İlhan Berk İle 1979 Yılında Yapılmış Bir Söyleşi: “Şiir tarihi ozanların tarihidir”

1979 yılında İlhan Berk, Türk Dil Kurumu’nun şiir ödülüne layık görülmesinin ardından kendisiyle Zeliha Doğan ve Hasibe Ayten tarafından bir söyleşi gerçekleştiriliyor.  “Sesimiz” adlı “Ekin ve yazın dergisi”nin Ekim 1979 tarihli 123. sayısında yayımlanan bu söyleşi, İlhan Berk’in söyleşilerini derlendiği şairin dünyasını ayrıntılı bir şekilde öğrenmek; onun “gerçek bilgisi”yle temasa geçmek amacıyla  yayımlanmış olan  “Kanatlı At” adlı kitapta yer almaması,  şairin şiire bakışını ve ikinci yeni üzerine düşüncelerini dile getirmesi sebebiyle önem arz ettiğini belirtmek gerekiyor.

Tdk Şiir Ödülünü Alan İlhan Berk İle Söyleştik – Zeliha Doğan / Hasîbe Ayten

HA. : Sayın Berk, uzun bir şiir serüveniniz var. Bu serüven içinde, şiirinizde, önem,’li sayılması gereken evreler, dönüşümler gözleniyor. Sizi bu değişikliğe iten etkenler nelerdir?

Berk: Şiir, bir yaşama biçimidir. Yaşamın kendisi gibi değişiklikler kor. Yaşamın bu devimsel yapısı şiirin de içsel yapısıyla bağıntılıdır. Bir şiir kurulmaz, yani şiir, yazılan bir dil değildir. Yaşamın koyduğu bir biçim olduğuna göre kendi yapısını yaşamdan alır. Kısaca, bir eytişim sorunudur. Şiirin kanı yaşamın bu devingenliğinin bir oluşumudur. Sözünü ettiğiniz değişiklikler benim şiirimin özellikleri iseler, bunlar aslında yaşamın getirdiği değişikliklerdir. Yoksa bir şiirin yeniliği değişkenliği dirimin dışında düşünülemez.

HA. : Adını Muzaffer Erdost’un koyduğu «İkinci Yeninin de önde gelen adlarındansınız. «İkinci Yeni» size göre bir «şiirsel akım» niteliğini taşır mı? Yoksa, bir anlamıyla 1950’lere dek gelen «Yeni Türk Şiiri»nin yerleşim değerine, değer yargılarına, genelde birleşmiş gibi görünen özelde herbirinin ayrı şiirsel yaklaşımları olan böylece 50 öncesi şiirine başkaldırı niteliği taşıyan bir çabalar toplamı mıdır?

Berk: Şiir tarihi ozanların tarihidir. Bunun da nedeni ozanların dünyayı algılayışlarındaki dünya görüşleri, dünyayı yorumlayışları, dünyaya bakışlarının değişikliğidir. Şiir tarihini bu değişiklikler yapar. İkinci yeni kendinden önceki şiire bakarken, bu değişiklikler dünyaya bakışında belirmiştir. Bu yüzden ikinci yeniyi bir başkaldırı şiiri olarak düşünmemiz gerekir. Başkaldırısı da şiirin yapısında belirginleşmiştir. İkinci Yeni kendinden Önceki şiirden ayrımı önce kullandığı dilde kendini belli eder. Bu dü, çağının yeni dilidir. Dildeki bu değişiklik giderek şiirin yapısına vurmuştur. Bu yeni dil yalnız anlatış biçiminde değildir. Dilin, kırılması, şahlanması yeniden kurulmasıdır İkinci Yeni’yle dil daha dirimsel bir yön kazanmıştır. Yasamın değişkenliğinin bir çeşit aynasıdır. Yenilgi de buradan gelir. Yaşamla çarpışarak kurulmuştur çünkü.

Z.D. : Sizce İkinci Yeninin işlevi günümüzde de sürüyor mu? Sürüyorsa nasıl? Sürmüyorsa, neden sürmüyor?

Berk: İkinci Yeni şiir bir ayaklanış şiiridir dedim. Bugün bu ayaklanış iki yönde beliriyor. Dünyayla kapalı-açık iletişim kurmak. Açık, yani dünyaya doğrudan doğruya bakmak. Buna Nazım’ın koyduğu şiir çizgisi diyebiliriz. İkinci Yeni aslında bu doğrudan bakışa karşı bir şiir olarak doğmuştur. Kapalı, yeni dünyaya bakarken, dün doğrudan doğruyalığın yerine yorumlarken, onu değiştirmek isterken yeraltı suları gibi değişik yollar ‘izlemiştir.

Bugünkü şiir dünkü gibi bu iki çizgiyi sürdürüyor. İkisi de ayrı deltalar kurarak, ayrı körfezlere dökülerek, ayrı denizler oluşturarak.

Z.D. : Bir yazınızda, şiirin çevrilmezliğinden, ona ancak yaklaşılabileceğinden söz ediyorsunuz. Buna karşın dilimize yabancı dilerden yapılan çevirilere siz de katkıda bulunuyorsunuz. Bu durumda, çeviri yaparken okuyucuya ne vermeyi amaçlıyorsunuz?

Berk: Şiirin bir yapı işi olduğunu söyledim. Yapı da şiirin yazıldığı dile bile aktarılmayan bir şeydir. Böyle bir şiiri çevirmek daha başlangıçta olanaksızdır, diyebiliriz. İyi bir çeviriyle, yani şiirin yapısına bağlı kalarak yapılan çeviri, aslında söz konusu şiire ancak bir yaklaşımdır. Böylece çeviri, bu yaklaşımın adıdır ancak.

Kaynak: http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberk1979.jpg

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Karl Marks’ın Mülkiyet Tanımlamaları ve Mülkiyet Biçimleri – Dr. Hikmet Kıvılcımlı

Marks, mülkiyetin ve ortak mülkiyetle özel mülkiyet biçimlerinin yer yer tanımlamalarını yapar. Mülkiyetin ne olduğu üzerine tarihte ve hukuk biliminde...

Kapat