Edip Cansever Hayatını Anlatıyor: Dünyanın en düz yaşayan insanlarından biriyim

0
259

1928 yılının Ağustos ayında, Beyazıt’ta, ahşap bir evde doğmuşum. Dünyanın en düz, en serüvensiz yaşayan insanlarından biriyim. İlköğrenim yıllarımı, şimdi Atatürk Bulvarı’nın olduğu bir eski zaman sokağında tamamladım. Bahçemizde bir kuyu vardı; derin olarak hatırlıyorum. Buna kuş tutma merakımı, olur olmaz şeylere içlendiğimi de eklemek gerekir. Sonra Fatih’te bir eve taşındık. Ortaokulu Kumkapı’da, istasyonlarda dolaşarak, dalga kıranda öğle yemekleri yiyerek, nisan ortalarında kesin olarak denize girme isteği içinde bitirdim. Bir gişe memurunun çok büyük elleriyle, şimdi adını unuttuğum bir yahudi arkadaşım vardı. Şiire lise yıllarında kapıldım. İstanbul Erkek Lisesi’nde…

Artık ne istasyonlar, ne de çığlık atan martılar… Şiirden şiire geçiyor, kelimelerle didişip duruyordum. Bunu o zamanı yaşarcasına söylüyorum. Şimdiyse o yıllarda çıkan dergileri bile karıştırmak istemiyorum. Neden mi? Bir köşesinde kötü bir şiir buluveririm diye. Üstelik Ö. Edip Cansever imzalı… Sonra liseyi bitirdim. Uzun bir süre yeni şiirin ustalarıyla tanışamadım. O kadar çekingen miydim, yoksa kendimi çok mu beğeniyordum? Artık, kim bilir…

Sesimi bulmaya başladığım günlerin şiirini Yeditepe’ye adadım. Başka dergilerle uzun boylu bir yakınlığım olmadı. Üstelik pek fazla yazıyor da sayılmazdım. Derken Dirlik Düzenlik yılları çıkageldi. Büyük umutlarla çıkardığım, ama bendeki etkisi bir yıl bile sürmeyen o kitabı, sanat hayatımın başlangıcı saydım.

Galiba üç yıldır şiir yazıyorum. Yerçekimli Karanfil böyle bir serüvenin düğüm noktası oldu. İçinde on şiir var ki çok seviyorum. Ama şu sıralarda, onunla da arayı açmaya başladık. Yeni bazı denemelere giriştim. Giriştim değil bitirdim sayılır. Ama yazdıklarım içinde bazı dizeler var ki, direnip duruyorlar işte. Onların da hakkından gelince, 1958 yılının sonunu değişik bir kitapla selamlayacağımı sanıyorum.

Şiir dışındaki işim, yıllarca önce insanların güzel diye yaptıklarını, o güzellik karşısında şaşıran, gülen, sevinen insanlara satıyorum.

İşte o “ben” dediğim kımıltı içine dönük, tedirgin, çekingen yaratığın biri; sigara içer, arada kitap okur, şiir dendi mi yerinde duramaz.

30 Mart 1958
Pazar Postası 13 

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz