Çetin Altan: Evde babama söyledim, Orhan Veli ölmüş dedim…

Orhan Veli Öldü

Orhan Veli öldü. Ben bu satırları yazarken Orhan İstanbul morgunun teşrih masası üstünde yatıyor.
36 yaşında öldü Orhan. Türk şiirini kökünden sarsmış,yüzlerce şairi tesiri altında bırakmış genç yaşta pek az kimseye nasip olan bir şöhret kazanmıştı. Orhan,başka bir millette doğsaydı milletlerarası bir şöhrete de ulaşırdı. Son zamanlarda işittiğime göre ceketi olmadığı için gömlekle dolaşıyormuş. Onun yüzde biri kadar sanatkar olmayanlar,hatta insan olmayanlar bugün genel müdürlüklerde, sefirliklerde sefa sürüyorlar. Ve Orhan ceketsiz öldü.

Karşımda Yaprak koleksiyonu duruyor. Orhan’ın kendi eliyle verdiği Yaprak’lar. Orhan’ın bunlarda ne kadar emeği vardır yakınları bilir.

Akşamları Şükran Lokantası’nda yahut Acemin Meyhanesi’nde otururdu. Konuşur, alay eder, şarap paralarını hesap eder vakit geçirirdik.

Ankara tiyatrolarında Orhan’ın tercüme ettiği piyesler oynanırdı. Gazetelerde Orhan’a dair düzinelerle yazı çıkardı. Ve Orhan üçüncü sınıf bir meyhanenin köşesinde beş parasız kafayı çeker, boyuna çekerdi.

Ahmak insanlar onu sıkıyordu,bunaltıyordu. Halbuki ne kadar çok ahmak insan vardı.

Orhan’ın öldüğünü ilk defa, onu benden daha iyi tanıyan,ona benden çok daha yakın olan bir arkadaşına söyledim.

-Ya dedi;hemen iyi bir yazı yazayım. Orhan’ın ölümü üzerinde hiç durmamıştı,yazacağı yazıyı düşünüyordu; içim sızladı. Evde babama söyledim, Orhan Veli ölmüş dedim.

-Kimdi o Orhan Veli,öyle bir isim kulağıma çalındıydı. Neden ölmüş dedi.
-İçkiden dedim.
-Öyleyse hiç acıma,zaten bu şair makulesi sefih ve sefil olurlar,dedi.

Babam bu sözleriyle bana da bir ibret levhası çizmek istiyor gibiydi.Kendisine söyledim:
-Vah vah dedi.Sonra hemen çıkarıp yeni aldığı tıbbiye kitaplarını gösterdi; seksen lira verdim dedi.
-Orhan’ı sıkan,Orhan’ı meyhane köşesinde hapseden,hatta rakı şisesinde balık olmaya razı eden cemiyet onun ölümünden içki içenlerin çabuk öldüğüne dair ya bir ibret dersi çıkaracak yahut da vah vah deyip geçecekti.

Bu böyle olmamalıydı. Ama ne çare ki Orhan Veli’nin insanlara verdiğini insanlar ona vermeyecekti.

Çetin Altan
Kasım 1950

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz