Arkadaş Zekai Özger: Anneme söylemeliyim, beni yeniden doğursun

Arkadaş Zekai ÖzgerKimseyi başkalarından duyduğum gibi tanımam, çünkü kimse başkasını kendi tanıdığı gibi tanıyamaz.
Herkes kendini zor tanıyorken. Kim ki kendini açığa komaktan korkmaz, o saygın bir insandır. Herkes kendi yorumunun cellatıdır biraz da. Sevmek bir ince iş sonra.

Sevgi, işte trajedinin kaynağı, yaşamın kökeni, insanı varkılan umut:
Beni izimire çılgın gibi koşturan, bir güle baktıkça yürek kanatan, bir kuşa bakarken hüzünlendiren, bir kadınla yatarken çocuk gibi ağlatan, umudu dalında çürüten, acıyı dayanılır kılan, aşka merhem sürdüren, bir çıbanı irinle onduran, uyuz bir kediye baktıkça kanı kudurtan, ‘hayır’ lara ‘evet’lerle direten, bir mektubu ısrarla bekleten, anneyi üreten, babayı coşturan, çocuğu güldüren, bir vagon penceresinden şaşkın baktıran, karı yüz derece sıcaklıkta donduran, güneşsiz bir gök gördükçe öldüren, öldüren, öldüren.
– sevgi, işte trajedinin ta kendisi.
– ah. Kimler bilir bir yüreğin bir yüreği sevmesini.
– niye yeni insanlar tanımanın bana sevinç verdiğini anlatmıya çalışıyorum.
– ben çabuk severim insanı belki bundandır çabuk yıkılışım
– alıştırdım kendimi ama. Tanıdığım her insandaki o son’a. /o hep nasılsa gelecek olan son’un yenilgisine./alıştırdım kendimi, tanıdığım her insanda nasılsa geleceğini beklediğim o hep alıştığım, o hep beni yeni yeni yerlerimden yaralıyan son’un
Acılarına hazırladım kendimi.
– ben hedef tahtasıyım nasılsa bir kurşun da senden ne çıkar
– bazı şeyler farkında olmadan alınır, vericinin güçsüzlüğünden çok alıcının antenlerine bağlıdır bu. Ben herkeslerden bir şey alırım, onların (kendimce) iyi, güzel yanlarını seçerim, yoksa da yakıştırırım, var gibi görürüm, küçük yanlarını yüceltirim, kendimde başkalaştırırım onları, yoksa nasıl dayanılır bu insanlara.
– o başaramadığın şeyin karşıtını dene bende, yani hiç istemediğin biçimde tanıt ilkin kendine./belki biraz öyleyimdir./sonra istediklerin gibi, ya da istediklerine yakın gibi durumlar bulursan sevin./ve sonra sev istersen./lütfen dene bunu, tanıdığın -hatta tanımadığın- bütün insanlar (eskiler de) iyi, doğru, dürüst, ince… Değil, biliyorsun bunu sen de./böylece beni sana karşı daha özgür bırakmış olucaksın./
– ben de hayatımda bir kişiyi sevmiştim, sevgimin yüceliğinde bir yanılgıymış o./sevgili yanılgım benim./
13 Mart 1969

****

– Her insan bir umuttur, ama her umut bir olasılıktır.
– sevgi öksüz bir çocuktur.
– aşkı iyi kullanmak gerek.
– yürek bayağ bir organ değildir./bazılarında bile olsa./yürekLER yoktur, yürek vardır, tek yürek, iyi, güzel, ama onu çirkinleştiren, kötüleştiren içinde taşıdığı kandır, kanın dolaşım biçimidir, kanın yürekten/duygudan/beyine/düşünceye/beyinden yüreğe vuruş biçimidir, ola ki bu yanlıştır, bir zorlamadır./herkesin damarları aynı genişlikte değildir.

– sahi bizim yüreklerimiz var bir de.
– böyleyimdir ben işte, üç mektupluk güzelliğimi, bir mektupta yitirtirim, sonra da büzülür, küfürler ederim kendi kendime, ilençlerim kendimi.
– ince ve duyguluyumdur ben. öyle severim kendimi, birini anlıyabilmek için yeter mi bunlar, birine arkadaşlığı -dostluğu- o kutsal bakireyi verebilmek için yeter mi bunlar.
– mektubunu beklerken bir sevinci bekliyorum sanki, sanki küçücük gagalı, küçücük pençeli, kanatları beyaz bir kuşu bekliyorum, o kuş gelicek, avuçlarıma konucak, o küçücük gagasından bir şeyler bırakıverecek, o hep beklediğim, o hep yıllardır beklediğim bir şeyler. ah, biliyorum, sonra yine kaçıp gidecek ama kuş.
– Gittikçe zayıflıyorum, iskeletimin şiirini yazmalıyım.
– anneme söylemeliyim, beni yeniden doğursun.
– yok mu benim gözlerim.
– intihar eden adamın namazı da kılınmazmış.

29 Mart 1969

Arkadaş Zekai Özger Mektupları
Cavit Kürnek’e yazmış olduğu mektuplardan arkadaşı tarafından çıkarılmış bölümler

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz