Lev Tolstoy’un en iyi kitabı “Savaş ve Barış” üzerine düşünceleri

Beş yıl boyunca, uygun yaşam koşullarında, kesintisiz ve sıra dışı bir biçimde emek harcayarak hazırladığım bu eseri yayımlarken, birkaç sözle eser hakkındaki görüşlerimi dile getirmek ve bu arada okurlarda uyandırabileceği şaşkınlığın önüne geçmek istiyorum.

Devamı…Lev Tolstoy’un en iyi kitabı “Savaş ve Barış” üzerine düşünceleri

Rus yazar Lev Tolstoy’un savaş üzerine yazdıkları: Savaşmayın, satranç oynayın

Lev TolstoyÇarlık Rusya’sında her kışlada duvarda şu yazılıydı: Üç kişi sana saldırdığında, birincisinin hançerle, ikincisinin tüfekle, üçüncüsünün ise süngüyle canını al… Süngün kırılmışsa dipçikle vur. Dipçik de kırılmışsa yumruklarınla vur. Yumrukların iş göremiyorsa dişlerini geçir.” (Lev Tolstoy, Savaş ve Askerlik Üzerine).

Bu bir talimattır ve aşağılık bir hareketi temsil eder: Bir insanın başka bir insanı ne pahasına olursa olsun öldürmesi talimatı…

Devamı…Rus yazar Lev Tolstoy’un savaş üzerine yazdıkları: Savaşmayın, satranç oynayın

“MutIuIuğun kaynağı dışımızda değiI içimizdedir” Liza: Baba bağışla beni – Tolstoy

Lev TolstoyArtık o, benim kızım değil, anlıyor musunuz; onu kızım saymıyorum, fakat ellere yük olarak da bırakamam. İstediği gibi yaşayabilmesi için elimden geleni yaparım, fakat onu tanımak bile istemem. Evet, evet! Kırk yıl düşünsem başıma böyle bir şey geleceği aklıma gelmezdi… Feci, pek feci!
Omuzlarını şöyle bir sarstı, başını sallayıp gözlerini havaya kaldırdı. Prens Mihael İvanoviç bunları, merkez illerinden birinde vali olan elli altı yaşındaki küçük kardeşi Prens Pyotr İvanoviç’e anlatıyordu.
Bu konuşma, bir yıl önce evden kaçan kızının, şimdi çocuğuyla beraber bu şehre yerleştiğini öğrenmesinden sonra, Mihael İvanoviç’in gittiği merkez illerden birinde geçiyordu.

Devamı…“MutIuIuğun kaynağı dışımızda değiI içimizdedir” Liza: Baba bağışla beni – Tolstoy

Ünlü yazar Lev Tolstoy babasını anlatıyor: “Dünyada hiçbir şey onu şaşırtamazdı”

Lev TolstoyO, geçen yüzyılın adamıydı; kendisinde o zamanın gençliğinin özellikleri vardı: tanımlanamaz bir efendilik, beceriklilik, kendine güven ve hovardalık…
Bu yüzyılın insanlarına küçümseyerek bakıyor; bu bakış, soydan gelme bir gururdan doğduğu denli, kendi yüzyılında elde ettiği etkiyi, başarıyı, zamanımızda da aynı derecede kazanamamanın verdiği üzüntüden ileri geliyordu.
Yaşamda iki şeye tutkundu: kumara ve kadına. Yaşamı boyunca kumardan milyonlar kazandı ve her tabakadan, sayısı belirsiz kadınla düşüp kalktı.
Uzun, yakışıklı boyu, kısa adımlarla tuhaf yürüyüşü, omuz silkme alışkanlığı, her zaman gülümseyen küçük gözleri, kocaman gaga burnu, hoş bir devinimle bükülebilen bakışımsız (asimetrik) dudakları, s’leri ş yapan konuşması ve cascavlak başı: İşte babamın, benim anımsadığım zamanki portresi…. 

Devamı…Ünlü yazar Lev Tolstoy babasını anlatıyor: “Dünyada hiçbir şey onu şaşırtamazdı”

“Sonsuza kadar yaşayacak değiliz ya” Çömlek Alyoşa – Lev Tolstoy

Lev TolstoyAlyoşa evin küçük çocuğuydu. Çömlek Alyoşa diye anılırdı. Bunun sebebi: Bir gün annesi, papazın karısına onunla bir çömlek süt göndermişti. O ise, yolda çömleği düşürüp kırmıştı. Bunun için annesinden dayak yemiş, arkadaşları da onunla “Çömlek Alyoşa” diyerek alay etmişlerdi. Alyoşa zayıf, çelimsiz bir çocuktu, uzun kulakları adeta bir yelken gibiydi. Oldukça iri bir burnu vardı. Çocuklar, “Alyoşa’nın burnu sanki tepede duran köpeğe benziyor” diyerek onu kızdırıyorlardı. Köyde okul vardı. Fakat okul, Alyoşa’ya hiçbir şey öğretmemişti. Zaten öğrenmeyi vakit de yoktu. Büyük kardeşi şehirde bir tüccar yanında çalışıyor, Alyoşa da küçük yaştan beri babasına yardım ediyordu. Daha altı yaşındayken kız kardeşiyle birlikte koyunları, inekleri otlatmaya; biraz daha büyüyünce de hem gece hem gündüz atlara bakmaya başladı.

Devamı…“Sonsuza kadar yaşayacak değiliz ya” Çömlek Alyoşa – Lev Tolstoy

“İyiliğimizden çok kendi zevki için bizi cezalandırdı” Kin – Lev Tolstoy

Lev TolstoySt. Jérôme bir buçuk yıldan beri evimizdeydi. Şimdi bu adamı soğukkanlılıkla incelerken kendisinin iyi ama her bakımdan bir Fransız olduğunu görüyorum. Aklı başında, oldukça eğitimli, bize karşı olan görevini iyi yapan, bununla birlikte Rus özyapısına karşıt, ama ulusuna özgü hafif bir bencillik, gösteriş, küstahlık ve bilgisiz olduğu yargısına varılacak derecede kendine güven duygusu olan biriydi. Bunların hiçbirini beğenmiyordum. Doğal olarak büyükannem, dayak hakkındaki düşüncelerini kendisine anlattığı için bizi dövemiyordu ama, sık sık hele beni dayakla korkutuyor, fouetter sözcüğünü tiksindirici ve beni dövmekten büyük bir zevk duyacakmış gibi bir tonla “fouàtter” biçiminde söylüyordu.

Devamı…“İyiliğimizden çok kendi zevki için bizi cezalandırdı” Kin – Lev Tolstoy

Lev Tolstoy: İnsanların birbirini çok tanıması da, az tanıması gibi aynı oranda içten olmalarını engeller

Lev TolstoyHer zamanki gibi, akşam derslerinden sonra odasına girdiğimde Volodya, divana uzanmış, koluna dayanarak bir Fransız romanı okuyordu. Bana bakmak için başını bir an kitaptan kaldırdı, sonra yine okumasını sürdürdü. Bu çok doğal, çok önemsiz davranışı, kızarmama neden oldu. Bana öyle geldi ki, bakışlarında niçin geldiğimi soran bir anlatım, başını çabuk çevirişinde de, bu bakışları gizlemek isteyen bir hali vardı. En basit davranışlara bile bir anlam verme alışkanlığı, o çağın en çok göze çarpan bir özelliğiydi. Masaya yaklaştım, ben de bir kitap aldım. Okumaya başlamadan önce, bütün gün görüşmediğimiz halde, birbirimize iki sözcük söylememenin ne kadar gülünç olduğunu düşündüm:

Devamı…Lev Tolstoy: İnsanların birbirini çok tanıması da, az tanıması gibi aynı oranda içten olmalarını engeller

Lev Nikolayeviç Tolstoy Bir öykü Esirlerin Kaçış Serüveni

Lev TolstoyKafkasya savaşı yıllarında, Jilin adlı bir subay vardı. Jilin birgün evinden bir mektup aldı. İhtiyar annesinin mektubunda şunlar yazıyordu:
“Artık ihtiyarladım sevgili yavrum. Dünya gözüyle seni bir defa daha görmek istiyorum. Buraya gel, sana hakkımı helal edeyim. Sonra da cenazemi kaldırır, görevinin başına dönersin. Hem sana bir kız buldum. Akıllı, uslu, varlıklı, iyi bir kız. Eğer beğenirsen evlenir, sürekli burada kalırsın.
Jilin, bu mektup üzerine düşüncelere daldı. Annesinin durumu gerçekten kötüydü galiba. Bir daha onu göremeyebilirdi. Gitmeliydi. Kız da iyiyse evlenebilirdi.
Bu düşünceler üzerine tümen komutanına gidip izin aldı. Arkadaşlarıyla vedalaştı. Onlara dört gerdel votka bıraktı. Sonra hazırlandı.

Devamı…Lev Nikolayeviç Tolstoy Bir öykü Esirlerin Kaçış Serüveni

Lev Tolstoy: “Hayatı Gerçek Anlamıyla Anlamayan, Aşktan Nasipsiz Kalır”

Lev TolstoyHerkes bilir ve kabul eder ki aşk duygusu hayatın çelişkisini tamamen çözeceği gibi, insanı, hayatta kendisi için nihai gaye olan gerçek iyilik ve menfaate ulaştırabilir.
“Evet, doğru. Gelgelelim, aşk, insanlarda nadir ortaya çıkıp çabucak gelip geçen bir duygudur. Ve gelip geçtikten sonra ardında bıraktığı ızdıraplar, bir öncekine göre her zaman kat kat fazla olur.”
Böyle düşünenler, aşka hayat kanununun zaruri görünüşü olarak değil, hayatın belli bir döneminde insan tarafından edinilen tavır ve hallerden belli bir döneminde insan tarafından edinilen tavır ve hallerden biri diye bakarlar: İnsan, alim, şarlatan, sanatkar, meslek sever, bilim adamı, iffet sahibi vs. olabileceği gibi, birisini sevebilir de.

Devamı…Lev Tolstoy: “Hayatı Gerçek Anlamıyla Anlamayan, Aşktan Nasipsiz Kalır”

“Kötülük kötülükle ortadan kalkmıyor” Lev Tolstoy’dan bir hikaye Yoksul Köylünün Oğlu

Lev Tolstoy

Vaktiyle yoksul bir köylünün bir erkek çocuğu olmuş. Köylü sevinçten âdeta uçuyormuş. Vaftiz babalığı etmesi için hemen komşusuna koşmuş. Komşusu kabul etmemiş. “Yoksul bir köylünün mü vaftiz babası olacağım?” demiş. Yoksul köylü başka birine gitmiş ama o da kabul etmemiş.
Bütün köyü dolaşmış ama kimse vaftiz babası olmak istemiyormuş. Bunun üzerine başka bir köye gitmek için yollara düşmüş. O sırada- karşısına bir yolcu çıkmış.
Yolcu: “Merhaba köylü dayı. Allah kısmet ederse, nereye gidiyorsun böyle?” demiş.
Köylü: “Tanrı bana, gençliğimde bakayım, ihtiyarlığımda avunayım, ölünce de hayırla anılayım diye, bir çocuk verdi. Fakat yoksulluğun gözü kör olsun. Köyde hiç kimse vaftiz babası olmak istemiyor. Ben de vaftiz babası aramaya çıktım.”

Devamı…“Kötülük kötülükle ortadan kalkmıyor” Lev Tolstoy’dan bir hikaye Yoksul Köylünün Oğlu

Lev Tolstoy: “Eskiden bunun nasıl farkına varmadığıma şaştım”

Lev TolstoyBüyükannemle ilk karşılaştığımızda, onun zayıflamış, buruşmuş yüzünü, fersiz gözlerini görünce kendisine karşı beslediğim derin saygı, korku duyguları, acıma duygusuna dönüştü
Yüzünü Lüboçka’nın başına dayayarak, karşısında sevgili kızının cesedini görüyormuş gibi hıçkıra hıçkıra ağladığı zaman, duyduğum acımak duygusu da sevgiye döndü.
(…)
Moskova’da bizimle hemen hiç ilgilenmeyen, hep düşünceli görünen, yalnızca yemek zamanlarında siyah giysi veya frakını giymiş olarak yanımıza inen babam, büyük yakaları dışarı taşmış gömlekleriyle, sabahlıklarıyla, kâhyaları ve uşaklarıyla, harman gezintileri ve avlarıyla gözümden çok düşmüştü.

Devamı…Lev Tolstoy: “Eskiden bunun nasıl farkına varmadığıma şaştım”

“Bizim zengin, onların yoksul oluşundan utandım” Yeni Ufuklar – Lev Tolstoy

Lev TolstoyOkuyucularım, yaşamın belli bir döneminde görüşlerinizin tümüyle değiştiğini, şimdiye kadar gördüğünüz bütün eşyaların, birdenbire size, bilmediğiniz yanlarını çevirdiklerini, bilmem hiç fark ettiniz mi?.. Yolculuğumuzda duyduğum bu ruh değişikliğini, ilk gençliğimin başlangıcı diye kabul ediyorum.
Dünyada yaşayan yalnızca bizim ailemiz olmadığını, bütün ilgilerin yalnızca bizim çevremizde dönmediğini, bizimle hiç ilgisi olmayan, bizi hiç düşünmeyen, hatta bizim varlığımızdan haberi olmayan insanların bambaşka bir yaşamı olduğunu ilk kez olarak açıkça anladım. Kuşkusuz, bunların hepsini eskiden de bilirdim, ama, şimdiki gibi anlayarak, bilerek değil.

Devamı…“Bizim zengin, onların yoksul oluşundan utandım” Yeni Ufuklar – Lev Tolstoy

Lev Tolstoy’un yaşamında uzun zaman canlı kalan üzücü bir anı: Kavga

Lev TolstoyBüyük odada küçük masanın başında orta boylu, tıknaz, kızıl bıyıklı bir sivil oturmuş, bir şey yiyordu. Onun yanında uzun boylu, bıyıksız, esmer biri vardı. Fransızca konuşuyorlardı. Bakışlarının beni şaşırtmasına karşın, gene de sigaramı onların önlerinde duran mumdan yakmaya karar verdim. Onların bakışlarıyla karşılaşmamak için çevreme bakınarak masaya yaklaştım ve sigaramı mumun alevine tuttum. Sigaram tutuşunca sabredemedim ve yemek yiyen adamın yüzüne baktım. Onun kurşuni gözleri dikkatle ve düşmanca bana dikilmişti. Tam dönmek istediğim sırada, kızıl bıyıkları kımıldadı ve Fransızca olarak:
– Sayın bayım, yemek yerken yanımda sigara içilmesini hiç sevmem, dedi.

Devamı…Lev Tolstoy’un yaşamında uzun zaman canlı kalan üzücü bir anı: Kavga

Tolstoy’dan bir hikaye: “Asker Semyon, Şişko Taraş ve Aptal İvan adlarında üç kardeş varmış”

Lev Tolstoyİvan’ın Sırrı
Çok zaman önce bir padişah’ın ülkesinde zengin bir köylü yaşıyormuş. Bu köylünün Asker Semyon, Şişko Taraş, Aptal îvan adlarında üç oğlu, bir de Malanya adında dilsiz, geçkin bir kızı varmış. Birgün Asker Semyon, padişaha hizmet için askere, Şişko Taraş da bir tüccarın yanında çalışmak için şehre gitmiş. Aptal îvan ise alın teriyle çalışıp kazanmak için kızkardeşiyle birlikte evde kalmış.
Zamanla Asker Semyon orduda yüksek rütbelere ulaşmış, mal mülk edinip bir bey kızıyla evlenmiş. Fakat maaşının ve malının mülkünün çok olmasına rağmen yine de iki yakası bir araya gelmiyormuş. Çünkü karısı, Asker Semyon’un bütün kazancını har vurup harman savuruyormuş. Böylece yine parasız kalıyorlarmış. Birgün Asker Semyon ‘mülkünün gelirini toplamaya gittiğinde kahyası ona demiş ki;

Devamı…Tolstoy’dan bir hikaye: “Asker Semyon, Şişko Taraş ve Aptal İvan adlarında üç kardeş varmış”

Lev Tolstoy: “Ancak hayatın sarhoşluğuna kapılmışsa yaşayabilir insan”

Bir seyyahla, onun çölde karşılaştığı yırtıcı hayvanları anlatan o şark masallarını kim bilmez ki. Seyyah, yırtıcı bir hayvandan kurtulmak için, susuz bir kuyuya atar kendini. Orada, kuyunun dibinde bir ejderha görür, onu yutmak için ağzını açmıştır. Yırtıcı hayvan tarafından parçalanmamak için yukarı çıkmaya cesaret edemeyen, ama ejderha tarafından da yutulmamak için aşağıya atlayamayan bu zavallı, kuyunun duvar taşları arasında yetişen bir dalı yakalar ve ona sımsıkı tutunur.
Elleri uyuşur ve az sonra, kendisini her iki tarafta bekleyen felaketin kucağına düşeceğini hisseder, ama hala sımsıkı yapışıp durmaktadır dala. O sırada biri kara biri beyaz iki farenin, onun tutunduğu dalın çevresinde dolaşıp dalı kemirmekte olduklarını görür. Birkaç dakikası vardır, çalı kopacak ve o da canavarın ağzının ortasına düşecektir. Seyyah bunu görür ve…

Devamı…Lev Tolstoy: “Ancak hayatın sarhoşluğuna kapılmışsa yaşayabilir insan”