Gorki: Bütün bu iğrençliği, utanç verici çürümüşlüğü duyabilseydin bizim hakikatimizi anlardın

Gorki

“Biz, insanları birbirlerinden ayıran, birbiri aleyhinde silahlandıran, birbiriyle çatıştıran, amansız bir çıkar karşıtlığı yaratan, bu karşıtlığı gizlemek ya da haklı göstermek için yalana başvuran, bütün insanları yalan, ikiyüzlülük ve kinle yozlaştıran kişisel çıkarlara karşıyız. Biz diyoruz ki: İnsanı, zenginleşmek için bir alet olarak gören bir toplum, insanlığa karşıdır, bize düşmandır. Onun ikiyüzlü ve yalancı ahlâkını kabul edemeyiz…

İnsanın kişiliğine karşı gösterdiği edepsizlik ve gaddarlık bizi tiksindiriyor. Böyle bir toplum tarafından insanın bedenen ve ruhen köleleştirilmesinin bütün biçimlerine karşı, servet tutkusuyla ezilmesine karşı, savaşmak istiyoruz ve savaşacağız da. Dev makinelerden tutun, çocukların oyuncaklarına dek, her şeyi biz işçiler yaratırız, ama insanlık onurumuzu korumak için mücadele etme hakkından yoksunuz. Herkes, amacına erişmek için bizi alet olarak kullanma ayrıcalığını tanır kendisine.
Şimdi biz, zamanla tüm iktidarı halka devredebilmek için gerekli özgürlüğe kavuşmak istiyoruz. “

***

“Bugün çalışıyor, yiyorlar; yarın aynı şey; ve ömürlerinin her günü böyle geçer: çalışmak, yemek. Arada, çocuk dünyaya getirirler. Önce eğlence olur bu. Gelgelelim çocuklar da çok yemeye başladılar mı, ana babalar kızarlar, onları hırpalamaya başlarlar: çabuk olun, bir an önce büyüyün, pisboğazlar, büyüyün ki çalışasınız! diye sıkıştırırlar. Yavrularını evcil hayvanlar haline getirmek isterler. Ama çocuklar da kendi mideleri için çalışmaya koyulurlar, bir kürek mahkumu prangasını nasıl sürüklerse onlar da yoksul yaşantılarını öyle sürdürürler! Aklının zincirlerini koparan kimseler gerçek insanlardır.”

***

“Bu bir cinayet, Ana! Milyonlarca insanın öldürülmesi, ruhların katli… Anlıyor musun?.. Ruhu öldürüyorlar. Bizlerle onlar arasındaki farkı görüyorsun: Bizden biri bir insana vurdu mu, utanıyor, acı çekiyor, özellikle tiksinti duyuyor! Oysa ötekiler, acımadan, kılları kıpırdamadan, rahatlıkla binlerce kişi öldürüyorlar, zevkle öldürüyorlar! Kendilerini insanlara egemen kılma olanağını sağlayan parayı, altını, önemsiz kâğıt parçalarını, bir sürü ıvırzıvırı korumak için boğuyorlar. Düşün bir kez: Kendilerini savunmak, korunmak için değil, varlık aşkına yapıyorlar. İçerden değil, dışardan sakınıyorlar. Bütün bu iğrençliği, bu utanç verici çürümüşlüğü duyabilseydin,» dedi, «bizim hakikatimizi anlar, davamızın ne denli ulu ve güzel olduğunu görürdün!”

***

“Dinimizi bile değiştirdiler. Ellerine ne geçse bize karşı çeviriyorlar. Bilirsin, Ana.
Tanrı insanı kendi tasvirine göre yaratmıştır derler. Öyleyse ona benzememiz gerekirdi. Oysa biz Tanrıya değil, yırtıcı hayvanlara benzeriz. Kilisede işlerine geldiği biçimde bir Tanrı gösterirler bize. İftira ederler Tanrıya. Çıkarlarını yürütmek, ruhumuzu öldürmek için onu kılıktan kılığa sokarlar.”

***

“Adalet ve akıl yolundan ilerleyen çocuklar her şeye sevgilerini katıyorlar, ruhlarından taşan söndürülmesi olanaksız bir ateşle aydınlatıyorlar her şeyi. Çocuklarımızın tüm dünyaya karşı besledikleri yakıcı sevgi içinde yeni bir yaşam oluşuyor. Bu sevgiyi kim öldürecek, kim? Onu yenecek üstün bir güç var mı? Bu sevgiyi yaratan yeryüzüdür, ve tüm yaşam onun zaferini bekliyor… Evet, tüm yaşam!”

***

“Gördün mü işte herkes böyle olmalı…Üzüntü sanki bir ikinci dert gibi bizim bütün varlığımızı sarmış,aldığımız soluk üzüntü,giydiğimiz elbise üzüntü,hep üzüntü…Ancak bunda övünülecek bir sey yok;insan böyle olunca sıkıntıyı,acıyı göze almalıdır!”

***

“Dünyadaki bütün halkların kutsal davası olan özgürlük için sonsuz savaşım, gittikçe artan bir ışıkla aydınlanıyordu. Karanlık, kanlı bir perde arkasında kalan uzak bir geçmişte, bilinmeyen başka ülkelerde, herkes kendi isteklerinden, düşüncelerinden bir şeyler buluyordu. Gönlüyle, kafasıyla dünyanın bir parçası haline geliyordu. Bu dünyada dostlar görüyordu. Ve bu dostlar çoktandır tek vücut halinde, azimle, yeryüzünde adaleti kurmaya karar vermişler, kararlarını sayısız acılarla kutsallaştırmışlar, sevinçli, neşeli, yeni bir aydınlık yaşantı yaratmak için kendi kanlarını cömertçe akıtmışlardı. Bütün insanlar arasında manevi akrabalık duygusu gittikçe büyüyordu içlerinde. Her şeyi anlamaya, her şeyi birleştirmeye can atan yeni bir yürek doğuyordu yeryüzünde.”

***

“Dudaklar ölür, ama sözler yaşar, ve sağ kalanların yüreğinde sonsuza dek yaşayacaktır da!”

***

“İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne.  İşte asıl cinayet bu. Utanılacak bir cinayet…
Birtakım silahlar çıkartıyorlar, insanları öldürüyorlar ve bunu yapanlara devlet diyorlar.  Evlerine, sosyal statülerine, paralarına hiç bir zarar gelmesin diye garip insanları harcıyorlar. Anlıyorsun beni değil mi anne? Halkın ruhunu kurutuyorlar ve hiç bir şey anlamaz hale getiriyorlar.”

Maksim Gorki’nin Ana adlı kitabından alıntılar


Ana, Maksim Gorki’nin yazdığı romandır. 1917’deki Rus devrimi öncesindeki Rus işçi sınıfının yaşantısını anlatmaktadır.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Furuğ Ferruhzad: Nasıl büyüdü yüreğimin yarım kalmışlığı…

Yeşil Düş Bütün gün ağladım aynada Penceremi ağaçların yeşil düşüne Açmıştı bahar Gövdem sığmıyordu yalnızlığın kozasına ve Kokusu kâğıtlardan örülmüş...

Kapat