Can Yücel ile Sanat ve Hayat Üzerine Bir Söyleşi – Murat Belge (1975)

Brecht’in bir şiiri geliyor aklıma. Brecht direksiyon dersi alıyor. Beş on dersten sonra gene denemeye çıktıklarında, Brecht kendine göre kusursuzca arabayı sürüyor. Durduklarında öğretmen “gene olmadı,” diyor. Brecht nedenini soruyor, öğretmen de “Sen sade ileriyi gözlüyorsun,

Devamı…Can Yücel ile Sanat ve Hayat Üzerine Bir Söyleşi – Murat Belge (1975)

Ahmed Arif anlatıyor: “Ben soyumla değil, ancak halkımla öğünebilirim”

Çok iyi hatırlıyorum. Biz oyun oynuyoruz, üç tane adam bahse girmişler. Üç adam ama, biri Arap, biri Kürt, biri de Zaza. Biri diyor ki beni göstererek, “Bu çocuk Arap”. Öteki diyor ki: “Yok yahu, u çocuk Kürt.” Üçüncüsü “Bu, ne Arap, ne Kürt. Bu çocuk Zaza” diyor. Biz oynuyoruz, onlar konuşmalarımızı dinliyorlar herhalde.

Devamı…Ahmed Arif anlatıyor: “Ben soyumla değil, ancak halkımla öğünebilirim”

Ahmed Arif: “Otuzüç Kurşun” şiiri için geceden sabaha kadar dövdüler. ‘Oku’ dediler, okumadım”

Ankara’da üniversite öğrencisiydim. Şimdi Atatürk Spor Salonu var ya, o zaman spor salonu yok, stadyum berilere kadar geliyor. Antrenman falan yapıyor çocuklar orada. Çevresi tellerle gerili. Dövdükten sonra o tellerden aşağıya attılar beni. Orada öylece kalmışım.

Devamı…Ahmed Arif: “Otuzüç Kurşun” şiiri için geceden sabaha kadar dövdüler. ‘Oku’ dediler, okumadım”

Billûr Sarayında Çengi Dilârâ – Nevin Koçoğlu

masal“Yunanca kökenli bir sözcük olan ve “söylenen veya duyulan söz, masal, öykü, efsane” anlamına gelen (mitos); bir toplumun kutsalı, evreni, insanı, geçmişe bağlı kalarak geleceği anlatma biçimi ve anlamayı sağlayan bu algının ürettiği tasavvurun bütünüdür. Mitleri gözeten bu tasavvur bütünü, sözlü aktarım sürecinde biçime ihtiyaç duyulduğu için mitosla aynı anlama gelen “epos”un ortaya çıkışını hazırlar. “Belli bir düzen ve ölçüye göre okunan, söylene söz” anlamına gelen epos, yetenekli ve güçlü bir şairin imgelemiyle varlık bulduğu için, eski Yunan’da mitostan üstün görülmüştür.”[i]

Devamı…Billûr Sarayında Çengi Dilârâ – Nevin Koçoğlu

Aşkların, Kavgaların, Barut Kokan Dizelerin Şairi: Hasan Hüseyin*- Temel Demirer

Hasan Hüseyin Korkmazgil“Çocukları seviyorlar da yarını sevmiyorlar/ Kömürü seviyorlar da sökeni sevmiyorlar/ Fabrikayı seviyorlar da grevi sevmiyorlar/ portakalı elmayı muzu viskiyi ipekliyi seviyorlar da işçiyi sevmiyorlar/ Bu gemiyi bu denizde baban mı kaydırıyor?/ Bu treni bu dağlardan anan mı aşırtıyor?/ Kim ekiyor bu pamuğu kim büküp kim dokuyor?/ Buğdayı kim tütünü kim patatesi kim?// Düşündükçe domur domur çoğalıyorum/ Cephanelik oluyorum bunları düşündükçe/ Ben bunlara insan diyemiyorum!”

Devamı…Aşkların, Kavgaların, Barut Kokan Dizelerin Şairi: Hasan Hüseyin*- Temel Demirer

Eşyanın Kötü Tadı ve Gerçek Hayat – Cemal Süreya

Cemal SüreyaŞiir, dünyayı değiştirmenin araçlarından biridir. İnsan, şiirle “yeri ve formülü” bulacaktır. Şiir, insan bilincini daha ilerde bir yere atacak, insana yeni duyumlar, yeni nitelikler kazandıracaktır. Var mıdır böyle bir hayat? Vardır böyle bir hayat. Olacaktır.
Nerval’in çıldırmadığı, Mayakovski’nin kendine kıymadığı, Lorca’nın kurşuna dizilmediği bir hayat. Şiirle nasıl başarılabilir bu? Sorunun karşılığı: şiirle de başarılabilir. 

Devamı…Eşyanın Kötü Tadı ve Gerçek Hayat – Cemal Süreya

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org