Aslı Erdoğan: Herkes susarken konuşmak, herkes konuştuğunda susmak benim kötü bir alışkanlığım

Asli ErdoganÖlülerin safça ve kardeşçe bakışlara ihtiyacı var” der Semprun, sağ çıktığı Buchenwald toplama kampını, fırınları, üst üste yığılmış son günün ölülerini gösterirken. “Bir de anılmaya…’’ Kasım ayının başlarıydı. (Gene geçmiş, gene kişisel bir başlangıç! Herkes susarken konuşmak, herkes konuştuğunda susmak benim kötü bir alışkanlığım.)

Devamı…Aslı Erdoğan: Herkes susarken konuşmak, herkes konuştuğunda susmak benim kötü bir alışkanlığım

Oya Baydar: Kendine saatinde özel yasa, ötekilere “Mesele yargıya havale edilmiştir, bekleyelim”

Oya BaydarPeki, biz bu kadar b.ku neden yedik Ağam?’
Hikâyeyi biliyorsunuzdur ama duruma öyle cuk oturuyor ki kısaca hatırlatmadan edemiyorum.
Maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngır mıngır kasabaya gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Üle Memo! Şu boku yersen, arabayı sana verecem” diyor. Bizimki bir an düşünüyor, kararını veriyor, koşumları ağaya uzatıp arabadan iniyor ve taze at pisliğini yiyor. “Tamam”, diyor ağa “araba senin” Bizimkinin midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. Ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman, kendi budalalığına yanıyor.

Devamı…Oya Baydar: Kendine saatinde özel yasa, ötekilere “Mesele yargıya havale edilmiştir, bekleyelim”

Erdoğan’ın niyeti, yeteneği, amacı: Barış süreci mi, Bizans oyunu mu? – Ragıp Duran

ragip duranİki ay geçti İmralı Süreci başlayalı. Evet, ufak tefek de olsa bazı önemli ve olumlu adımlar atıldı. Moralman da iki taraf henüz formda kalmaya çalışıyor. Ama bu devasa, bölgesel sorunun Öcalan-Fidan görüşmeleriyle çözüme yaklaşabileceğine hakikaten inanıyor musunuz? ’ye saldırarak, Kandil’i bombalamaya devam ederek, savaşçı dille, Anayasa ve Başkanlık rejimi muhabbetleriyle anlatmak istediklerini daha ne kadar duymazdan gelmemiz gerekecek?
Barış Süreci, Silah Bıraktırma, Müzakere, Diyalog, Görüşme, Terörle Mücadele gibi birbirinden çok farklı, hatta bazen zıt amaçları ve isimleri olan bu “yeni dönem”de, son iki ay içinde, evet, bazı önemli ve olumlu gelişmeler oldu. Mesela,

Devamı…Erdoğan’ın niyeti, yeteneği, amacı: Barış süreci mi, Bizans oyunu mu? – Ragıp Duran

Nuray Mert: “KCK operasyonları politikleşmiş bir toplumu sindirmek bir yana daha da politikleştirdi”

Kürtler, bağımsız bir ulus devlet talebinde bulunmuyor, ancak dillerini ve varlıkları tescil edecek, onu yeniden üretebilecek bir siyasal statü talep ediyorlar. Bu bireysel-kültürel hakları aşan bir konudur, zaten siyasal mücadele tarihleri ve gerçeği bireysel-kültürel alanın çok ötesinde bir haklar talebine karşılık geliyor. Biz bu mücadelenin geçmişini ve bugün geldiği yeri sonuna kadar eleştirebiliriz, ancak bu türden tepkilerin Kürtler için anlamını ve onların gelecek kurgularını anlamak açısından faydası yoktur. Bu noktadan sonra önemli olan, Kürtlerin geleceklerine ilişkin kurguları ile barışarak yani ucu açık siyasal müzakereler ile toplumsal barışı yeniden temin edecek yönde çaba göstermektir. Evrensel insan hakları, demokratik siyaset zeminini savunmak önemlidir ve bize barışçı çözüm açısından yol aldırır.

Devamı…Nuray Mert: “KCK operasyonları politikleşmiş bir toplumu sindirmek bir yana daha da politikleştirdi”

Prof. Dr. Büşra Ersanlı: “Haksızlığa uğrayanların yanında olmayı babamdan öğrendim”

İki yıl kavaltılı sohpetler düzenleyerek bir türlü “Açılımı”nı açamayarak Kürt illerinde oy kaybeden AKP’nin  politize olmuş Kürt kitleleri içinde önem arzeden şahsiyetleri siyaset sahnesinden  KCK  davası adı altında yargı yoluyla    “içeri kapatma”  kapsamında tutuklananlardan biri  Prof. Dr. Büşra Ersanlı.   Onca araştırmada, bilimsel çalışmada imzası olan, akademisyenliği ile hak ve özgürlükler mücadelelerindeki eylemliliğini tutarlılıkla sürdüren Ersanlı, dört aydır  Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) Siyaset Akademisi’nde verdiği dersler gerekçe gösterilerek tutuklu.
Posta yolu ile kendisine ulaştırılan sorulara verdiği cevapları Şubat-Mart sayısında “insaf” başlığıyla yayımlayan Express Dergisi’ndeki söyleşiyi aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…Prof. Dr. Büşra Ersanlı: “Haksızlığa uğrayanların yanında olmayı babamdan öğrendim”

Filiz Koçali: Belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri içerde ama hayat devam ediyor

A&G Araştırma’nın yaptığı ankete göre BDP’nin oyu artmış ve iki yıl içinde daha da artacakmış. Araştırmayı yapan Adil Gür, ilk kez oy kullanacak genç seçmen nedeniyle BDP’nin oylarının iki yıl içinde daha da artacağını söylüyor. Genç seçmenlerden kastı ağırlıklı olarak Kürt gençleri. AKP ise Türkiye genelinde oy arttırmasına rağmen Bölge’de ciddi oy kaybetmiş. Üstelik bu araştırma Roboski katliamından önce yapılmış. Adil Gür, katliamın AKP’ye Bölge’de daha da oy kaybettireceği kanaatinde.
Zor günler geçirdiğimizi dünya alem biliyor. Elbette zor olacak. Yanıbaşından çalışma arkadaşları alınıp tutuklananlar, onlara “ah, vah” edemeden, sıranın kendisine ne zaman geleceğini bilemeden, canla başla iş yapmaya çalışıyor.

Devamı…Filiz Koçali: Belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri içerde ama hayat devam ediyor

Cemal Yücel: Düne kadar “Bir şiir okudum, yargı anamı ağlattı” diyenler, şimdi…

“Senin yazdıklarınla, söylediklerinle bilmem ne örgütünün amaçları çakışıyor, onlar da hükümete karşı, sen de karşısın, o halde sen de o örgütün üyesisin” denilerek düzenlenen iddianamelerle, asgari mantık kurallarını bile dikkate almadan verilen tutuklama kararlarıyla nereye kadar gidilecek? Polisin savcı ve yargıçların eline verdiği listelerle insanların tutuklandığı görüşünün yaygınlaşması ve bunun toplumda yaratacağı tedirginlik sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Bir siyasi davada, gece karanlığında kendisini dövdüğü söylenen 48 kişiyi adeta süper bir gece görüş kamerası gibi tespit eden müştekinin siyasi polisteki yönlendirmeli teşhisiyle, o teşhis tutanağındaki herkesi tutuklayan yargıçlar, ne yaptığınızın farkında mısınız? Hukuktan vazgeçtik, mantık da mı uçup gitti? Yok, bütün bunlar sizi ilgilendirmiyor da güç odaklarının askerliğine mi soyundunuz? 

Devamı…Cemal Yücel: Düne kadar “Bir şiir okudum, yargı anamı ağlattı” diyenler, şimdi…

Doç. Dr. Esra Aslan: Basında sansür ve otosansür günlük yaşamının bir parçası haline geldi

20 Aralık akşam haber bültenlerinden TRT1 ve Kanal D Haber’e baktım. Olay ikisinde de birinci haber olmadığı gibi (bir günde 40 gazeteci terör yasası kapsamında gözaltına alınırsa, bu dünyanın her yerinde çok büyük olaydır), haber metinleri adeta birer “polis bülteni” şeklinde hazırlanmıştı. Mehmet Ali Birand, gözaltına alınan gazetecilere ilişkin haberi her zamanki neşeli, “matrak” haliyle, adeta bir polis bülteni okur gibi okuyordu. Haber, izleyende hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gözaltıları olumlar bir dille yazılmıştı.
TRT1’in haberi aktarışı da Birand’dan farklı değildi. “Terör örgütü üst yapısına operasyon” başlığıyla verilen haberde 38 kişinin terörizm suçlamasıyla gözaltına alındığı söyleniyordu. Haberde yine “Allah için” bir adet karşıt görüşe yer verilmemişti.

Devamı…Doç. Dr. Esra Aslan: Basında sansür ve otosansür günlük yaşamının bir parçası haline geldi

Erdal Avcı: “Kürtlerin örgütlenmesi yasak peki cemaatçilik veya tarikatçılık yasal mı?”

KCK’nin ne olup olmadığı, operasyonların yöntemi, yargı ve bir kısım medyanın tutumu tartışılıyor ve anlaşılan tartışılmaya da devam edecek. Uzun zamandır süre gelen tartışmalar, son operasyonların akademisyen ve aydınlara uzanmasıyla alevlendi ve tekrar KCK’yi gündeme oturttu.
 Operasyonlara eleştirel yaklaşanlar, savcılıkların delil toplama yöntemlerine, dosyaların gizlilik kararına, ikna edici olmamasına karşın akademisyen, aydın ve siyasetçilerin çok kolay tutuklanmasına, avukatların savunma yapma haklarının ellerinden alınmasına, kamuoyunu maniple edici şaibeli bilgilerin ortalığa saçılmasına itiraz ediyor. Operasyonları savunanların ise KCK’nin BDP içine sızmış yasadışı “terör” yapılanması olduğu, devlete paralel bir devlet öngördüğü, akademiler açarak ideolojik eğitimler verildiği (Kandil’le aynı müfredatlı) vb. iddiaları var ve operasyonlar bu nedenlere dayandırıyorlar.

Devamı…Erdal Avcı: “Kürtlerin örgütlenmesi yasak peki cemaatçilik veya tarikatçılık yasal mı?”

AKP ve yandaş medya muhalif yazarları KCK ile korkutarak susturmaya çalışıyor

Anlaşılan; yeşil faşizm bazı yazarları Ahmet Altan yani  kocasına aşık dırdırcı kadın kıvamına, çoğunu ise Yiğit Bulut, Fatih Altaylı’nın korkak, kemiksiz ve kokuşmuş yılışıklığına ceazaevini göstererek  razı edecek.  Öte taraftan ateşteki suda yavaş yavaş ısıtılınca pişeceğini anlamayan kurbağalar gibi  liberal solcular da bu gerçeği ne yazık ki artık göremeyecek kadar ısınıp  uyuştular.

Medya patronlarıyla yaptığı toplantıda Kürt meselesine otosansür uygulamasını isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 05 Kasım 2011 tarihinde tutuklanan Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu’nun tutuklanmasını doğru bulmadıklarını belirten gazetecileri “KCK’ya sahip çıkanlar kendilerini gözden geçirmeli” sözleriyle tehdit etmişti. Bu açıklamanın hemen ardından hedef gösterilen Cengiz Çandar’dan sonra Yeni Akit Nuray Mert’i de hedef tahtasına yerleştirdi. Yazarın, Prof. Dr. Büşra Ersanlı’yla yaptığı bir görüşmenin telefon kayıtlarını zaten yazdığı ve açık açık dile getirdiği düşünceleri sanki yeni söylenen farklı bir şeymiş  gibi yayınlayarak hedef gösterdi.

Devamı…AKP ve yandaş medya muhalif yazarları KCK ile korkutarak susturmaya çalışıyor

Ragıp Zarakolu’ndan Mektup, Tutuklanmaya Yazar ve Yayın Kuruluşlarından Uluslararası Tepki

İstanbul’da “KCK” adı altında yapılan operasyonlar kapsamında BDP PM üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve MYK üyesi Mustafa Avcı’nın da aralarında bulunduğu 44 kişi ile birlikte tutuklanan Yayıncı Ragıp Zarakolu, cezaevinden durumuna ilişkin avukatı Özcan Kılıç aracılığı ile açıklama gönderdi. “Gözaltına alınmam ve yasadışı örgüt üyeliği ile suçlanmam, Türkiye’de yaşayan tüm aydın ve demokratlara ilişkin bir korkutma ve özellikle Kürtleri yalnızlaştırma kampanyasının bir parçasıdır” diyen Zarakolu, evini aramak için gelen polislerin bir yayıncı ve yazarın evinde ne bulabileceklerse sadece onları bulduğunu ve suç delili olarak yine onları da zapt altına aldığını aktardı.

Devamı…Ragıp Zarakolu’ndan Mektup, Tutuklanmaya Yazar ve Yayın Kuruluşlarından Uluslararası Tepki

Yıldırım Türker: AKP’nin şu anki savaş taktiği: Karşısında duran herkesin susturulması

AKP’nin savaşı
KCK tutuklamalarında sıranın Prof. Büşra Ersanlı’ya kadar gelip dayanmış olması, AKP hükümetinin muhalif sözü kökünden kurutup siyaset alanını bombardımana tutma gayretinin zirve noktasını oluşturuyor.
Büşra Ersanlı, BDP Anayasa Komisyonu’ndaydı ve 10 Ekim’de AKP heyetiyle görüşmüştü.
Ersanlı, sivil alanda sözü kıymetli, son zamanlarda dillere pelesenk olup içi boşaltılmış ‘aklıselim sahibi’ tanımlamasına fevkalade yakışan bir sosyal bilimcidir. Onu bir savaş taktikçisi olarak yutturmaya çalışanları tarihe havale etmek yetmez.
KCK tutuklamalarına karşı can havliyle haykırmak zorundayız. Yoksa eli kulağında, ölüm kazanacak.

Devamı…Yıldırım Türker: AKP’nin şu anki savaş taktiği: Karşısında duran herkesin susturulması

“Barış görüşmeleri yapılırken operasyon’a hazırlanan başka bir hükmet olabilir mi dünyada?”

Barışın Ne Olduğunu Kim Anlatacak?.. – Ahmet Nesin

Artık ruhum sıkılıyor, ne aklım, ne yüreğim ne de midem kaldırmıyor bu olanları ve olanlar sonrası konuşmaları. Herkesin beyninde bir şablon ve o şablonun ötesine geçemeyenler bizi yönetiyorlar. Ölümlerden sonra kin kusan bir cumhurbaşkanı gören yada duyan var mı acaba? “Şunu kimse unutmamalıdır ki; bize bu acıyı çektirenler, misliyle çekeceklerdir. Devletimizi bu saldırılarla sarstıklarını zannedenler, hizaya getireceklerini zannedenler, göreceklerdir ki bu saldırıların intikamı çok büyük olacaktır ve misliyle de alınacaktır.” dedi Abdullah Gül.

Devamı…“Barış görüşmeleri yapılırken operasyon’a hazırlanan başka bir hükmet olabilir mi dünyada?”

“Bugün insan haklarına aykırı ne varsa, hepsinin altında mahkemelerin imzası var”

Şikâyet etmeden önce yapılması gereken şey
Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, İstanbul yargı çevresindeki “tutuklu öğrencilerin” sayısının 89 olduğunu açıkladı. Raporda Türkiye ölçeğinde bu sayının daha da büyük olduğu vurgulanmakla birlikte kesin bir sayı verilmiyor.
Öğrencilerin büyük çoğunluğunun neden tutuklandıklarını biliyoruz: Parasız eğitim için gösteri yapmak, üniversiteyi ziyaret eden devlet yetkililerini protesto etmeye kalkışmak, pankart açmak, basın açıklaması yapmak gibi “suçlar”.
Bunların hiçbiri tutuklu yargılanmayı gerektirmiyor. Zaten demokratik bir ülkede “suç” sayılmaları bile kendi başına tuhaf bir durum!
Öğrenciler tutuklu yargılanıyorlar ve bu nedenle okullarından bile atılıyorlar çünkü yargı düzenimiz onları “terörle mücadele yasası” kapsamında ele alıyor.
Silahlı bir örgüte üye olmamış, silahlı bir eyleme katılmamış, sadece pankart açıp slogan atmışlar ve bu nedenle terör örgütü üyesi olarak yargılanıyorlar.

Devamı…“Bugün insan haklarına aykırı ne varsa, hepsinin altında mahkemelerin imzası var”

Ertuğrul Kürkçü’den Erdoğan’a ve papağanlarına cevap: Yağma Hasan’ın böreğini kim yiyor?

İktidar, toplumu Kürt sorununun demokratik ve sosyal bir cumhuriyette çözülmesinden caydırmak için ‘iç çatışma’ korkusunun yayılmasını teşvik ediyor.
12 Haziran seçimlerinden “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” şiarıyla çıkan AKP iktidarının asıl derdi, eninde sonunda varılacak bir çözüm için masaya oturmadan önce, Kürt özgürlük mücadelesini şiddetle test etmek, sökebildiği kadar dişini sökmek, siyasi merkezini zaafa uğratmak ve itibarsızlaştırmak -hatta Sri Lanka usulü bir “nihai çözüm”ün imkanlarını araştırmak- ittifaklarını dağıtmak için mümkün bütün yolları kullanmak ve süreçteki sivil kurumlar ve medya üzerindeki kontrol kadar “ayaklanma bastırma” mekanizmalarının tamamı üzerinde de tekel kurmak.

Devamı…Ertuğrul Kürkçü’den Erdoğan’a ve papağanlarına cevap: Yağma Hasan’ın böreğini kim yiyor?