“Kendinin Gerçekleştirilmesi” – Francis Herbert Bradley

a)Gerçekleştirmem gereken varlık hangisidir?
Bunu şu formülle açıklamıştık: “Durumum ve ödevleri”. Bir insan ne olduğunu anlamak için, onu yalnız olarak ele almamak gerekir. Bir kitle içindeki bir bütünlüktür, bir ailenin içinde doğmuştur, belirli bir toplumun, belirli bir devletin içinde yaşamaktadır. Yapacağı şey, yerine ve işlevine bağlıdır ve tüm bunlar kollektif organizmadaki durumundan kaynaklanmaktadır.
… Ahlaksal dünya bir bütündür ve iki görünümü vardır. Aileden ulusa kadar kurumlann ve sistemlerin görünümü olan dışsal bir görünüm vardır; bu, ahlaksal dünyanın iskeleti olarak adlandırabileceğimiz şeydir. Ve aynı zamanda burada bir ruhun olması gerekir, yoksa iskelet parçalanarak yok olur; herkes ruhsuz kurumlann ölü şeyler olduklannı bilir….
Bir ulusun ortak ruh olmadan güçlü olamayacağı açıktır ve ulus bu ruhla ancak mensupları canlı ise yani toplumsal iyiliği kişisel bir iyilik olarak hissediyorlarsa, bunu kalplerinde taşıyorlarsa canlanır. Buradaki önemli nokta, ancak istenirse ahlaksal dünyanın olabileceği,istenmek için bunun kişiler tarafından istenmesinin gerektiği ve bu kişilerin, istençlerinin nesnesi olarak yalnızca ahlaksal dünyaya sahip olmadıklan aynı zamanda bu nesneyi istemiş olarak bir şekilde kendilerinin bilincine varmalannın gerektiğidir. İstençle canlanmış olarak, içten kendinin bilincine varan bu varlık ahlaksal bütünün içine girer; bunu ruh olarak adlandırabiliriz; bu, kişisel ahlakın alanıdır veya daha dar anlamda öz ben’in içsel olarak bulunan evrensel istençle olan ilişkisinin bilincinin ahlakıdır, boyun eğerek veya başkaldırarak bu evrensel istençle birlikte olmayı veya ona karşı çıkmayı isteyen, bu istencin bilincindeki varlığımdır. Ahlaksal dünyanın varolduğu yerde bu iki görünümün varolduğunu ve varolması gerektiğini hiçbir zaman gözden uzak tutmamalıyız; biri diğeri olmadan varlığını sürdüremez: kişisel ahlak olmadan ahlaksal kurumlar ölü kütlelerdir ve ahlaksal kurumlardan kopmuş kişisel ahlak gerçekdışı bir şeydir, bedensiz bir ruhtur.

b)Kendinin gerçekleştirilmesi, ben’in bir bütün olarak onaylanmasından daha fazla anlam taşır. Ve burada Kant’ın “homojenlik” ve “belirleme” adlanyla öne koyduğu iki ilkeye başvurabiliriz. Kant’la olan bu ilişkiden kaygı duymaksızın, idealin, ne tamamen homojen bir varlık, ne de yalnızca en son dereceye kadar “belirlenme” olmadığını, ama daha çok aynı anda bu iki unsuru birleştirmek olduğunu söyleyebiliriz. Gerçek varlığımız ne aşırı birlik, ne de aşın farkılık olmayıp, ikisinin tam özdeşliğidir. Ve “kendini gerçekleştirmek” yalnızca “bir bütün olmak” anlamına değil, aynı zamanda “sonsuz bir bütün olmak” anlamına gelir….

“Zihin sonludur, diyoruz, ve bunu böyle söylememizin nedeni zihnin öyle olduğunu bümemizdir. Zihin kendisinin sonlu olduğunu bilmektedir.” Buna, zihnin sonlu olduğunu bildiği için sonlu olmadığı, şeklinde yanıt vereceğiz. “Sınınn bilgisi sının yokeder.” Sonlunun kendi sonluluğunu bilebilmesi apaçık bir çelişkidir….

[Sonuç] Ahlakın alanı yaşamın toplam alanıdır, gerekirliliği, kendinin gerçekleştirilmesi kadar geniştir ve daha önce ortaya atılan soru hâlâ varlığını sürdürüyor: Ahlak ve kendinin gerçekleştirilmesi aynı şey midirler? Aralarında hiçbir fark yok mudur? İlk bakışta yok görünüyor. Ahlaksal amaç kendinin gerçekleştirilmesidir ve kendinin gerçekleştirilmesinin tüm biçimleri ahlakın alanına giriyor görünmektedir. Böylece, ahlakın kendini gerçekleştirme sürecinden başka birşey olmadığı ve en ahlaklı insanın, insansal yapıyı en dolu ve en enerjik biçimde gerçekleştiren kişi olduğunu söylemek doğal görünüyor. Erdem üstünlüktür ve en üst üstünlüğe sahip kişi,en erdemli olandır.

Bunu söylesek de, ahlakı her türlü üstünlükten açıkça ayırdeden ve ahlakın her durumda ahlaklı olmadığını belirten ahlaksal bilinçle doğrudan bir çatışmaya giriyoruz. Bu bilincin şu enerjik maksimde kendini ifade ettiğini görüyoruz: “iyi istencin dışında hiçbir şey ahlaklı değildir”. Bu maksimi şimdiden doğru olarak koyuyoruz. O halde ahlak kendinin iyi istenç olarak gerçekleştirilmesidir. Bu, herhangi bir görüş açısından kendinin gerçekleştirilmesi değildir: çünkü bu gerçekleştirme her zaman istenci içerir ve istencin iyi olması ölçüsünde kendinin gerçekleştirilmesi ahlaksaldır. Kesin ve öz anlamıyla konuşmak gerekirse ahlak, kişisel ahlakın alanının içindeki kendini gerçekleştirmedir….

_________________
Francis Herbert Bradley
İngiliz filozofu (Clapham 1846-Oxford 1924). Hegek ve monist eğilimli anglosakson idealizminin en önem temsilcilerinden olan Francis Herbert Bradley, somutun gerçeğe önceliğini öne sürdü. Deneysel gerçeğir salt olanı ve gerçek gerçekliği perdeleyen bir dış görünüş olduğunu savundu. Düşünceleri, V. James, G. Maıcel ve Bosanquet’yi etkilerken, İngiliz yeni gerçekçilerin sert eleştirilerine hedef oldu.

Başlıca yapıtları: Principles of Logic (Mantığın İlkeleri, 1883), Appearance andReality(Dış Görünüş ve Geı çeklik, 1893), Essays on Truth and Reality (Gerçek v Gerçeklik Üstüne Denemeler, 1914).

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
İki dilde bir türkü ‘Sareri Hovin-Turnam Yare Selam Söyle’ ve yedi yorumu

Uzun bir zamandır dışardan çeşitli siyasal ve ekonomik  sebeplerle birbirine düşman gibi gösterilen komşu iki halk aslında sevilen bir ezgi...

Kapat