Pavese: İnsanın çocukluğu, derdini söylemekle ona çare bulmanın aynı şey olmadığını anlayınca biter

Cesare PaveseBir insan kendini herhangi bir tutkuya ne kadar kaptırırsa, kendi başına kişisel niteliği olmayan olaylar ona o ölçüde acı vermeye başlar. Her şeyden önce bu olayların kişisel olmayışları onun yanlış sonuçlara varmasına yol açar öyle bir gerginlik içindedir çünkü. Hırslı bir insan, ünlü birisi kendisini tanıyıp konuşmadı, diye acı çeker; bir din adamıyla konuşurken onun ilgisini çekmek için vicdanındaki huzursuzluktan dem vurur, böylece orada istemeden kendilerine kulak vermiş olan bireyci bir adamın gözünde gülünç düşer. Bu türden bir adamın çektiği her acının kökünde hırsın tersi olan kıskançlık yatmaktadır.

Herhangi bir şeyin, bizim istemimizin dışında, rastgele bir şekilde olabileceğini düşünemez.
Her aşırı çaba, bu aşırılığı kötüye kullananı ya da tanımayanı cezalandıran önceden belirlenmiş bir yasanın varlığına inanma eğilimini de birlikte getirir. Bir tutkuya kapılma durumu -bu kendi başına buyrukluğun esrikliği bile olsa- insanın dünyasının yapısını ve havasını öylesine değiştirir ki, herhangi bir terslik insanın bütün benliğini kaplayan bu tutkunun dengesinin bozulmasıyla açıklanabilir. Mizacına göre de, tutkusunda ya

çizgiyi aştığı ya da çizgiye ulaşmadığı sonucuna varır. Çoğu zaman, o tutkunun ve evrenin yasalarınca bile bile cezalandırıldığı duygusuna kapılır, Öyle ki, her tutku, ileride bir hesaplaşma günü olacağı gibi boş bir inancı da birlikte getirir gibidir. Başka bir dünyaya inanmayan bir insanın tutkusunda bile vardır bu özellik.

***

İntiharı düşünen bir insan için en kötü şey kendisini öldürmesi değil, bunu düşünüp yapmamasıdır. İntihar düşüncesine -bir alışkanlık haline gelen intihar düşüncesine yol açan manevi çöküntü kadar aşağılık bir şey yoktur. Sorumluluk, vicdan, irade gelişigüzel yüzüp durur bu ölü denizde, sulara gömülse bile rastgele bir akıntıyla yeniden ortaya çıkar.
Asıl başarısız insan, büyük işleri gerçekleştiremeyen değil -bunu kim başarmıştır ki bir yuva kurmak, bir dostluğu, bir kadınla mutlu bir ilişkiyi sürdürmek, ekmek parasını kazanmak gibi küçük şeylerde başarısızlık gösteren insandır. Başarısızlığın en acısı budur.
Yeni şiirlerdeki yinelemenin gerekçesi müziksel değil, kurgusaldır. Bu şiirlerde anahtar niteliğindeki cümlelerin nasıl hep şimdiki zaman kipinde olduğuna dikkat etmek gerekir; diğerleri de geçmiş zaman kipinde olduklarında bile şimdiki zamana yakındır. Demek istediğim, bu şiirlerde güncel bir gerçeklik, anlatıya değil çağrışıma dayanan bir gerçeklik buluyorum, burada bir imgeye bir şey oluyor, şimdi oluyor, çünkü imge düşünce yoluyla şimdi geliştiriliyor ve köklerinin gerçeklikte hareket ettiği, yer bulduğu görülüyor.
Yinelenen söz ya da cümle bu imgenin en önemli öğesidir; baştan aşağı bir inşaat iskelesi gibi kurulmuş bir öğedir, hayal gücünün kendi çevresinde dönmesini ve ayakta durmasını sağlayan eksendir, tıpkı yalnızca şimdide, hareket halinde var olan ve sonra düşüp herhangi bir demir parçasına dönüşen bir jiroskop gibi.

Cesare Pavese
Yaşama Uğraşı , Günlükler

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Oğuz Atay: Hem kılıç hem demeç kullanıyorlar Olric

Bana iyi haber getirin; ölümden, yenilgilerden bahsetmeyin. Nöbetçiler! Bu adamı dışarı çıkarın; çürümüş et kokuyor. Sıcak yüzünden, efendimiz. Çok uzun...

Kapat