GALEANO: DÜNYANIN EN SAYGIN AFRİKALISI MANDELA, 60 YIL ABD’NİN TEHLİKELİ TERÖRİSTLER LİSTESİNDE KALDI

1457’de, Kral James’in golfü yasaklamasının üzerinden üç ay geçmişti ve hiçbir İskoç bu yasağı iplemiyordu. Kral boş yere emri yineledi: gençlerin küçük toplara vurarak zaman kaybetmek yerine enerjilerini ülke savunmasında büyük önem taşıyan okçuluğa harcamaları gerekiyordu. Ama golf 1000 yılı civarında İskoçya’nın yeşil düzlüklerinde çobanların can sıkıntılarını gidermek için küçük taşları tavşan yuvalama sokmalarıyla doğmuş ve o zamandan beri vazgeçilmez olmuştu. Dünyanın en eski iki golf sahası İskoçya’da bulunuyor. İkisi de kamu mülkü ve girişleri bedava. Böyleleri dünyada çok nadir: genel kural, bu özelleştirilmiş sporun hepimizin alanlarını yiyen ve suyumuzu içen çok az sayıda insana ait olması.

Temmuz 1
Bir terörist eksik
2008 yılında Birleşik Devletler Hükümeti, Nelson Mandela’yı tehlikeli teröristler listesinden silmeye karar verdi.
Dünyanın en saygın Afrikalısı altmış yıl boyunca bu uğursuz katalogda yer almıştı.

Temmuz 2
Olimpik prehistorya
1904 yılında Kuzey Amerika’da Saint Louis şehrinde düzenlenen Olimpiyat oyunları alkışlar arasında yapılan antropolojik bir defileyle açıldı.
Siyahlar, yerliler, Çinliler, cüceler ve kadınlar geçit töreninde yer aldılar.
Onlardan hiçbiri ertesi gün başlayan ve beş ay süren sportif müsabakalara katılamadılar.
Bir beyaz ve erkek olan Fred Lorz o dönemdeki en popüler yarışma olan maratonu kazandı. Ama kısa bir süre sonra parkurun yarısını bir arkadaşının otomobiliyle kat ettiği anlaşıldı.
Kimya endüstrisinin işin içinde yer almadığı son olimpik sahtekârlık bu oldu.
O günden sonra spor dünyası modernleşti.
Artık sporcular tek başlarına yarışmıyorlar. Onlarla birlikte, içlerinde taşıdıkları eczaneler de yarışıyor.

Temmuz 3
Delikteki taş
1457’de, Kral James’in golfü yasaklamasının üzerinden üç ay geçmişti ve hiçbir İskoç bu yasağı iplemiyordu. Kral boş yere emri yineledi: gençlerin küçük toplara vurarak zaman kaybetmek yerine enerjilerini ülke savunmasında büyük önem taşıyan okçuluğa harcamaları gerekiyordu. Ama golf 1000 yılı civarında İskoçya’nın yeşil düzlüklerinde çobanların can sıkıntılarını gidermek için küçük taşları tavşan yuvalama sokmalarıyla doğmuş ve o zamandan beri vazgeçilmez olmuştu. Dünyanın en eski iki golf sahası İskoçya’da bulunuyor. İkisi de kamu mülkü ve girişleri bedava. Böyleleri dünyada çok nadir: genel kural, bu özelleştirilmiş sporun hepimizin alanlarını yiyen ve suyumuzu içen çok az sayıda insana ait olması.

Temmuz 4
Güney Haçı
1799 yılında bu gece, AIexander von Humboldt ve Aime Bonpland Güney Haçı’nı keşfettiler.
Uçsuz bucaksız denizde giderken, daha önce hiç görmedikleri bu takımyıldız tarafından selamlandılar.
Güney Haçı onlara Amerika’nın yolunu gösteriyordu.
Humboldt ve Bonpland fethetmeye geliniyorlardı. Herhangi bir şey götürmeye değil, çok şey vermeye geliyorlardı. Nitekim bu maceraperest bilim insanları bize çok şey verdiler, kendimizi tanımamıza ve daha iyi taramamıza yardım ettiler.
Homboldt yıllar sonra, Amerika kıtasının iç kesimlerine yaptığı yolculuğun ardından Avrupa’ya geri döndü.
Aime, nam-ı diğer Don Amado,3 artık kendinin bellediği bu toprakta kalmayı tercih etti.
Don Amado, son nefesini verene kadar, binlerce bilinmeyen bitkiyi toplayıp sınıflandırdı ve yerli geleneğin kaybolmuş tedavi edici otlarını yeniden buldu, herkese bedava yeşil eczaneler kurdu, saban sürdü, ekti, hasat etti, çocuklar ve tavuklar yetiştirdi, öğrendi ve öğretti, hapis yattı ve komşularını sevdi (kadınlardan başlayarak, diyordu kendisi).

Temmuz 5
Gülme hakkı
Tevrat’a göre, İsrail kralı Salamon gülmek hakkında olumlu düşünmüyordu:
-Gülmek deliliktir, diyordu.
Neşe hakkındaysa:
-Neye yarar ki?
İndilere göre, İsa asla gülmedi.
Günah işlemeden gülme hakkı için, 1182 yılında bugün Assisi şehrinde Francisco adında bir bebeğin doğması beklendi.
Assisili Aziz Frandsco gülümseyerek doğdu ve yıllar sonra tilmiz keşişlerini şöyle yetiştirdi:
-Neşeli olun. Üzgün, çatık kaşlı, ikiyüzlü olmaktan sakının…

Temmuz 6
Aldat beni
1810 yılında bugün Connecticut’da Phineas Barnum adında bir bebek vaftiz edildi.
Büyüyünce dünyanın en meşhur sirkini kurdu.
Sirk ilk başta bir tuhaflıklar, canavarlıklar müzesi olarak doğmuştu ve büyük kalabalıklar tarafından ziyaret ediliyordu:
Zamanında George Washington’u emzirmiş olan 161 yaşındaki kör bir kölenin önünde eğitiyorlardı;
64 santim boyundaki Napolyon Bonapart’ın etini öpüyorlardı;
Ve Siyam ikizleri Chang ve Eng’in birbirlerine gerçekten yapışık olup olmadıklarını ve sirkteki üç denizkızının gerçek batik kuyrukları olup olmadığını teyit ediyorlardı.
Barnum tüm zamanların profesyonel politikacılar tarafından en gıpta edilen adamı oldu. O büyük keşfini herkesten daha iyi bir biçimde pratiğe döktü: İnsanlar aldatılmaya bayılıyor.

Temmuz 7
Fridamania
1954’te, bir komünist bildiri Meksika Şehri’nin sokaklarını dolaştı.
Frida Kahlo orada tekerlekli sandalyesinde gidiyordu. Canlı olarak son kez orada görüldü. Kısa bir süre sonra sessizce öldü.
Aradan birkaç yıl geçmişti ki tam bir fridamania çılgınlığı onu uyandırdı.
Diriliş mi yoksa ticaret mi? Kendini bitişik kaşlı, bıyıklı, iğne ve broşlarla delik deşik, otuz iki ameliyatın bıçak izini taşır halde gösteren otoportrelerin ressamı, başarı ve güzelliğe uzak bir sanatçı bunu hak ediyor muydu?
Peki ya bütün bunlar ticari bir manipülasyonun ötesinde bir şeyse? Acısını renklere dönüştürmeye muktedir bir kadını selamlayan zamanın ona saygısını sunmasıysa?

Temmuz 8
Ebedi lider
1994’te, ölümsüz öldü.
Öldü, ama ölmedi.
Bizzat kendisi tarafından kaleme alman Kuzey Kore Anayasasına göre Kim Il Sung İnsanlığın Yeni Çağ’ının ilk gününde doğmuş ve Ebedi Başkan olmuştu.
Onun tarafından başlatılan Yeni Çağ devam ediyor; aynı şekilde o da: Kim Il Sung, ülkenin en yüksek yapılan olan heykelleri vasıtasıyla yönetmeye devam ediyor.

Temmuz 9
Gecenin gizlediği güneşler
1909 yılında, Brezilya’nın kuzeydoğusunda Vitalino doğdu.
Ve hiçbir şeyin yetişmediği kupkuru toprak onun çamurdan çocukları ortaya çıksın diye ıslak toprak oldu.
Bunlar ilk başta, çocukluğa eşlik etsinler diye ellerinin şekillendirdiği oyuncaklar oldular.
Ve zamanla oyuncaklar küçük yontulara, kaplan ve avcılara, çapalarıyla sert toprağı kazan tarım işçilerine, tüfeklerini havaya kaldıran çöl savaşçılarına, kuraklık tarafından göçe zorlanan kervanlara, gitarcılara, dansçılara, âşıklara, dini kortejlere, azizlere dönüştü…
Ve böylece, Vitalino’nun sihirli parmakları halkının trajedisini ve eğlencesini anlattı.

Temmuz 10
Roman imalatı
1844 yılının bu uğursuz gününde, Fransızlar okumaktan başka hiçbir şey yapmadılar. Le Siecle dergisi bütün Fransa’nın beklediği macera romanının son on altı bölümünü yayınladı.
Bitti. Peki ya şimdi? Üç Silahşörler olmadan -ki aslında dört kişiydiler- bir kraliçenin onuru için her gün kim hayatını riske atacaktı?
Yazar Alexandre Dumas bu ve diğer üç yüz eserini günde altı bin sözcük hızıyla yazdı. Onu kıskananlar, bu edebiyat atletizmi başarısının sırrının başka yapıtlardan çalınmış metinlerin ya da onun için düşük ücretle çalışan kalem işçilerinin yazdıklarının altına kendi imzasını koyması olduğunu söylüyorlardı.
Belki de, göbeği şişirirken cebi boşaltan bitmez tükenmez ziyafetler onu seri halde ısmarlama eserler yazmaya mecbur bırakıyordu.
Mesela Fransız Hükümeti Montevido ya da Yeni Truva adlı roman için ona para ödedi. Bu romanın sayfaları Adolphe Thiers’in bizim Montevideo kolonimiz diye adlandırdığı ve Dumas’ın ne bildiği ne de adını duyduğu o limanın kahraman savunucularına adanmıştı. Yapıtın, Dumas’nın vahşi medeniyet düşmanları diye adlandırdığı toprak insanlarına karşı yapılan liman savunmasına destansı bir hava kazandırması gerekiyordu.

Temmuz 11
Gözyaşı imalatı
1941’de, bütün Brezilya ilk radyo tiyatrosuna ağlıyordu:
Colgate diş macunu sunar…
“Mutluluğun Peşinde!”

Tiyatro eseri Küba’dan ithal edilmiş ve ulusal gerçekliğe uyarlanmıştı. Karakterlerin çok fazla paraları vardı ama mutsuzdular. Ne zaman mutluluğa ulaşacak gibi olsalar, acımasız kader buna müsaade etmiyordu. Bu şekilde, bölüm bölüm, neredeyse üç yıl geçti ve tiyatro saati geldiğinde havada bir sinek bile uçmaz oldu.
Brezilya’nın iç kesimlerinde kaybolmuş kimi küçük köylerde radyo yoktu, ama atına atlayıp birkaç kilometre gidecek, bölümü dinleyecek, iyice ezberleyecek ve dörtnala geri dönecek biri her zaman bulunuyordu. Geri dönen atlı radyodan dinlediğini köylülere anlatıyordu. Orijinalinden çok daha uzun olan anlatısı, en son bahtsızlıkları -yoksulların zenginler için acıma hissedebildiklerinde ortaya çıkan o paha biçilmez zevkle- dinlemeye istekli büyük bir kalabalığı etrafına topluyordu.

Temmuz 12
Golcünün şöhreti
1949’da, Gian Piero Boniperti İtalya şampiyonasının gol kralı ve en büyük yıldızı oldu.
Dediklerine göre, o tersten, bir ayağıyla havayı döverek doğmuş ve beşikten yola çıkıp futbolun zirvesine ulaşmış. Juventus kulübü ona gol başına bir inek ödüyormuş.
Altri tempi (Başka zamanlar)

Temmuz 13
Yüzyılın golü
2002 yılında bugün, futbolun en üst kurumu dünya çapında yapılan bir anketin sonucunu açıkladı: Yirminci yüzyılın golünü seçiniz.
Maradona’nın 1986 Dünya Kupası’nda ayağına yapışmış topla dans ederek ve altı İngiliz oyuncuyu geçerek attığı gol ezici bir çoğunlukla birinci oldu.
Bu Manuel Alba Olivares’in gördüğü son dünya imgesi olmuştu.
On bir yaşındaydı ve o büyülü anda gözleri bir daha açılmamak üzere kapandı. Golü olduğu gibi belleğinde sakladı ve onu en iyi spikerlerden daha iyi anlatıyor.
O günden beri futbolu ve o kadar önem teşkil etmeyen diğer şeyleri görmek için Manuel arkadaşlarının gözlerini ödünç istiyor.
Onlar sayesinde, bu kör Kolombiyalı bir futbol kulübü kurdu ve başkanlığını yapıyor, kurulduğundan beri kulübün teknik direktörü, kendi radyo programında maçları yorumluyor, dinleyicileri eğlendirmek için şarkı söylüyor ve boş zamanlarında avukatlık yapıyor.

Temmuz 14
Kaybedenlerin bavulu
Helena Villagra rüyasında kocaman bir bavul gördü.
Çok eski bir anahtarla açınca bavuldan kaçan goller, kaçan penaltılar, yenilen takımlar fırlıyor ve kaçan goller kaleye giriyor, yanlış yere giden top yolunu düzeltiyor ve mağluplar zaferlerini kutluyorlardı. Ve top havada süzülüp rüya devam ettikçe o tersine maç asla bitmeyecekti.

Temmuz 15
Bir şeytan çıkarma töreni
1950 yılında bu gece, dünya futbol şampiyonası finalinin arifesinde, Moacir Barbosa meleklerin ninnileriyle uyudu.
Bütün Brezilya’nın en sevilen adamıydı.
Ama ertesi gün, dünyanın en iyi kalecisi bir vatan hainine dönüştü: Barbosa Brezilya’nın dünya şampiyonluğunu kaybetmesine yol açan golü kurtaramadı.
On üç yıl sonra, Maracana Stadyumu’nun kaleleri yenilendiğinde onu aşağılayan golün içine girdiği kalenin üç direğini alıp götürdü. Ve direkleri balta darbeleriyle parçaladıktan sonra yakıp küle dönüştürdü.
Bu şeytan çıkarma ayini laneti gideremedi.

Eduardo Galeano
Ve Günler Yürümeye Başladı
Çeviri: Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz