Siz Hiç Yumurtalı Kuzu Yediniz mi? – Aykut Emre Al

Üzerinde orantısız güç kullanmak istediğim o kadar çok kişi var ki. “Hangisinden başlasam acaba?” sorusunun cevabını ararken çok zorlanıyorum. Çünkü en az 10 seçenek var. Hatta bu sorunun cevabı için cemaatten kopyeye ihtiyaç bile duyuyorum. Gerçi kopyeye hatta fazla düşünmeye bile gerek yok. Bazı kişi ya da kişiler “bana bana bana!” diye bağırıyorlar kaç gündür. Size aslında şöyle güneşte irileşmiş bi “banana” lazım ama ben gene gündemin klasik malzemesini tercih edeyim.
Uzun zamandır yumurta yemiyorum yani fiilen beyinsizin tekiyim ama yine de hedefimi cemaat kopyesi olmadan kesinleştireceğim kanaatindeyim. “Akif” olana tarif gerekmez ama biz beyinsizler gücümüzü nasıl orantısız kullanacağımızı tarif edelim de kaşınanlar şemsiyelerini ona göre seçsinler. Beyinsiz de olsak insanlık bizde kalsın. Bizce şemsiye değil algida çadırı getirin yanınızda çünkü bu sefer biraz kalabalık olacaz. Ayrıca cücük yumurtası yerine daha orantısız bi yumurta bulduk geçen gün.
Dinozor yumurtasını öneren beyinsiz arkadaşlarımıza “ulan gidip bir iki normal yumurta yiyin, önerinizi öyle getirin” diye telkinde bulunduk. Arkadaşlar da yumurtayı yedikten sonra fikirlerini değiştirdiler ve devekuşu yumurtasında karar kıldık beyinsiz takımı olarak. Neyse gelelim tarifimize.

Yumurtamızı usulca sağ elimizin avuç içine yerleştiriyoruz (Solaklar sol eline yerleştirebilir. Burada bi sıkıntı yok). Ona sevgiyle yaklaşıyor ve onunla bütünleşiyoruz. Neredeyse yumurtayı duyuyor ve onla konuşuyoruz. Adeta protesto nesnemizin üzerinde kuluçkaya yatıyoruz. Sonra kaşınan kişi ya da kişilere öyle orantısız bir şekil ve şemalde atıyoruz ki elimizdekinin yarısı kafaya sıvandıktan sonra diiger yarısı hükümetlerini görünce kabaran göğüslerinde björk diye dağılıyor. Fakat yumurtayı atmadan önce ikiyüzlülüklerini herhangi bir yüzlerine vuruyoruz ve yumurtalarımızı suratta yeterince pembeleşmeyi sağladıktan sonra fırlatıyoruz. Yoksa omletimiz pişmez ve Vedat Milor, yaptığımız omleti beğenmeyebilir böylece tüm NTV ahalisine topluca rezil olabiliriz. Bu tehlikeyi göze, dalağa, böbreğe… hatta ciğere alamayız.

Ayrıca protestoya maruz kalacağını düşünen AKP üye, yandaş, taraftar ve her türlü yalayıcısına bir önerimiz daha var. Kendilerine atılan yumurtalara karşı NATO’yla geçenlerde imzaladıkları “kalkan füzeler” anlaşmasındakine benzer bir savunma sistemi kurabilirler. Konuşamadıkları kürsülerin önüne bir savunma hattı konuşlandırabilirler. Madem konuşamıyorlar konuşlandırsınlar bari. Sonra da açıklama yapabilirler “bizim kalkanımız öğrencilere karşı değildir, yumurtalara karşıdır” diye. Böylece kediye kedi demiş olurlar ve daha “pişkin” bir politika yürütürler. İnanın hiç “bize mi kalkıyor bilader senin füzen” diye homurdanmayacaz. Müsterih olsunlar.

“Siz Hiç Yumurtalı Kuzu Yediniz mi? – Aykut Emre Al” üzerine bir yorum

  1. Yumurta denge gerektiren bir besin, haftalık tüketme oranı 3-4 günden ibarettir. Tüketmeyenlere telkinde bulunup beyinsizlikle yaftalamakta, aslında çok tüketenlerin tüketim takvimini maalesef göz ardı etmelerinde bile hemen etkisini gösterebilmektedir. Bilindiği üzere kolesterolünde tetikçiliğini yapan, özünde masumane olan bu örnek mamul ayrıca beyin damalarının tıkanmasında da etken olabilmektedir. Anayasa (neyin anasıysa anlayamıyorum) pro-fosforu kolesterol yağmuruna tutuşturulmuş. Ya adamda zaten yeterince varmış bu protein cevherinden belli olmuyor mu tepkisinden. Aklıma gelmişken belirteyim şemsiyeden de iyi kuluçka olur hazır yumurta ve şemsiye bir arada bulunmuşken ki şemsiyeyle bütünleşmekten pekte rahatsız olmayan manzarayı düşününce aslında mümkünmüş. Ne mi olurdu, sonra mülkiye ileri demokrasinin kalesi olurdu. Düşnüsenize badem civcivler anfide cirit atıyor…

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Kemal Okuyan, Gelenek, İktisat ve Bir Eleştiri – Dr. Suat Kamil Aksoy

Okuyan kitabında ücretler konusunu irdelediği bir bölümde Sovyetler'in ilk 13 senesinde süren- eşit ücret uygulamasına sempatiyle baktığını da belli etmektedir....

Kapat