Okuma Zevki Nasıl Gelişebilir – Çetin Altan

Bir şeyler öğrenmek için bir şeyler okumak isteyenler, genellikle şu soruyu sorarlar: Önce nereden başlayalım? Okuma alışkanlığı olmayanların, daha ilk sayfasında sıkılmaya başlayacakları kitaplarla, okuma merakını genişletmelerine olanak yoktur. O nedenle “Önce nereden başlayayım?” sorusuna hep aynı yanıtı veririm:

Devamı…Okuma Zevki Nasıl Gelişebilir – Çetin Altan

Cemal Süreya, Çetin Altan’ı anlatıyor: “Hepimizin kanı onda aktı/ Temiz kanla birlikte kirli kan”

Çetin AltanHayat, çoşku ve devinim: Budur Çetin Altan. Atın gökyüzüne çifte atması, ilkyaz ikindisinde gübre kokusunun hiç de kötü olmayışı; manken yürüyüşündeki evrensel, bir bakıma uzaysal tat; Názım’ın bir şiirindeki gibi, denizde öpüşmek…
Çetin Altan, ülkemizde bu denli sömürü olmasaydı, dünya olaylarını böylesine izlemeseydi, siyasete girmeseydi, eski edebiyatı bu kadar iyi bilmeseydi, yeteneğinin bunca ayırdına varmasaydı, daha çok Epikürcü yanıyla yaşayacak, bu anlamda, bir Rousseau gibi, ‘Mutluluk Sözleşmesi’ni yazacaktı.

Devamı…Cemal Süreya, Çetin Altan’ı anlatıyor: “Hepimizin kanı onda aktı/ Temiz kanla birlikte kirli kan”

Cemil Meriç: “Bu cesetlerin göğsünde bir kalp çarpmıyor…”

kırkambarİnsan İltifata Susuzdur
Kırkambar, bataklığa fırlatılan bir kaya parçası. Kurbağaların bile barınmadığı bu ölü sulardan en küçük bir ses çıkmadı. Subaşı, Küçük Dergi’de, eski günahlarımı sergilemeğe kalkmış. Meşinden söz ederken Yahudi inançlarım ön plana almışız, esasen “Tanrı yıldızlarla oynayan bir çocuk” da küfürmüş, hele Nazım’ı yüceltmeğe kalkışımız apaçık bir ihanet. Bu nazikâne hicviyeyi hayretle okudum. Yazarın, binbeşyüz küsur sayfa tutan yazılarımda bulduğu sapık fikirler aşağı yukarı bundan ibaret. Kırkambar’ı, Özdenören de okumuş. Kitap, genç üstadı bir hayli tedirgin etmiş. Affedilmez cinayetimiz, yirmibirinci yüzyılda roman ölecektir dememizmiş. Nerede demişiz, niçin demişiz, meçhul. Demişiz işte!

Devamı…Cemil Meriç: “Bu cesetlerin göğsünde bir kalp çarpmıyor…”

Türkiye’nin ilk kadın sosyalist akademisyeni; Behice Boran

Cinsiyetçi ayrımcılığın ve baskıcılığın, gündelik yaşamın tüm alanlarında kendini gösterdiği bir dönemde Türkiye’nin ilk kadın Marksist kuramcısı, ilk kadın sosyalist akademisyeni, sosyal bilimler alanında ilk saha araştırmasını yapan kişi ve ilk kadın siyasi parti başkanı olarak tarihimizde yerini aldı Behice Boran. Yaşamının büyük bölümünü emekçi halktan yana mücadele ile geçirdi. 1965 seçimlerinde Urfa’dan TİP milletvekili olarak seçildi. 1940’lardan sonra sürekli baskı altında tutulan Boran, en son gözaltına alındığında 70 yaşındaydı. 1980 yılında siyasi mülteci olarak Belçika’ya gitti. 1981’de yurttaşlıktan çıkarıldı. 7 yıllık sürgün yaşamından  sonra 77 yaşında 1987 sabahı yaşama veda etti.

Devamı…Türkiye’nin ilk kadın sosyalist akademisyeni; Behice Boran