Kafka’dan Milena’ya Mektup: Umut kırıklığına uğramış, yolunu şaşırmış bir hayvan gibiyim

milenaKendime gelir gibiyim, anımsadım kim olduğunu… Avunacak bir şeyler de bulamıyorum gözlerinde artık. Düşlerde çekilen karabasanları çekiyorum. (Hani yabancı bir yerde evindeymiş gibi salınır kişi?) Bu korkuyu gerçekten çekiyorum Milena… Dönmeliyim, karanlığa dönmeliyim, dayanamıyorum güneşe. Umut kırıklığına uğramış, yolunu şaşırmış bir hayvan gibiyim; kaçıyorum, gücümün yettiği kadar koşarak kaçıyorum artık, ama yalnız şunu düşünerek kaçıyorum: “Onu da birlikte götürebilsem” diyorum, “onun olduğu yerde karanlık olur mu hiç?”

Devamı…Kafka’dan Milena’ya Mektup: Umut kırıklığına uğramış, yolunu şaşırmış bir hayvan gibiyim

Franz Kafka: “Benim hiçbir şeyim yok, adım bile yok…”

milena“Yanlış yorumlamışsın, diyemeyeceğim, çünkü yanlış yorumlamadan daha kötü bu Milena, yüzeyde kalanları anlamışsın yalnız… Önemli değil ki, bu kadarını anlamış ya da anlamamış olman! Senin yanlış yorumlamaların, ters anlamaların sürüp gelen bir şey. Meran’da da bir iki kez olmuştu. Bana bir çıkar yol göster diye yalvarmadım ki sana… Karşı masada çalışan arkadaşıma yakarmama benzerdi bu. Ben kendimle konuşmuş, kendi kendimden dilenmiştim bunu… Düşler içindeydim, uyandırdın beni!”

Devamı…Franz Kafka: “Benim hiçbir şeyim yok, adım bile yok…”

Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar: Yaşamımız diyorum, nasıl olsa bulanık bir su…

milenaYalnız şundan söz etmek istiyorum bugün: Mektuplarınızı iyice okumadım daha, çevresinde dolandım, ışığın çevresinde dolanan pervane gibi… Ben de birkaç kez yandım. Hemen şunu anladım ama: İki apayrı mektup bunlar, biri kana kana içilsin diye yazılmış, ötekisi ise korkunç. (Onu daha sonra yazmış olacaksınız.) Karşılaştığınız bir dostunuza, birdenbire 2×2’nin kaç ettiğini sorarsanız şaşırır, delilere sorulur bu soru da ondan, ilkokuldur bu sorunun yeri. Bakın, şimdi sizden öğrenmek istediğim şeyde bu ikisi de var: Hem çılgınlık, hem de öğrencilik! Sonuncusunun oluşu, biraz iç açıcı hiç değilse. Biri bana kendini kaptırınca, anlamıyorum, bocalıyorum. Bu yüzden nice dostlukları (Weiss’la olduğu gibi) bozmuşumdur. Karşımdaki-nin inancına, iyi niyetine bakmadan (söz konusu bensem, yoksa başka konularda böyle değilimdir) yanıldığını göstermek isterim hep.

Devamı…Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar: Yaşamımız diyorum, nasıl olsa bulanık bir su…

Kafka’nın Sevgilisi Milena’dan M. Brod’a Mektuplar: “Öteki kadınların üzdüğü gibi mi üzdüm onu?”

milena“Nerde, kimde olduğunu bilmek, onu öğrenmek istiyorum. Anlatabiliyor muyum derdimi? Bakın şunu bilmek istiyorum: Öteki kadınların üzdüğü gibi mi üzdüm onu? Bu üzüntü yüzünden mi ağırlaştı, onun için mi kaçıyor benden şimdi? Onun için mi sığmıyor korkusuna, onun için mi yok olmalıyım, çıkmalıyım yaşamından? Suç yalnız bende mi? Yaratılışımın gerektirdiği şeyler mi yoksa bunlar? İşte bunları öğrenmeliyim, bunları bilmek istiyorum Max! Bilen tek insan sizsiniz belki. N’olur yazın bana, rica ederim yazın, her şeyi olduğu gibi apaçık, çırılçıplak, ağır da olsa, acı da olsa gerçeği yazın bana; bu konudaki düşüncenizi -ne olursa, nasıl olursa olsun bilmek istiyorum.”

Devamı…Kafka’nın Sevgilisi Milena’dan M. Brod’a Mektuplar: “Öteki kadınların üzdüğü gibi mi üzdüm onu?”

Franz Kafka’dan Milena’ya Mektuplar: “Kimi zaman yalnız kalabilmek, mutluluğun ilk koşulu”

milenaYeni evimi kutlamak için bu birkaç satırı yazıveriyorum; çabuk tutmalıyım elimi, çünkü anamla babam onda Franzensbad’dan, amcam da on ikide Paris’ten geliyor, karşılamaya ben gideceğim; ablam Marienbad’da olduğu için, ben onun evine geçtim, amcama benim odayı bıraktım. Koskoca; bomboş bir ev burası, bu bakımdan iyi. Ama sokak çok gürültülü, gene de kötü bir değiş tokuş yapmış sayılmam. Son mektuplarından öylesine yakındım ki, “güveni sarsıldı, beni yitireceğinden korkuyor” diye düşünebilirsin, onun için işte, hemen yazmak zorunda kaldım sana. (Bu sabah öyle bir mektup yazmıştım ki, sonra utandım da yırttım; ne yapayım? Daha tek satırın gelmedi…

Devamı…Franz Kafka’dan Milena’ya Mektuplar: “Kimi zaman yalnız kalabilmek, mutluluğun ilk koşulu”

Franz Kafka: “Belki bir daha adını söyler, duyarım diye umutlanmasaydım, çoktan kalkar giderdim”

KafkaKişi nelere sahip olduğunu bilmeyen bir “kapitalist” aslında
Stassa’nın mektubundan söz etmek istiyorum iki satırla; amcam iyi hoş, ama engel oluyor biraz, gene beni bekliyor şimdi. Gelelim Stassa’nın mektubuna. İyi yazılmış, içten yazılmış ya, gene de eksik bir yanı var. (Bu eksiklik olmasaydı, mektuplar daha mı içten olurdu diyeceksin? Ummam, belki de tersi olurdu.) Her neyse, bir şeyler eksik o mektupta, ya da fazla: Belki de düşünce üstünlüğü var, kim bilir; adamın etkisine bağlıyorum bunu, çünkü dün tıpkı öyle konuşmuştu benimle. Bu iyi insanları çekiştirmeye başladım, görüyor musun? Kıskançlık, evet kıskanıyorum, ama söz veriyorum Milena, hiç üzmeyeceğim seni kıskançlığımla… Kendimi, yalnız kendimi.

Devamı…Franz Kafka: “Belki bir daha adını söyler, duyarım diye umutlanmasaydım, çoktan kalkar giderdim”

Kafka’dan Sevgilisi Milena’ya Mektup: “Gönül işlerinde kadınlar, suçları olmadan acı çekerler”

milenaNişanlılık durumumu soruyorsunuz. İki kez (üç de sayılabilir, çünkü bir kızla iki kez nişanlanmıştım) nişanlandım. Üç kez evliliğin eşiğine dek geldim. İlki büsbütün kapandı. (İşittiğimize göre kızcağız evlenmiş, bir de çocuğu olmuş.) İkincisi var daha, duruyor daha… evlenme umudu olmadan…
Duruyor da sayılmaz pek, ya da başkalarının hesabına duruyor, öyle kendi başına… Bu işte de, gönül ilişkilerimde edindiğim tecrübe erkeklerin daha çok acı çektiği. Aslında bu acı karşılıklıdır. Kadının çektiği acı gerçektir ama erkeğin acısı fazladır.. Şöyle de diyebiliriz: Bu işlerde erkeklerin daha az karşı koyma güçleri var. Oysa kadınlar, suçları olmadan acı çekerler.

Devamı…Kafka’dan Sevgilisi Milena’ya Mektup: “Gönül işlerinde kadınlar, suçları olmadan acı çekerler”

Franz Kafka: “Yarım kalmış bir düş gibi. Önümden geçip gidiyorsunuz.”

MilenaSevgili bayan milena’ya, size önce prag’dan, ardından da meran’dan yazdığım kısacık mektuplarıma kesinlikle cevap beklemiyordum. umduğum gibi karşılık yazmadınız da sevinmem gerek. Sessiz kaldığımız her gün iyi olduğumuzun işaretidir. Bu yüzden sevinmem gerek ki, iyi olduğunuzu bildiğim için..
Yarım kalmış bir düş gibi. Önümden geçip gidiyorsunuz. Masalar, sandalyeler, geçtiğimiz yer, hatta elbiseniz bile gözümün önünde. Yüzünüzün, ayrıntılarını çıkaramıyorum. Kötü bir yarım düş olsa gerek bu. Çok ilginç, hem de çok..

Devamı…Franz Kafka: “Yarım kalmış bir düş gibi. Önümden geçip gidiyorsunuz.”

Franz Kafka: “Kişiyi mutluluk öldürebilirse, benim çoktan ölmem gerekirdi!” [Milena’ya Mektuplar]

MilenaSaat gecenin biri, bu saatte uyumam gerekir, ama sana akşamüstü yazamadım, Max gelmişti de ondan. Çok sevindim onun gelişine… Kız yüzünden, onun verdiği üzüntüden ötürü, bugüne dek gidememiştim Max’a. Akşam sekiz buçuğa kadar kızla dolaştım Max dokuzda gelirim demişti gece, yarıma kadar da Max’la gezdik. Ne tuhaf, ona yazdığım mektuplardan oysa çok açık seçik yazdığımı sanıyordum senin sen olduğunu, senin, senin, yalnız senin sözünü ettiğimi  durmalıyım biraz – anlayamamış, adını demin öğrendi. (Adını açıkça yazmamıştım mektuplarda, karısının eline geçebilir diye çekinmiştim.) Gelelim kıza: Sana yazmasına göz yumduğum için, pek sinirli bir hava esmedi bugün. N’olurdu, göz yummasaydım yazmasına!.

Devamı…Franz Kafka: “Kişiyi mutluluk öldürebilirse, benim çoktan ölmem gerekirdi!” [Milena’ya Mektuplar]

Kafka: İnançlar, gün geçtikçe yerleşir içimize, bizi körü körüne korkak biri yapar”

“Bunlar değildi demek istediğim, ya da başka türlü diyecektim, olmadı… ”
En güçlü olduğumu sandığım günlerde bile, yeterince güçlü değildim bu konuda. İlkokula gidiyordum, birinci sınıftaydım daha. Kısa boylu, kara kuru, sivri burunlu, yanakları çökük, ama tuttuğunu koparan, dediği dedik bir kadın aşçımız vardı; o götürürdü beni sabahları okula. Küçük bulvarı büyük bulvardan ayıran sokaktaydı evimiz. Önce bulvardan, sonra Tam Sokağından, kale kapısı gibi bir kemerden geçip Pazar Sokağına, oradan da balık pazarına inerdi yolumuz. Bir yıl her sabah, çekiştim durdum aşçıyla. Kapıdan çıkar çıkmaz başlardı söylenmeye: Evdeki yaramazlıklarımı bir bir anlatacakmış öğretmene. Pek yaramaz bir çocuk denmezdi bana, ama inatçıydım, tembeldim, öfkeli, üzgün bir çocuktum. 

Devamı…Kafka: İnançlar, gün geçtikçe yerleşir içimize, bizi körü körüne korkak biri yapar”

Franz Kafka: “Hiçbir şeyime göz yumulmaz, rahat edeyim diye bir dakika bile verilmemiştir bana”

Her şeyi kendim çabalayarak elde etmek zorundayım, yaşadığım günlerle geleceği değil, geçmişimi bile kendim yaratmak zorundayım, doğal olarak herkesin bir geçmişi vardır belki, ben onu bile kendim elde etmek zorundayım; bence bu en zor iş, dünya sağa mı dönüyor? -Bilmiyorum ya-ayak uydurabilmem için benim sola dönmem gerekiyor! Nasıl başa çıkarım? Gücüm yetmez ki; paltom ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda? Bırak benim güçsüzlüğümü, kimin gücü yeterdi bütün istenenleri yerine getirmeye? Kendi gücümüzle bu işlerin altından kalkabilmeyi denemek çılgınlıktır, çılgınlıkla da ödenir.

Milena’ya mektup: Suya gitmeden önce kırıktı bu testi!

Devamı…Franz Kafka: “Hiçbir şeyime göz yumulmaz, rahat edeyim diye bir dakika bile verilmemiştir bana”