KAFKA: HER GÜN YAZ BANA, KISACIK DA OLSA BİR SATIR, BİR SÖZCÜK BİLE OLSA MİLENA

3

“DAYANILMAYACAK GİBİ OLAN YAŞAM DEĞİLMİŞ MEĞER”

Salı
İki telgrafın duruyor önümde… Uykusuz geçen bir geceden sonra, şimdi bu mektubu yazıyorum sana, bu mektuba çok önem veriyorum nedense. Prag’dan yazdığım bütün öteki mektuplar yazılmamış olmalıydı, hele o son yazdıklarım: Şimdi yazacağım bu mektup olmalıydı yalnız, hadi öteki mektuplara da göz yumulsun, ama şimdi yazacağım ağır basmalı diyorum. Dün akşam, dün gece, bir de bu sabah sana anlattıklarımın hiçbirini, ne yazık ki, yazamayacağım gene de…

Neyse, genel olarak şunu demek istiyorum: Çevrendekiler, o erişilmeyen bilgiçlikleri, hayvanca sersemlikleri (ama hayvanlar daha iyidir), iblisçe iyilikleri, insanı katil eden sevgileriyle senin için ne derlerse desinler Milena; ben Milena, ben senin haklı olduğunu biliyorum, ne yaparsan, nasıl davramrsan davran, haklısın; ister Viyana’da kal, ister buraya gel, istersen Viyana ile Prag arasında bocala dur, seni suçlayacak değilim. Sana inanmasaydım, ilgilenir miydim seninle?

Denizin dibindeki avuç içi kadar yer suyun baskısına nasıl dayanıyorsa, sen de öyle dayanıyorsun Milena. Yaşam rezillik aslında, midemi bulandırır hep; yaşamla başa çıkacağımı, insanlara dayanabileceğimi ummazdım bugüne değin, utanç duyardım bundan ötürü, ama sen, bir şey öğrettin bana şimdi, dayanılmayacak gibi olan yaşam değilmiş meğer.

Senin.

“KORKUNÇ ACILARA BOYUN EĞMEK ZORUNDA KALIRIM TEK SÖZCÜĞÜNDEN YOKSUN OLURSAM”

Salı, öğleden sonra

İşte yazmamak için bu mektubu, çok zorladım kendimi, güç başardım, bütün gücümü buna kullandım, öyle ki, iş mektuplarını gözden geçirmeye gücüm yetmedi artık.

Stassa’ya yazdığım mektup: J. dün bana uğramıştı, sabah erken evden çıkarken masanın üstünde senden bir mektup görmüş, ama ne yazdığını bilmiyormuş, okumamış, akşama Stassa’dan öğrenirsin demişti. Gevezeliğim neler yazdırmıştır sana diye sıkıldımdı biraz.

Akşam ikisini de sevinçli bulunca ferahladım (ben okumadım yazdıklarını), iyi şeyler yazmış olacaksın… Hele bir yerinde kocasına teşekkür ediyormuşsun, bu benim sana vermiş olduğum bilgiden ötürü olacak, mutlu kıldı adamı, gözleri her zamankinden daha çok parladı. İkisi de çok iyi insanlar; Stassa gönderdiğin fotoğrafa çok uzun baktı, biraz kendini zorlayarak gibi geldi bana, ciddi ve hiç sesini çıkarmadan baktı fotoğrafına, seni seyrederken güzelleşti bir an. Ama ben yorgundum, can sıkıcıydım, boştum, ilgisiz ve kovulmaya değer bir durumdaydım; yatağım tütüyordu gözümde. Başka bir gün, bütün ayrıntılarıyla anlatırım bu akşamı belki. (Stassa’nın çizdiği, kocasının da açıklamasını yaptığı pusulayı ekliyorum mektuba. Daha çok senin oda durumunu konuştuk.)

Bana her gün yazma demiştim dünkü mektubumda, bugün de aynı şeyi istiyorum senden, bu ikimiz için de daha iyi olur, hem bugün daha da direniyorum bu isteğimde, ama n’olursun Milena, sen kulak asma bana, gene her gün yaz bana, kısacık da olsa yaz, bugünkü mektubundan daha da kısa olsa, iki satır ya da bir satır, bir sözcük bile olsa yaz Milena…

Korkunç acılara boyun eğmek zorunda kalırım tek sözcüğünden yoksun olursam.

F.

Franz Kafka
Milena’ya Mektuplar

Kafka’nın Sosyalist Sevgilisi Milena’nın Evlilik Üzerine Düşünceleri: Yuvadaki Şeytan

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz