Eğlence Mizah | Beki Beki Anladık Sen Neymişsin Be Akif – Aykut Emre Al

Şişkin bi göbeğin tam göbek deliğine denk gelen düğmesi gibi gerginim bu aralar. Dokunsan patlayacam! Bizim memleket, aynı İETT otobüsüne benziyor çünkü. Şöyle numarasından hafif kuşku duyduğun bir otobüse binersin de bir süre bildiğin yoldan gider, sonra aniden başka bir yola sapar ya aynen öyle. Bildiğin yolda giderken kendinden eminsindir ve bu özgüvenle tutarsın orta kapının demirini ve yaslanırsın kapıya ama otobüs aniden bilmediğin bir yola sapınca şöyle kafadan aşağıya vücudun egzitine doğru ilk önce bir soğukluk iner de sonra her yerinden ter çıkar ya, buna çok yakın hissediyorum bünyeyi.

Hani başka yola sapınca “ben yılların İstanbullusuyum kardeşşim” imajına leke sürülmesin diye kimseye de soramazsın ya “pardon bu otobüs nerden gidiyor acaba” diye, bu baskıdan sonra vücudun teri, BP’nin yunaytıd steyts’teki petrol kuyusu gibi kontrolsüzce fışkıring yapar. İyice küçülür ve hamam böceği gibi hissedersin kendini. Diyalog çabalarını bi tarafa bırakıp kendini salarsın yolların kaderine. İşte bu günlerde aynen böyle hissediyorum kendimi bu memlekette. Otobüsün numarası RTE’ydi yanlış hatırlamıyorsam. Şoförümüz de futbolcu bacağına sahip, üç numarayla tıraş edilmiş bıyıklara sahip, iki gıdım saçı da tarakla taranmış bir adama benziyordu. Neyse gidiyoruz bakalım. Ucumuz nerden çıkar bilmirem.
Bizim Dünya kupasındaki kahin ahtapot Paul’e sorayım dedim “kanka bu otobüsün ucu nerden çıkar?” diye o da hakkın rahmetine kavuştu. Ah be Paul! En çok ihtiyacımızın olduğu zaman terk ettin bizi. Dünya kupasında sekiz maçı tahmin etmiş ve hepsinde haklı çıkmıştı Paulcüğüm. Her koluna bi tahmin yaptı herhalde. İşin en düşünceye daldırıcı tarafıysa bizim Ademoğullarının Alman olan kesimi, hayvanın heykelini yapacaklarmış ve cesedini yakıp küllerini de yanına koyacaklarmış. Ulan hayvan hayatı boyunca yangın söndüren bir maddenin içinde, haş iki o’da yaşamış sen kalk Paulümüzü yak! Sevgili sekiz kollu dostum, sonunun böyle olduğunu tahmin etseydi bu Alman arkadaşlara bi hareket çekerdi ama sekiz kolla nasıl bi’şey yapardı tahayyül edemiyor ve zorlanıyorum. Hep beraber bağırıyoruz Paulcüğümüz için: “ İyi bilirdik!”. Aslında “iyi bilirdi!” diye bağırsak taşlar yerine daha bi oturuyor sanki..

Madem Paul yok “var mısın yok musun?” yarışmasında kutu başlarında duran radyasyonun aşırı temasıyla ne hale geldiklerini check ettiğimiz organizmalara soralım “bilader bu otobüs nereye gidiyor? Açsana kutuyu bakalım” diye. Kesin ultraviyoleyi en fazla hazmetmiş olanı “büyük hissediyorum” diyecek. Ama müdür, sana bi sorumuz daha var duyargaları hassaslaşmış halk olarak: “tam olarak nerende büyük hissediyorsun?”

Beki Beki anladık, sen neymişsin be Akif?

Bu otobüste küçülen sadece ben degilem. Sağolsun radikaller bu gergin bünyeyi yalnız bırakmadılar. Çok sevgili devlet erkânımızı oluşturan ajan Smith’imiz, geçenlerde mübarek elini her şeye sokuşturduğu gibi medyaya da soku sokuverdi ve Radikal Gazetesi de elim bir kaza sonucu küçüldü. Sayın Tayyip’in eski danışman başı Akif Beki de küçük sayfaların büyük yazar başı oluverdi. İlk günlerden birinde köşesindeki fotoğrafı çok şey anlatıyor aslında, el hareketine dikkatli bakın: “**şşak sağlam müdür!” . Sen merak etme Akif, biz mesajı aldık. Yalnız ellerini yıkamayı unutmasan senin ve eşrafın için daha hijyenik olur. Bu da Mr. Muscle’nin, sana mesajı. Aldın mı?

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Ahmet Kaya’yı ölüme sürükleyen engerekleri ve çiyanları tanıyalım

10 Şubat 1999′da MGD ödül töreninde Ahmet Kaya’ya yapılan linç girişiminin azmettiricisi olan, yıllar sonra kendisine atılan yumruktan sonra aklı...

Kapat