Eva İllouz: Kendimizi değiştirmek dünyayı değiştirmekten çok daha kolay

Özellikle birini bir konuda yargılamaya kalktığımda sıklıkla kapana kısılmış gibi hissediyorum. Mesela biri beni çok ama çok sarsan bir şey yapmış oluyor. Kendi kendimize bu insanın çıldırmış olabileceğini söyleyerek işin içinden çıkabiliyoruz. Burada çıldırmak derken akli dengesi bozuk şizofrenleri ya da psikotik insanları kastetmiyorum. Ama insanlar bizim onlardan olmasını ya da yapmasını beklediğimiz şeylerden uzak davrandıklarında çoğumuz onların çıldırdığı yönünde bir açıklamaya sığınıyoruz. İnsanları ahlaken yargılamanın aptalca olduğu söylendi hep. Biz de kendimizi onları psikolojik kategoriler ekseninde yargılamak zorunda hissediyoruz.

Yakın bir arkadaşımız düzenli bir ilişki yaşayamıyorsa ya da sabit bir işi yoksa bunun kendi suçu olduğu yönündeki fikre çok kolay teslim oluyoruz. Kendimize başkalarıyla iyi geçinmenin, düzenli bir ilişki yürütmenin, sabit bir iş bulmanın sosyolojik olarak zor olduğunu söylememiz lazım hâlbuki. Etrafınızdaki insanların hayatında sürekli tekrar eden örüntülerle karşılaştığınızda bunun kendileri yüzünden olduğu yönündeki psikolojik açıklamalara başvurmaya direnmek zorlaşıyor. İşte tam da bu tavır kolektif açıdan baktığımızda son derece tehlikeli bir şey.

En azından benim için sağ ve sol siyasetler sorumluluk meselesini ele alışlarında birbirlerinden bir hayli farklılaşıyorlar. Sol kendi irademiz dışındaki koşulların içine atıldığımız konusunda daha ısrarcıdır, sorumluluğun sizde olmadığını ve yardıma ihtiyacınız olduğunu teslim eder. Sol siyasetin duyarlılıkları daha ziyade ezilenlere yönelik bir merhamet duygusuyla karakterize olur. Sağ siyaset ise insanların başlarına gelenlerin sorumluluğunu almaları ve kendi kendilerine yetmeleri fikri üzerinden ilerler; zor bir durumdalarsa bunun içinden kendi başlarına çıkmaları gerektiğini böylelikle de karakterlerinin daha sağlam biçimleneceğini düşünürler.

Kendimi kapana kısılmış gibi hissettiğim durumlar, insanların başlarına gelenlerin kendi sorumlulukları olduğu yönünde psikolojik açıklamaların son derece gaddarca olduğunun ve onları böylesi bir sorumluluk duygusu altında daha da ezmeyi getirdiğinin farkında olmamdan kaynaklanıyor. Çünkü diğer yandan da daha kişisel düşünmeye kalktığımda, Stoacıların da zamanında söyledikleri gibi, dünyayı değilse bile kendimizi değiştirebileceğimizi düşünüyorum. Tereddüt ettiğim ve beni arada bırakan düşünceler tam da bunlar oluyor. Bir taraftan bireyselci bir bakış açısına teslim olmak ve insanlara çok fazla sorumluluk yüklemek istemiyorum ama diğer taraftan da kendi duygularımızı ve yaşamımızı değiştirmenin dünyayı değiştirmekten çok daha kolay olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Kaynak: Guernica Magazine
Söyleşi: Jesse Tangen-Mills- Çeviren: Nagehan Tokdoğan

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Leonard Cohen: Beni Sevmek Zorunda Değilsin

Kapat