakkında Erzurum yerel basınında yazılıp çizilenler, ülkemizin bazı bölgelerinde boyveren tuhafazakar insanların halet-i ruhiyesi hakkında ilginç ipuçları veriyor. İşte tuhafazakarlığın amentüsünü oluşturabilecek kadar zengin bir bürokrat tiplemesi:

1- Bürokratımız şiir severdi. Kayıtlara göre Necip Fazıl’a bayılıyordu. Onun üstüne başka şair tanımadığından diğerlerini okumuyordu. Bir bürokrat için ideal ve kararında bir şiir severlik…

2- Üzerine Cumhuriyet pastası bulaşmasından hiç hazzetmiyordu. Haberlere göre bir Cumhuriyet Bayramı töreninde üzerine bulaşan Cumhuriyet pastasını, yönettiği ilin belediye başkanına temizletirken görüntülenmişti zira. Bu sahne gazetecilerin ilgisini çekince, Belediye Başkanı da bürokratımızın ceketinden elini çekmiş, yarıda kalan temizlik yardımını Özel Kalem Müdürü tamamlamıştı.

3-Bürokratımız aleyhinde haber yapan gazetecilere ise fena halde gıcık oluyordu. Bu nedenle bulunduğu binaya gazetecilerin sokulmamasını emretmişti. Olay duyulunca da kötü niyetten değil, güvenlik ihtiyacından demiş; “Silah, fotoğraf makinesi ve benzeri malzemeler içeri girişte polise bırakılacak” diye eklenmişti. Fotoğraf makinesinin silahtan daha tehlikeli olduğunun bilincine çok erkenden varmıştı yüksek bürokratımız…

4-Aynı bürokratımız hazırlandığı futbol maçı öncesinde koruma polislerine spor ayakkabılarının bağcıklarını bağlattırıp, eşofmanlarını giydirtirken yakalanmıştı. Bunun üzerine, gece yarısı yazılı bir açıklama yaparak, olayın doğru olmadığını, fotoğrafların farklı şekilde yorumlanarak, gerçeğe aykırı haber yapıldığını öne sürmüş. “Basınımızın güvenilirliğine gölge düşmüştür” demişti.

5-Bürokratımız o kadar dini bütün, muhafazakâr bir şahsiyetti ki, Ramazan programı bile yapmıştı özel bir TV kanalında. “Kucaklaşalım, koklaşalım” mealine gelecek uzun konuşmalar yapmış programında.

6-İşte bu konuşmayı yaptığı Ramazan ayının son haftasında, polis, genç bir hanımla kucaklaşıp koklaşırken basmıştı bürokratımızı. Hem de ormanda! Polis gece yarısı ormanda uygunsuz bir biçimde yakaladığı kişinin o bürokrat olduğuna inanmamış, karakola götürmüş ve tutanak tutmuştu. Olayın duyulması üzerine buna da bir açıklama getiren bürokratımız, “Teravih namazından sonra pinpon oynuyordum. Bir konuda yardım istedi, konuşuyorduk” demişti.

NAMAZ KILDIYSAN PİNPON OYNAMA

Bu olayın ardından Erzurum’da yasadışı olarak şu tekerleme dolaştığı söyleniyor dilden dile:

“Namaz kıldıysan pinpon oynama.

Pinpon oynadıysan ormanda park etme.

Ormanda park ettiysen yanında bir hatun bulunmasın.

Yanında bir hatun bulunuyorsa uygunsuz vaziyette olma.

Uygunsuz vaziyetteysen polise yakalanma.

Polise yakalandıysan tutanak tutturma.

Tutanak tutturduysan gazetecilere çaktırma.

Gazetecilere çaktırdıysan abuk sabuk açıklamalar yaparak ortalığı daha da bulandırma…”

İşte size Palandöken gazetesinin geçen yılki haberlerinden seçtiklerim. Bugün tarihi itibariyle tuhaf bir olay daha duyuldu Erzurum’da. Olimpiyat köyünün görevlileri, köye biraz alkollü dönen Kanada takımının hanım sporcularını taciz etmişti… Buyurun tuhaf bir olay daha!

Erzurum’un bu ilk uluslararası organizasyonu bir tuhaflıklar komedyası aslında. Erzurum’daki kış oyunları oyunlara karsız yakalanarak adını duyurmuştu ilk. Bunun üzerine yöneticiler önce kar duasına çıktı, olmayınca kar makineleri ile işi idare etmeye çalıştı. Allah’tan ve edilen duaların etkisinden oyunların başlayacağı gün kar yağmaya başladı. Ancak bu kez de yerel yöneticiler kar yağmaması için dua etmeye başladılar. Zira makine karının üzerine doğal kar yağması istenilen bir durum değildi, kimyası tutmuyordu bu karların.

TACİZ VAKASI

Kazasız belasız ve açılışta bin yıldır sahnelenmekte olan “Anadolu ateşi”nin bir kez daha sahnelenmesiyle “muhteşem bir şekilde” başladı Erzurum Kış Olimpiyatları. Fakat Erzurumlular fazla ateşlenmiş olacaklar ki, “Anadolu ateşi”nde Kanadalı kadın sporcuları da ısıtmaya kalkışınca, karsızlıktan başı dönen oyunlara bir ateş daha düştü.

Olayın şimdilik basına yansıyan kısmına göre Oyunlar Köyü’nde görevli personel Kanadalı bayan sporcuları taciz etmişti. Anlatılanlara göre, Hadise’nin gönüllüler için verdiği konsere katılan Kanadalı bayan sporcular, oyunlar köyüne döndü. Köydeki görevliler ‘alkollü olmalarından cesaret alarak’ sporcuları taciz etmeye kalkışınca kıyamet koptu. Kanadalı sporcular, bu durumu derhal kafile sorumlularına aktardı. Sporcularından gelen bu şikâyetler üzerine Kanadalı yetkililer organizasyon komitesinin kapısına dayandı. Olayın bir an önce emniyete intikal ettirilmesini ve sorumluların gözaltına alınmasını isteyen Kanada kafilesi, “Eğer bunu yapmazsanız oyunları protesto eder, ülkemize döneriz” dedi.

Organizasyon sorumluları şimdi ‘kriz toplantısı’ yapıyor. Olayın emniyete intikal etmeden çözüme kavuşması için çaba harcıyor. İddialara göre Hadise konseri sonrası oyunlar köyüne alkollü olarak dönen Türk Milli Takımı sporcularının da akreditasyon kartları toplandı. Şehir, bazı Türk sporcuların gece 02.00’ye kadar diğer ülkelerden gelen sporcularla birlikte oldukları ve gece yarısı ikamet ettikleri bölüme geldikleri dedikodularıyla çalkalanıyor.

İçki bu, şişede durduğu gibi durmuyor. Hele hele muhafazakâr bünyelerde bomba etkisi yapıyor. Yani, AKP’nin içkiyi yasaklamaya çalışması boşuna değil. Biraz daha yaygınlaşırsa bu meret, muhafazakâr illerimiz Sadom ve Gamora’ya dönecek neredeyse!

Ne diyelim “Erzurum çarşı Pazar, muhafazakar da insandır azar!” Ey Kanadalılar, “Tuhafazakar Türkiye”ye hoş geldiniz!

Orhan Gökdemir
K: Odatv.com

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Süreyya Önder: İbrahim Kaypakkaya, yoksulların gönlündeki gülistanda yiğit olarak yatmakta

Oğlu, ‘Diyarbakır Zindanı’nda parça parça edilerek öldürülmüştü. Ayakları kesilmiş, kafası, kolları kesilmiş bir et yığını olarak, dönemin paşası Şükrü Olcay...

Kapat