“Sokakta kendimize rastlasak tanıyamayacağız!” Normalliğin Deliliği – Arno Gruen

arno-gruenHepimiz, bize içteki kaosun acısından kaçmayı zorla kabul ettiren uygarlığımız tarafından şekillendirildik. Korkunun üstü örtülmelidir, korku­nun yüzüne bakmamak gerekir. “Sağlıklı olmak” böylelikle, karmaşık bir içyaşamın hastalığını gizlemek üzere çok etkin bir şaşırtmaca oyunu haline gelir.

Devamı…“Sokakta kendimize rastlasak tanıyamayacağız!” Normalliğin Deliliği – Arno Gruen

Normalliğin Deliliği: Gerçeklik Adına Gerçekliğin Reddi – Arno Gruen

Arno GruenUygarlık ve onun itaat talep eden normları kendilik nefretinin oluşumunda belirleyici etkenlerdir. Hoşnutsuzluğun ve mutsuzluğun nedeni budur, iktidar kültünü ayakta tutan ideolojiler adına gerçek görmezlikten gelindiği sürece toplumun ekonomik ve politik çizgisi ne olursa olsun insanın mutsuzluğu yaşamımızın sürekli özelliği haline gelecektir.

Devamı…Normalliğin Deliliği: Gerçeklik Adına Gerçekliğin Reddi – Arno Gruen

Nasıl oluyor da “normal” insan bu kadar çok yıkıcılığa neden oluyor? – Arno Gruen

Arno GruenNormalliğin Deliliği: İnsandaki Yıkıcılık Üzerine Bir Kuram
“Acı çekme olarak gösterilen kendine acıma; Faşist bir kişiliğin bir parçasıdır, ama belli bir ideolojiye atfedilmemelidir. Çünkü bu kişilik tipi, güç uygulanan her yerde bulunur ve kendisini demokratik olma kadar komünist olma tavrının ardında da gizleyebilir. Dikkat etmemiz gereken, kişinin politik yönelimi değil, insani bir varlık olarak kendi kendisine karşı ne kadar dürüst olduğudur.

Devamı…Nasıl oluyor da “normal” insan bu kadar çok yıkıcılığa neden oluyor? – Arno Gruen

Soyutlama Üzerine: İnsani Yaşamın Zayıflaması ve Bozulması – Arno Gruen

Arno GruenSoyutlama, kendiliğimizden uzaklaşmamıza ve şiddet eğilimine neden olan ve bunların devamına yol açan bir araçtır. Zekânın fazla abartılması tutkudan, heyecandan ve içtenlikten uzak soyut düşüncenin, kısmen de olsa, yüceltilmesine neden olmuştur. Soren Kierkegaard, 1846’da, zekânın fazla abartıldığında, gerçeği gerçeğe benzer şekillerde temsil eden fikirlere dönüştürdüğünü belirtmiştir. Bu dönüşüm, kendi içinde bulunduğu şartlardan doğan mantık esas alınarak fikir olarak addedilen düşüncelerin, daha üstün bir “gerçeklik” ortaya atmasına neden olur. Bu ulvi gerçeklik, fikirleri uymaları gereken gerçeklikten fazlasıyla saptırabilmektedir.

Devamı…Soyutlama Üzerine: İnsani Yaşamın Zayıflaması ve Bozulması – Arno Gruen

Özerklikten ve Kendine Ait Bir Kendiliğe Sahip Olma Özgürlüğünden Korkmak – Arno Gruen

Arno Gruen

Hepimiz özgürlük istediğimiz halde, saygısını ve övgüsünü beklediğimiz güce çeşitli şekillerde bağlıyız. Bu, bizi sonsuz bir tasvip edilme ihtiyacına mahkûm eder, hem de gerçek isteklerimizi reddedenlerin tasvibine.
“Sevgilerine” bağımlı olduğumuz insanların isteklerine taviz vermeyi çok küçük yaşlarda öğrendik. Üzerinde fazla kafa dahi yormadan, özgürlüğü itaatsizlikle eş tutmayı öğrendik. Bunun sonucu olarak, sözünü ettiğim oturumun da gösterdiği gibi, özgürlüğü korku ve endişe duygularıyla beraber hissetmekteyiz.

Devamı…Özerklikten ve Kendine Ait Bir Kendiliğe Sahip Olma Özgürlüğünden Korkmak – Arno Gruen

Kendinden Kaçış Yolu Olarak Nefret, Kendilik Nefreti ve Kötülük – Arno Gruen

Arno GruenModern sosyal bilimler sapkınlığı kabul edilebilir hale getirmek üzeredir. Araştırmacılar Milgram deneyi ile ilgili şu sonuca varırlar: “Birden fazla gözlemci olduğunda, araya girmenin sorumluluğu bütün seyirciler tarafından paylaşılır… Bunun sonucunda da birey tek başına yardıma koşmaya pek yanaşmayabilir. O sırada yakın sosyal çevrede hâkim olan şartlar bireylerin tepkisi bakımından daha önemli sayılmakta, “apati” veya “kentleşmeden dolayı yabancılaşma” gibi daha belirsiz kültür ve kişilik kavramları ikinci plana itilmektedir…
“Yardım etmeye yanaşılmaması, kurbanla etraftaki insanlar arasındaki ilişkiden çok, etraftaki insanların birbirleriyle olan ilişkisi açısından incelendiğinde, belki daha iyi anlaşılabilir”. (B. Latane ve J. Darley, 1969)

Devamı…Kendinden Kaçış Yolu Olarak Nefret, Kendilik Nefreti ve Kötülük – Arno Gruen

Arno Gruen: İtaat Kültürü, Özerkliğin Yerini Alarak İnsanlığımızı Yok Ediyor

Arno GruenToplumumuzdaki gerçekten zayıf kişiler, acı çekenler değil, acı çekmekten korkanlardır. Topluma uyumu başarıyla gerçekleştirmiş olanlar, asıl zayıflardır. Bu yüzden binlerce yıldır duyarlılığın zayıflık olduğunu iddia ederek propagandalarını bu biçimde yürütüyorlar. Bilinçlerini bölerek bütün acılardan kaçmaya çalışanlar onlardır; deforme olmuş bir gerçeğin, yani güç ve iktidar ideolojisinin asıl taşıyıcıları.

Devamı…Arno Gruen: İtaat Kültürü, Özerkliğin Yerini Alarak İnsanlığımızı Yok Ediyor

Erkeğin İnsanlığının Köreltilmesi ve Kadının Ezilmesi – Arno Gruen

Kendine İhanet.jpegSürekli kahramanlar aramaktayız. Kahramanımız haline getirdiğimiz erkek veya kadın gerçek insana dönüştüğünde onu terk ederiz. O andan itibaren onu küçümsemeye başlarız. Bunu yaparken de, bu mantık uyarınca “kaybımızdan” dolayı kendimizi ölecek kadar zayıf hissettiğimizin farkına bile varmayız. Görünüşte mükemmel olan toplumumuzda yaşanan depresyon ve çaresizlik, bunun su götürmez belirtileridir.

Devamı…Erkeğin İnsanlığının Köreltilmesi ve Kadının Ezilmesi – Arno Gruen

Arno Gruen: “Vatanseverlik” maskesi altında çocuklara karşı duyulan nefret gizleniyor

Arno GruenYalanı Korumak Adına Uygulanan Şiddet

Guatemala kaynaklı bir raporda, eski devlet başkanı general Oscar Humberto Mejia Victores’in, kayıplar için etkinlikte bulunan bütün vatandaşları kışkırtıcı ilan ettiğini ve kovuşturmaya uğratıldıkları açıklandı. Örneğin kayıplardan biri, kocası evinden alınarak götürülen ve kayıp kocalarını arayan Guatemalalı kadınların kurduğu bir dayanışma grubuna katılan yirmi dört yaşında bir anne olan Rosario Godoy de Cuevas. Cesedi daha sonra, erkek kardeşinin ve küçük oğlunun cesetleriyle birlikte bulundu. Bebeğin tırnakları sökülmüştü. “Vatanseverlik” maskesi altında sadece cinayet dürtüleri değil, öncelikle de çocuklara karşı duyulan nefret gizleniyor.

Devamı…Arno Gruen: “Vatanseverlik” maskesi altında çocuklara karşı duyulan nefret gizleniyor

Yalanı Korumak Adına Uygulanan Şiddet – Arno Gruen

Arno Gruen“Karşısında tüm dünyanın korkacağı bir gençlik yetişecek. Zorlu, buyurgan, korkusuz, acımasız bir gençlik istiyorum… Entelektüel eğitim istemiyorum… Ama hükmetmeyi öğrenmeliler. En zorlu sınavlarla ölüm korkusunu yenmeyi öğrenmeliler.” [Adolf Hitler]

İtaat, insanı kendi içinden uzaklaştırır ve onu aynı zamanda bu nedenle oluşacak huzursuzluktan korur. İtaatkar davranışın çok farklı çeşitleri vardır. Hepsinin ortak gereksinimi sevgi üzerine söylenmiş yalanı korumaktır. Kendini bu yalana tabi kılmak, gerçeğe uygun yaşam kabul edilir. Ama hem iç hem dış dünyayı içselleştirme yeteneğini koruyan birine böyle bir gerçek hastalıklı görünür.

Devamı…Yalanı Korumak Adına Uygulanan Şiddet – Arno Gruen

Arno Gruen’den 20 Alıntı: “Zayıf kişiler, gerçekten acı çekenler değil, acı çekmekten korkanlardır…”

Arno Gruen• Ölmeyi kabullenemeyen insanlar ölümü yüceltirler. Asla yaşamamış oldukları için ölümden kaçmak isteyen bu insanlar, onu başkalarına dayatırlar.

• Kendine ait bir kendiliği olmayan insan asla ölüme hazır olamaz. Sadece gerçek anlamda yaşamış olanlar, canlılığı sevinç ve acıyla tatmış olanlar ölümü sukunetle karşılayabilir. Ölümden kaçmak, kendilik geliştirememiş insanların özelliğidir. Başarı, sahip olma hırsı insan ve doğa üzerinde hakimiyet kurma çabası, kendini canlı hissetmek için gösterilen beyhude bir çabanın ifadeleridir. Fakat bütün bunlar insanı sevgiye götürmez; ortaya çıkan şey, sonsuz yaşam yanılsamasını sürdürmeye yarayan, taşlardan veya ideolojilerden oluşan devasa anıtlardan ibarettir.

Devamı…Arno Gruen’den 20 Alıntı: “Zayıf kişiler, gerçekten acı çekenler değil, acı çekmekten korkanlardır…”

Arno Gruen: Savaşı ikincil ve katlanılabilir bir şey haline getirdiler

Arno Gruen“Gerçekçiler”in başarısının dayandığı tek nokta sadece kendilerini lider olarak vazgeçilmezleştirme sanatına hakim oluşları değildir, aynı zamanda kendi benliklerinden vazgeçebilmek için böyle liderlere ihtiyaç duyanların yapılarında var olan tabi oluş da bir etkendir. Uzlaşmaya duydukları ihtiyaç bütün varlıklarını, kuralları yerine getirmeye yöneltir. Yasalara ve talimatlara harfiyen bağlıdırlar ve bu yüzden duygu dünyamızın gerçekliğini bozarlar. Böylelikle de kendilerindeki yıkıcı itkilerle karşılaşmak zorunda kalmazlar. Çoğunlukla bürokrasi içinde yer edinirler, böylelikle düzen ve yasalar adına duyguları ezerken kendilerini tümüyle haklı hissedebilirler.

Devamı…Arno Gruen: Savaşı ikincil ve katlanılabilir bir şey haline getirdiler

“Bir defa kendiniz olmaktan vazgeçerseniz artık yalanla yaşarsınız…” Sonsöz – Arno Gruen

Kendine İhanet.jpegHiçbir zaman başkaldırma şansımız olmamışsa, asla kendiliğimize sahip olamamanın anlamsızlığını yaşamak kaderimizdir.
Franz Kafka, nafile olan bu tutunmayı çok duyarlı bir biçimde anlatmıştır. Dava adlı romanında, Joseph K. bir bisikletçi kimlik belgesiyle kim olduğunu kanıtla maya çalışır! Kafka’nın kahramanları acı çekmektedir, çünkü sadece görüntüden ibaret olan eksik kimliklere boşuna inanmışlardır. Bütünlüklerini “babacan” kanunlarla elde etmeye çalışarak, özlerinin sözde şekilsizliği içinde çözünmekten korunmaktadırlar. Traven’ in romanlarındaki kahramanlar ise çok farklıdır. Örneğin Ölü Gemi adlı romanında Koslowski zorla kabul ettirilen her türlü kimliğe karşı sonuna kadar mücadele etmektedir.

Devamı…“Bir defa kendiniz olmaktan vazgeçerseniz artık yalanla yaşarsınız…” Sonsöz – Arno Gruen

“İnsanlar suçluluk duygularından kurtulmak için saldırgan davranır” Suçun Katlanılmazlığı – Arno Gruen

Arno GruenAhlak ve İnsanlık
Vicdan ve suç, toplum içinde birlikte yaşamamızın ahlaki temelleri olarak kabul edilir. Bunlar olmadan toplum hayatının işlemeyeceğine inanırız. Sigmund Freud da uygar yaşamın temellerinin vicdan ve suç olduğuna inanıyordu. Bu bağlamda baba katli tabusu Freud (1955) için birincil rol oynuyordu. Freud’a göre babayı öldürme dürtüsü, oğlun anneyle ilişkisinin ödipal temelinden kaynaklanıyordu. Böyle bakıldığında her toplum, varsayılan baba katli dürtüsünü denetim altında tutmaya yarayan yasalara ve kurallara dayanmaktadır. Bu yasalar ve kurallarla çelişen haz ilkesinin yerini de bu yüzden baba tabusu almalıdır. Gerçeğe sadece bunun hizmet ettiğine inanılır.

Devamı…“İnsanlar suçluluk duygularından kurtulmak için saldırgan davranır” Suçun Katlanılmazlığı – Arno Gruen