İlhan Berk: “Sonra, herkes kendi dünyasına daldı. Geçti, geçmez dediğimiz zaman…”

ilhan berkDünyaya gelişimle ilgili hiçbir şey anımsamıyorum. Gök, her zamanki gök, evler, sokaklar, çarşılar her zamanki evler, sokaklar, çarşılar olacak. Başka türlü olsaydı anımsardım, diyorum. Belki de bakmak, görmek, işitmek beni bugünkü gibi ilgilendirmiyordu. Kim bilir? Dünyaya gelmiş olmak, bir bunu bilmek bana yetiyordu. Dünyaya gelen her şey de böyle olmalıydı. Her şey:
-DÜNYADAYIZ!
diyor ve benim gibi de başka bir şey bilmek istemiyordu.

Devamı…İlhan Berk: “Sonra, herkes kendi dünyasına daldı. Geçti, geçmez dediğimiz zaman…”

İlhan Berk: Biriniz beni görmediniz ne kadar bağırdımsa…

ilhan berkBen böyle bir deniz görmedim ne kadar seni düşündüm
Gittim ne kadar bilmezsiniz ne türlü karanlık
Baktım ki biri yok o kentlerin, hiç olmamışlar gördüm
S bir kadın balkonunda baksam ne zaman olurdu
E sesinde yüzlerce trenler yürüdü Galile´de
Sizi bilmem ben galiba olmadım o dünyalarda
Salt bir it karalık akşam üstü denizlere doğru
Durmuş nasıl bu gökle bu yalnızlıklar yaşamada
Ne yaşanmışsa görmemişiz yaşanmış o kentlerde
Gittik gittik bizi bu surlar tuttu böyle kaldık.

Devamı…İlhan Berk: Biriniz beni görmediniz ne kadar bağırdımsa…

İlhan Berk ile Son Söyleşi: “Şiire bir ömür veriyorsun bir bakıyorsun adın yok ortada”

ilhan berkİlhan Berk: Bulaşmışsınız. Bir hayatı göze almanız lâzım, şey diyor, bu da yetmeyebilir diyor, yani otuz yıldır, kırk yıldır şiir yazanlar var. Kitapları var, adları yok. Meslek öğrenilir. En zor meslek tıp mıdır, matematik midir, öğrenilir. Ama bu, öğrenilen bir şey değil. Önü açık, arkası belli değildir. Şair olacağınızı kestiremezsiniz. Çok zor bir iş. Öyle bok bir şeydir. Karışamam ben size, siz girmişsiniz bir kere. Bütün bir hayat ister şairlik. Bir oğlum var benim. İkimiz Fransızca öğretmeni çıktık, Zonguldak’a tayin olduk. Baktım ki ben bu iş çocukla olabilecek bir şey değil. Karar verdim çocuk yapmayacağım diye. Çok zahmetli bir iş. Sonunu kestiremiyorsunuz. Ben şimdi kendimi görüyorum. Benim şiirlerim kalabilir. Ama bu kadar uğraşmışım.

Devamı…İlhan Berk ile Son Söyleşi: “Şiire bir ömür veriyorsun bir bakıyorsun adın yok ortada”

İlhan Berk: “Ben ki bu dünyaya yeni kuruluyormuş, yeni görüyormuşum gibi bakmışımdır hep”

ilhan berk


Ben ki bu dünyada herkesler gibi gittim geldim, yüzüm çok güneşler gördü; sesleri, kokuları, bunu, bunsuzluğu, yenilgiyi, utkuyu tanıdım. Elim yerküreye dokundu. Ama yalnız o sîzin koyduğunuz korkunç dokunulmazlık sürdü durdu bende.
Bir ona yenik düştü. Bir onda yıkıldı, parçalandı, un ufak oldu.

Devamı…İlhan Berk: “Ben ki bu dünyaya yeni kuruluyormuş, yeni görüyormuşum gibi bakmışımdır hep”

“Bazen unutuyor insan, unutulduğunu da”* Cemal Süreya İlhan Berk’i anlatıyor

ilhan berkHiyerogliflerde üçgen yüzlü kaplumbağalar olsaydı, “işte” derdim, “işte İlhan Berk!” İşte keops, işte sokak, işte atlas! Gerçekten yüzündeki ve bedenindeki üçgenler giderek mısır piramitlerine benzetti onu.

Şiir serüveni altmış yılı buluyor. Birçok dönem yaşadı. Bütün devinimleri sınadı. Her seferinde eski kendisini inkar eder gibi göründü. Hayır… Anılarını silmek, bildiklerini unutmak istedi. Sentezi değil, gelişigüzel sıralamayı ve bundan büyük tatlar çıkarmayı özledi. Hayatını düşünüyorum, hayatı da öyle değil mi? Repliklerle yaşıyor düğmelere basıyor.

Devamı…“Bazen unutuyor insan, unutulduğunu da”* Cemal Süreya İlhan Berk’i anlatıyor

Bir Ozan Davranışı: “Memet Fuat’a sen kim oluyorsun? demiyor” – İlhan Berk

ilhan berkYön’ün 2. sayısında çıkan, Çizgilerin kesiştiği yerde adlı bir yazısında Memet Fuat, Paris’te bir ozanımıza denilen, «Kötü değil şiirleriniz ama, bizde böyle yazan çok var.» sözünü alarak, ozanın bu söze dayanarak şiir anlayışını değiştirişini anlatıyor. Ozanın, bu değişikliğinin nedenleri arasında Batı dillerine çevrilmek isteği başta geliyor. Bunun için de ozan, bundan böyle, yerli havaya dayanarak şiirler yazacakmış, Batı’ya ilginç görünmenin yollarını arayacakmış. Sanat anlayışını da buna göre düzenleyecekmiş. Ozan, yukarıdaki tümceyi Memet Fuat’a yazmakla bunları diyormuş.

Devamı…Bir Ozan Davranışı: “Memet Fuat’a sen kim oluyorsun? demiyor” – İlhan Berk

İlhan Berk İle Yapılmış Bir Söyleşi: “Şiirle gittim geldim ben. Asıl alış-verişim onunla oldu”

İlhan BerkŞiirimin ana çizgisini saptamak her ne kadar benim işim değilse de, dilde, dili kullanışımda aranmalıdır bu. Özün bende baştan beri pek değiştiği kanısında değilim. Öz gibi, biçim değişikliklerinede uğramamıştır şiirim. Değişik gibi görünen biçimler, özler dilden gelmektedir, dilin kullanış biçiminden diye düşünüyorum. Ben bir dil simyacısıyım. Tek gerecim o. Her yerde onu ararım. Evliya Çelebi’ye, Hammer’e, Katip Çelebi’ye, Batuta’ya daha nicelerine düşüşüm, fermanlara, araç gereç kitaplarına, el ilanlarına değin uzanışım bundandır hep. Çağların diliyle yıkanmak isterim. Benim dil anlayışım böyle bir gelenek kurar. Böylece bu elimdeki dille iki üç elle yazarım. Şiirimin değişik çizgiler koyması bundandır, dilin kullanılış biçiminden gelir. Elbette yaşamımdaki acıları, sevinçleri, bir yana attığımı, onların bir öz-biçim alışverişini oluşturmadığını söyleyecek değilim.

Devamı…İlhan Berk İle Yapılmış Bir Söyleşi: “Şiirle gittim geldim ben. Asıl alış-verişim onunla oldu”

Türkiye’de Sanat: Türk Şiirinin Yapısına Bakmak – İlhan Berk

ilhan berkTanzimat’tan bu yana, şiirimizin özgün bir yapı koyamayışının, kendi uygarlığının, kendi koşullarının bir sonucu olan Batı şiirinin yapısına özenmemiz sonucu olduğu artık anlaşıldı. Bu da bizi önce şiirin yapısı, sonra da kendi şiirimizin yapısı demekle ne anladığımızı, daha sonra da, bizim eski şiirimizin yapısının ne olduğu üzerinde durmaya, onun Batı şiirinin yapısı yanında nasıl bir yapı koyduğu, bunun özellikleri, karşılaştırılması sorunlarına götürmektedir. Bu yazının amacı bunu incelemek olacaktır.

Devamı…Türkiye’de Sanat: Türk Şiirinin Yapısına Bakmak – İlhan Berk

“Bir ozan için şiirin yaşamından başka bir yaşam yoktur” Manzara Eskir – İlhan Berk

ilhan berkKendisinin bir tanrıtanımaz olduğunu söyleyen Yahya Kemal, şiirlerindeki Tanrı’ya tanıdığı yücelikleri nasıl açıkladığı sorulunca: “O halkımın itikadıdır” demekle neyi anlatıyor acaba? Şiirin koyduğu yaşama bağlılıktan başka nedir bu? Nice yontucu, besteci, ressam, hep kendi yaşamalarının koyduğu konuları mı yazmış, çizmiş, yontmuştur? Peki, bütün bunlara karşın hâlâ da niçin bir ozan, bir ressam, bir besteci, şiirin, resmin, bestenin koyduğu yaşama, yaşam gözüyle bakar? Kendisini bu yeryüzünde bir o belirleyeceği, doğrulayacağı, tanıklık edeceği için elbet. Yaşarken   kendisini   niçin   bir   ölüye benzetiyor, Sartre? Yazamadığı için. Yaşadığını başka türlü nasıl tanıtlayabilir yazmadıkça. Yazamayan, çizemeyen, yontamayan her yaratıcı yaşayan bir ölüdür.

Devamı…“Bir ozan için şiirin yaşamından başka bir yaşam yoktur” Manzara Eskir – İlhan Berk

Benim şiirim sürgünlüktür, yurtlarında bir sürgün yaşamı sürenlerin yanında olmuştur – İlhan Berk

Nedim GürselKendi yurdunda uzun süre sürgünde yaşamış” biri için diye imzalamış Nedim Gürsel, “Uzun Sürmüş Bir Yaz“ı bana. Önceleri ağır bir tümce gibi geldi bu. Bir kişinin kendi yurdunda bir sürgündeymiş gibi yaşaması dayanılır şey midir? Bu hele bir ozansa! Ama sonra iyice düşününce alıştım buna. alıştım çünkü acı bir gerçeği de vurguluyordu, öyle ya bunca zamandır yazıyorum, kaç kişi biliyor beni? Daha önemlisi yazdıklarımı ne denli iletebilmişim, ne denli yanıtlar bulmuş? Kimi sevinçler, kimi duyarlıklar, erdemler getirmişsem bunlar paylaşılmış mıdır? Bir karşılık bulmuş mudur? Böylece adımı kazabildim mi?

Devamı…Benim şiirim sürgünlüktür, yurtlarında bir sürgün yaşamı sürenlerin yanında olmuştur – İlhan Berk