Şarkiyatçılığı Yeniden Düşünmek – Edward W. Said

edward-said“Burada ele almak istediğim meselelerin her biri Şarkiyatçılık’ta tartışılmış olan genel meselelerden kaynaklanıyor. Bunların en önemlileri: Başka kültürlerin, toplumların, tarihlerin temsil edilmesi; iktidar ile bilgi arasındaki ilişki;
Entelektüelin rolü; farklı türden metinler arasındaki, metin ile bağlam arasındaki, metin ile tarih arasındaki ilişkilerle ilgili yöntembilimsel sorunlar. En başta bir-iki şeyi netleştirmek isterim. İlk olarak, “Şarkiyatçılık” sözcüğünü, kitabıma değil kitabımın ilgili olduğu sorunlara göndermede bulunmak için kullanıyorum; hem Şarkiyatçılık’ın hem de ondan sonraki çalışmalarımın kapsadığı entelektüel ve siyasi alanla uğraşacağım. İkincisi, bunun eleştirmenlerimi cevaplama çabası olarak görülmesini istemem. Şarkiyatçılık çoğu olumlu ve öğretici; epeyce kısmı düşmanca, bazen de küfürden farksız yorumlara yol açtı. Ama işin aslı şu ki yazılıp söylenen her şeyi sindirmiş ve kavramış sayılmam. Eleştirmenlerimin sorduğu sorular arasından bana bir argümanı odaklama konusunda faydası olacakmış gibi gelen soruları kavradım olsa olsa. Alman Şarkiyatçılığını kitabın dışında bırakmış olmam türünden gözlemler ise açıkçası bana yüzeysel geliyor (kimse niye dahil etmem gerektiğini söylemiş değil), bu yüzden de bunlara cevap vermenin anlamı yok. Keza, bazılarının ileri sürdüğü, tarihdışı ve tutarsız olduğum iddiası da, tutarlılığın (artık bununla her ne kastediliyorsa) erdemleri sıkı bir analize tâbi tutulmuş olsaydı daha ilginç olabilirdi; tarihdışılığıma gelince, bu da tantanalı ama kanıtlanmamış bir suçlamadan ibaret.

Bir düşünce ve uzmanlık alanı olarak Şarkiyatçılık birbiriyle örtüşen çeşitli veçheler içeriyor şüphesiz: Bu veçhelerin birincisi, Avrupa ile Asya arasındaki değişen, 4000 yıllık tarihi olan tarihsel ve kültürel ilişki; ikincisi, Batı’da on dokuzuncu yüzyıl başlarından itibaren çeşitli Şark kültürleri ve gelenekleri hakkında uzmanlaşılmasını sağlayan bilimsel disiplin; üçüncüsü ise, dünyanın Şark denen bir bölgesi hakkındaki ideolojik varsayımlar, imgeler ve fanteziler. Şarkiyatçılığın bu üç veçhesi arasındaki ortak payda, Garp’ı Şark’tan ayıran çizgidir; ben de kitabımda bunun bir doğa olgusu olmaktan çok, insan tarafından üretilen, imgesel coğrafya adını verdiğim bir olgu olduğunu iddia ettim. Ancak bu, Şark ile Garp arasındaki ayrımın değişmez olduğu ya da kurmacadan ibaret olduğu anlamına gelmez. Vico’nun milletler dünyası dediği şeyin bütün veçhelerinde olduğu gibi, Şark’ın ve Garp’ ın insanlar tarafından üretilen olgular oldukları ve bu yüzden de ilahi ya da doğal değil toplumsal dünyanın ayrılmaz bileşenleri olarak incelenmeleri gerektiğini özellikle vurgulamak anlamına gelir. Ve toplumsal dünya incelenen nesne ya da alanın yanı sıra inceleme işini yapan kişi ya da özneyi de bünyesinde barındırdığı için, Şarkiyatçılığı ele alırken bunların ikisini de hesaba katmak şarttır. Şurası açıktır ki bir yanda Şarkiyatçılar bir yanda da Şarklılar olmadan Şarkiyatçılık diye bir şey söz konusu olamaz.
Aslında bu, her türlü yorumlama teorisi, yani yorumbilgisi için temel önemde bir olgudur. Yine de Şarkiyatçılığın sorunlarını ona uygun siyasi, etik ya da hatta epistemolojik bağlamlar içinde tartışma yönünde kayda değer bir isteksizlik söz konusudur hâlâ. Bu gözlem, kitabım hakkında yazan profesyonel edebiyat eleştirmenleri kadar Şarkiyatçıların kendileri için de geçerlidir. Şarkiyatçılığın siyasi kökeni ve süregiden siyasi güncelliğini inkâr etmek bana bariz biçimde imkânsız göründüğü için, hem siyasi hem de entelektüel gerekçelerle, Şarkiyatçılık siyasetine gösterilen direnişi, tam da inkâr edilen şeyin semptomu olan direnişi araştırma konusu yapmak boynumuzun borcudur.”(69)

“Şarkiyatçılığı Batı’nın kendi tasarılarını Şark’a yansıtması ve Şark’a hükmetme isteği olarak düşünmeye başladıktan sonra, beklenmedik pek az şey çıkar karşımıza. (…) on dokuzuncu yüzyıl ile yirminci yüzyılda şarkiyatçıların sayısında ciddi bir artış oldu; çünkü, bu arada, imgesel ve gerçek coğrafyanın erimi küçülmüş; Şark-Avrupa ilişkisi, piyasa, kaynak, sömürge arayışındaki önlenemez Avrupa yayılmacılığı tarafından belirlenmiş; şarkiyatçılık bir araştırma söyleminden emperyal bir kuruma dönüşmekle kendi başkalaşımını tamamlamıştı. (…) vurgulamak istediğim şey şu: salt metinsel bir şark kavrayışından ya da tanımlanmasından, tüm bunların şark’ta uygulamaya konulmasına geçilmiştir ve –sözcüğü düz anlamıyla kullanacak olursam- bu akıldışı geçiş de şarkiyatçılıkla yakından ilintilidir. (…) Şark’a ilişkin bir düşünce dizgesi olarak şarkiyatçılık, özel insani ayrıntıdan genel insanötesi ayrıntıya çıktı hep; onuncu yüzyıl Arap şiirine ilişkin bir gözlem, katlana katlana, Mısır, Irak ya da Arabistan’daki şark zihniyetine yönelik (ayrıca bu zihniyete dair) bir siyasa üretti kendinden. (…) Şarkiyaçılık, değişmez bir şark, batı’dan (çağdan çağa değişen gerekçelerle) mutlak olarak farklı bir şark varsaydı. on sekizinci yüzyıl sonrası biçimiyle şarkiyatçılık, kendini gözden geçirip düzeltemedi hiç. ” (106)

Şarkiyatçılığın sınırlılıkları, bir anlamda, bir başka kültürün, insanın ya da coğrafi bölgenin insaniliğini yoksaymanın, özselleştirmenin, soymanın getirdiği sınırlılıklardır. ancak şarkiyatçılık bundan bir adım öteye gider: Şark’ı, varlığı batı için sergilenmekle kalmayan, zaman ile mekanda sabitlenmiş de olan bir şey gibi görür. şarkiyatçılık, Şark’ın kültürel, siyasal, toplumsal tarihindeki bütün dönemlerin salt batı’ya verilen karşılıklar olarak görülmesi bakımından, çok etkileyici betimsel ve metinsel başarılara ulaşmıştır. batı başoyuncudur, şark ise edilgen tepki vericidir. Şark’a özgü davranışların her bir yönünün izleyicisi, yargıcı, jürisidir batı. Ne ki, yirminci yüzyılda tarih, şark’ta ve şark için köklü bir dönüşüm yarattığında afallar şarkiyatçı. (119)

Şarkiyatçılık,
Edward W. Said
Metis Yayınları

 

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Suskunluk: Biz kadınlar çok uzun bir sessizlikten geliyoruz – Sheila Rowbotham

Erkeğin kadınla olan ilişkisi, ezenle ezilen arasında­ki başka ilişki biçimlerine hiç mi hiç benzemez. Bu ilişki çok daha in­celikli, çok...

Kapat