Küçük İskender: Seninle ortak bir resmimiz bile yok içinde biz olan

İzinsiz nesnelerin kendi aralarında askeri bir disiplini var; rahatsızlığı giderme uyumu da diyorlar buna. Senkronize hatalarla bocalamaya itilmiş, geçiş bölgelerinde dinlenme olanağı elinden alınmış bu izinsiz nesnelerin dramını bilimciler biliyorlar, ama kimseye söyleyemiyorlar. Onların konuşma haklarını iptal eden tuhaf bir samanyoluna tutsağız çünkü; o nedenle izinsiz nesnelerle bilimciler arasındaki sır tamponunda telaşla, ikilemle dalgalanmamızın, fazlalıklarımızın / eksikliklerimizin olması, algıladıklarımızı adlandıramamızın burukluğu doğal.

İzinsiz nesneler çoğalma ve buna bağ(ım)lı bilimciler azalma riski taşıyor.

İşte kimya ile fiziğin birbiri üzerinde üstünlük kurma savaşının nedeni buralarda bir yerde saklı.

Hayata geçirilmeye çalışılan bir seraptı topu topu — — buna ayrılık demek fazla yanlış.

Yaşlı şairler unutmasın: Tabutlarını romatizma ağrıları çeken prostatlı kuşakdaşları değil, genç şairler taşıyacaklar. İki amaçla: Hem düşürmemeye özen göstereceklerdir, hem de bir an önce gömme telaşında olacaklardır.

Sen olacağı beklenen depremsin; çünkü içindeki fay hattı kırık.

Tanrı matematiktir; çünkü sayılar sonsuz.

Pi sayısının peygamberliği inkâr edilmemeli artık.

Cehaletim yoruyor beni – güzelliği anlamakta zorlanıyorum; keskin bir bedeni var – daha dokunmadan ellerim yaralanıyor.

Вıplak. Taş bir balkondan aşağıya bakıyor – odadayım ve rüzgârın hafifçe havalandırdığı tüllerin arasından, yattığım yerden onu seyrediyorum.

Psikolojimi çelik bir kasaya kaldırdığım iyi olmuş; birazdan yanına gidecek, son nefesimi küçük omuzlarına vereceğim.

Nefesim korkutuyor onu – hâlâ yaşamamı anlamakta zorlanıyor; sevmekten başka bir haylazlığım yok – daha âşık olmadan sarı kalbi duruyor.

Еpüşüyoruz – dudaklarında taze nane kokusu.

Bozuk cümlede kelime değil, öncelikle, harf hatası aramalı insan.

Christophe Barratier imzalı Koro filminin soundtrack’i bana kaç şiir yazdırdı acaba? Yahut, o şarkıları seslendiren çocukların Paris Kongre Sarayı’nda verdikleri özel konserin DVD’si?

Bu filmin içinde kaybolmaya can attığım saatlerde, yaşadığım coğrafyada kaç çocuk sefil, kaç çocuk işkencede, kaç çocuk öldürülmekte — bunun burukluğu ve fondan gelen meleksi sesleri.

Siyah bir duvarı beyaza boyamak için gayret edenler, onlara balyoz uzatmamıza rağmen, belki de sırf bu nedenle, yöntemlerine karışıyoruz diye bizi sevmiyor, yaşamımızı istemiyorlar.

Balyozu duvar yerine beynimize vuruyorlar.

Yatırmış kucağına, her yerimi yalıyor gece.

Eski solcuları kırpıp kırpıp şair yapıyorlar diyor Nasrettin Hoca.

Beni anlayamadığı için bir delikanlıya yolladığım ayrılık yüklü aşk şarkısını onun bir kere dinleyip kendisini terk eden kıza yollaması nasıl ağır bir ağrıdır ki önemsenmez?!

Toplumcu gerçekçi şair sözü bana neden sado-mazoşist ilişki sözünü hatırlatıyor hep ses olarak?!

Bir bulabilsem bu gölün dudaklarını, çok kötü öpeceğim onu.

Diğer insanların yaptıklarını, bulduklarını, keşfettiklerini, hatta hayatlarını akılda tutmaya ‘bilgi’ deniyor. Ne kadar aşağılayıcı, küçük düşürücü!

Bilgi, tembellerin kurnazlığı sayılacaktır.

Başım ağrıdı; bu gece melekler çok konuşuyor.

Küçük İskender
Galileo’nun Pergeli

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz